Archive for Mayıs, 2005

“Türkçemize Sahip Çıkmak”

Pazar, Mayıs 29th, 2005

29.05.2005 tarihli Milli Gazete‘de yer alan ve Nedim Odabaş‘ın kaleme aldığı “Türkçemize Sahip Çıkmak” başlıklı yazı, buradan okunabilir. Ben sadece bazı bölümlerini buraya alıntılıyorum. Başlıkla yazının tezatlığını göstermek için:

“…süren kreatif çalışmalar yaparlar.”

“…Türkçe dilinin kullanımına aşırı özen göstermesi icabetmektedir.”

“…Mişafir odaşı, şalon takımı, yatak odaşı takımı” gibi normal kullanılması gereken kelimelere ‘ş’ harfi ekleyerek abuk-subuk sözcükler üretiyorlar.”

“…çıkıyorsunuz? denilebilir.”

“…yedi yaşlarındaki…”

“…Türkçe dilinin kullanımıyla…”

Türkçe’nin yanlış kullanımını eleştiren bir yazı yazıyor iseniz, yazdığınız yazının ne kadar düzgün yazılmış olduğuna dikkat etmeniz gerekiyor.

Yukarıda alıntıladığım bölümlerde ne gibi yanlışlıklar yapıldığını daha sonra izah edeceğim.

Bu arada, yazarın son cümlesi:

“Lütfen Türkçe’mize sahip çıkalım!”

Bizi anlatır…

Cuma, Mayıs 27th, 2005

Gel Keyfim Gel...

İnternet’te Gerçek Gazete

Perşembe, Mayıs 26th, 2005

“Gazete, gazeteden okunur, ne o öyle web sitelerinden gazete okumak” diyenlerdenseniz, PressDisplay.com tam size göre. Amcalar gazeteleri, gerçek halleriyle internete aktarıyorlar, siz de takılıyorsunuz kafanıza göre.

Türkiye’den 6 gazetenin (Hürriyet, Milliyet, Radikal, Tercüman, Türkiye, Zaman) yeraldığı sitede, envai çeşit ülkenin gazeteleri fazlasıyla yeralmakta. Takılın…

(Bu sitenin linkini bir blogda görmüştüm ama o blogu hatırla(ya)mıyorum şimdi. Hatırlatmak isteyen varsa yorum mekanizmasını kullanabilir.)

Wordpress-tr

Çarşamba, Mayıs 25th, 2005

Nahnu elebaşısı ve arkadaşları bir araya gelip wordpress-tr diye bir şey kurmuşlar. İşe yarar muhakak. Ayrıntı gibilerinden bir şeyler de burada.

“Erkekler Çok Komik”

Salı, Mayıs 24th, 2005

Türkiye siyasetin iplerinin alabildiğine gerildiği bir dönemden geçiyor. Nelerin olup bittiği konusunda ne halkın, ne de halkın temsilcisi olduğunu düşünenlerin zihninde muhkem bir tasavvur mevcut değil. Herkes bir şeyler söylüyor; daha doğrusu bir şeyler söylüyormuş gibi yapıyor ve fakat esasen hiçbir şey söylemiyor. Bu karmaşıklığı, bir biçimde açık kılmak lazım geldiğini düşündüm ve bunun üzerine ben de herkesin aksine, bir şeyler söylemiyormuş gibi yapıp bir şeyler söylemeye karar verdim. İşte size Averchenko’nun dilinden irtica’nın postmodernist bir yorumu:

Gülümseyerek “Erkekler çok komik” dedi. Bunun kabahat mi, yoksa övme mi belirttiğini anlamadığım için, “Gerçekten doğru” diye cevap verdim.
(daha fazla…)

“İstanbul’a Hasret”

Pazar, Mayıs 22nd, 2005

Büyük Doğu Yayınevi, sonunda bir şeyler yapmak gerekliliğine karak vermiş olduğundan olsa gerek, Necip Fazıl Kısakürek’in “yeni” bir kitabını yayımladı: “İstanbul’a Hasret / Necip Fazıl Kısakürek”. Mehmed Kısakürek’in derlediği kitap hakkında kitapyurdundan bilgi alabilirsiniz.

Büyük Doğu böyle bir şeyi çok daha önceden yapmalıydı. Necip Fazıl‘ın kitaplarının kapaklarını, baskılarını değiştirerek piyasaya sürmek, Çile‘nin yayın hakkını (süreli ya da süresiz bilmiyorum) Yapı Kredi Yayınlarına vermek (ki Yapı Kredi Yayınlar‘ının çıkardığı Çile gibi bir Çile‘yi neden Büyük Doğu çıkarmamıştır hâlâ anlayabilmiş değilim!) gibi şeyler dışında, Necip Fazıl‘ın yayınlanabilir nesi var nesi yoksa yayınlamalıydılar. Bunu çok daha önce yapmalıydılar ya, böyle bir şeye başlanmış olması hem sevindirici hem de şaşırtıcı. Hayırlısı bakalım…

Ben İstanbul’un kara sevdalısıyım.
Sevmek; ne kolay laf bu böyle!
-Filan şeyi seviyorum, falan şeyi sevmiyorum!
Diye, en ucuz, keyfi ve insiyaki hükümlerimizi, çok defa bu lafla ortaya atarız. Halbuki bana sorarsanız, sevgi kadar basit ve girift, alalade ve harikulade, hiç ve her şey, hesabını vermediğimiz ve vermeye mecbur olduğumuz nesne yok bu dünyada.
Ben İstanbul’un kara sevdalısıyım…
Ve sevmek fiilinin, alaladelik içinde harikuladeliğe eş olarak, onu ancak en girift tecellisi içinde canlandırabileceğine inanıyorum.

Komedi

Cuma, Mayıs 20th, 2005

Haydi Kızlar Okula! (www.haydikizlarokula.org)

E haydi.

Böyle bir şey de ancak bizim memleketimizde olabilirdi.

Bir derdim var

Perşembe, Mayıs 19th, 2005

Bir derdim var artık, tutamam içimde…
Gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar?
Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar..
Herkes neden düşman, herkes neden düşman?
Unuttuk hepsini, ruhun nefesini.
Gelme yanıma sen başkasın ben başka!

Bir derdim var artık tutamam içinde…
Gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar?
Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar…

Bak bu son perde, oyun yok bundan sonra
Işık yok, hiçbir şey yok, yok,yok,yok!

Bir derdim var artık, tutamam içinde
Bir derdim var… Derdim var…

Mor ve Ötesi