Başkasının işini devam ettirmek kadar zor bir şey olmasa gerek. Fi tarihlerinde (bundan 100 sene kadar evvel yani, asp’ye merak saldığımız ve azıcık da olsa kod yazdığımız dönem olur bu aynı zamanda) başkasının yazdığı kodlar üzerinde bir şeyleri değiştirmek o kadar zor gelirdi ki, tutup her şeyi baştan yazmak daha kolay gibi görünürdü. (Yeri gelmişken belirteyim, Ansugo efendinin yazdığı kodlara hep hayranımdır, o parantezleri nasıl süsleyerek yapar, nasıl bir düzenlidir, aklım almaz. [Sırf öyle süslü parantezler yapabilmek için, az uğraşmamışımdır, ama öğrendim ki uğraşmakla olmuyormuş, Allah vergisiymiş.] Emek sarfediyor adam. Süslemeye verdiği emeği kod yazmaya vermiş olsaydı zaten, şimdilere köşeyi dönmüş bizi de tanımıyor olurdu :P Ayrıca Sadettin efendi de kod yazarken çok düzenlidir. Hiç unutmam bir defasında {alay S1′de iken} Saadettin efendi benim yazdığım bir kodu inceliyordu da, “bunlar da ne böyle, bu ne biçim parantez, neyin ne olduğu belli değil”, gibi acayip gaz verici cümleler kurmuştu. Zaten o günden sonra tek satır kod yazmadım. Niye acaba?)
Neyse efendim lafı çok uzattım, nereye bağlayacağımımı unutmadan bağlayayım lafı şuraya: Başkasının işini devralmak, o işi devam ettirmek sadece kod yazarken değil her alanda sıkıntı doğuruyor. Hele hele, 2003′ten 2004′e devredenler, 2004′tekiler, 2005′tekiler gibi alengirli bir rapor isteniyorsa sizden, sizden öncekileri saygıyla ve sevgiyle anmanıza da vesile oluyor.
Amcalar kalem oynatmamış, diğer amcalar da benden rapor istiyor!
Eh artık, elde ne varsa, ya da tabir-i diğerle: yersen!