Archive for Haziran, 2005

Vapurlarımızı Vermeyeceğiz!

Salı, Haziran 28th, 2005

http://www.vapurumuvermiyorum.org/

Vapurlara sahip çıkmaya çalışan güzel bir topluluk.

[Linki verdiği için Nahnu'ya bir adet vapur almakla teşekkür etmeyi düşünüyorum :P]

“İstanbul Seyahatnamesi”

Pazartesi, Haziran 27th, 2005

Enteresan bir başlık olduğunun ben de farkındayım ama maksat enteresan olmak değil mi zaten.

I. Gün (Dahası gece)

Saat 22:30 gibi havaalanına iniş. Dayımın, üzerine “Osman Sarı oğlu Sayın Ali Sarı” yazdığı bir kağıdı tutan elleriyle karşılandım. Komik adam bu benim dayım canım.

00:30 gibi evdeyim. İki yılımı geçirdiğim, adalar manzaralı terasıyla çok sevdiğim ev. Anneannem, nerede yatmak istersen orada yat dedi, ben de “İki yılımı geçirdiğim odamda yatacağım” dedim. Nostalji meraklısı değilim ama ne bileyim, yeniden o odada olmak, terasta sigara içip adalara bakmak… Güzeldi velhasıl.

Yattım ve uyudum.

II. Gün

İstanbul’da geçirdiğim iki yıl boyunca, bir insanın aklına gelebilecek ve yine bir insanın ihtiyaç duyabileceği her anda ve her şekilde yanımda olan güzel insanla beraber Kadıköy’de buluştuk. Fenerbahçe taraflarına doğru süren uzun yürüyüş, çaylar, kahveler ve koyu bir muhabbet… Akşam erken ayrılmak zorunda kaldık ama tabii ki daha sonraki günlerde telafisi olacaktı.

III. Gün

Saat 14:00’e doğru Taksim’de Muhsin ve Hamza ile buluştum. İstiklal’deki bir danışmanlık bürosunda süren uzun bekleyişin ardından Dolmabahçe’de çay keyfiyle başlayıp, Yıldız Parkındaki “Kır Kahvesi’”nde devam eden ve Beşiktaş iskelesinde son bulan buluşma. Onlar ne Almanya’ya gidebiliyor, ne de geri dönebiliyor. İki aradalık. Çok zor…

IV. Gün

Hasan’la yapılan telefon görüşmesinin artından Gayrettepe’de, TMSF’de buluşma! Okuldayken tanışıklığımın olmadığı arkadaşların da yer aldığı güzel bir ziyaret. Sonrasında beraberce Üsküdar’da, Fethi Paşa Korusu’nda oturduk sohbet ettik. O gece, 23:00 sularında sona erdi.

V. Gün Saat 14:00’e kadar









V. Gün Saat 14:00’ten sonra

I. günkü buluşmanın yarım kalmışlığını gidermek adına, her zamanki yerimizde, Moda’da saat 19:00’a kadar muhabbet… Yine yarım kaldı. Yine aklım orada kaldı. Ama telafi edilecek, yarım kalmayacak.

VI. Gün

Olmadı ki böyle bir gün. Saat 14:00’te Trabzon’a uçuş. Zevkli bir seyahatti ki anlatamam. “Beş yüz milyon versem susar mısın?” dedim yanımdaki adama. Parayla her şeyi satın alabileceğini sanan biriydi. Bunun detayları da daha sonra.

Netice: Bir önceki yazımda da dediğim gibi; “aklım da, kalbim de İstanbul’da kaldı…”

İstanbul…

Pazar, Haziran 26th, 2005

Kısa süreli İstanbul gezim sona erdi, Rize’deyim tekrar.

İstanbul izlenimlerimi daha sonra detaylarıyla beraber yazacağım ama şunu söylemeliyim ki; aklım da, kalbim de İstanbul’da kaldı…

İstanbul, Nihayet!

Pazartesi, Haziran 20th, 2005

Bugün itibariyle işimden istifa etmiş, yeni işime de atanmışlığımın tebliğini tebellüğ etmiş bulunuyorum.

Normalde 15 gün olan mehil süresinin daha az bir kısmını (önümüzdeki pazara kadar olan kısmını yani) İstanbul’da geçireceğim.

Nahnuynan ve diğer güzel insanlarnan mangal mı ne yapacakmışız, sırf o yüzden gidiyorum.

Bir müddet sanal alemden ve de özellikle ogame’den ayrı kalacağım ama değer bence (ogame dedim de yaw ne olacak benim gezegenlerin hali?).

İstanbul’a gidişimde, dahası gidecek oluşumda maddi ve manevi desteklerinden ötürü babama ve özellikle de ablama teşekkür ediyorum.

Yayında ve yapımda emeği geçen tüm arkadaşlarım adına, mutlu geceler efendim.

Esen kalın!

Sınav

Pazar, Haziran 19th, 2005

Gittim, yaptım bi’şeyler çıktım.

Sözel bölümün kolay sorulardan oluştuğu kanaatindeyim. Sayısaldan sadece bir soru yaptım. Evet, bu bir rekor, ben de biliyorum!

Sınav başladıktan bir buçuk saat sonra dışarı çıktım. Okuldan dışarı çıkana kadar iki-üç görevli “yaw nereye gidiyon daha karpuz kesceğidik” mmuhabbeti yaptı. Güzeldi.

Okuldan çıkınca dışarıdaki bekleyenlerin suratıma aval aval bakışlarını uzun bir süre unutamayacağım gibi geliyor bana. Beni bekleyen kimse yoktu, ühühü.

Kalemim yok, silgim yok!

Pazar, Haziran 19th, 2005

Sabah ÖSS’ye gireceğim ama şimdi fakettim de ne kalemim var ne de silgim.

Sınava ne kadar önem verdiğim ortada değil mi!

ÖSS

Cumartesi, Haziran 18th, 2005

Öğrenci camiası için hayat memat meselesi olan Öğrenci Seçme Sınavı ya da “Geleceğinizin şeklilleneceği dışına taşırmadan kutucuk karalama oyunu” yarın yapılacak.

Ben de gireceğim sınava. Liseden sonra bir bağımlılık mı yaptı nedir analadım, habire giriyorum. Yüksekokul bitti, yine giriyorum.

Ömrümüz ÖSS’ye girmekle geçecek ya hu!

Sınava girecek olan herkese başarılar dilesem de bir işe yaramayacak nasıl olsa.

Tadını çıkarın bence, zatene senede bir defa oluyor…

Türkçemize Sahip Çıkmak – II

Perşembe, Haziran 16th, 2005

Daha önce “Türkçemize Sahip Çıkmak” başlıklı bir yazıdaki “dilbilgisi ve yazım hatalarını” burada göstermiş ve bu yazıdaki hataların neler olduğunu daha sonra yazacağımı söylemiştim.

Üşengeçliğimden ya da unutkanlığımdan (ne kadar da kararsızım değil mi, daha üç gün evvel unutamadığımdan bahsediyordum!) olsa gerek bu hataların neler olduğunu yazmadım. Hazır fırsat bulmuşken, beraberce irdeleyelim:

Yazar yazısında “…süren kreatif çalışmalar yaparlar.” diyor. Türkçe’nin düzgün ve güzel bir biçimde kullanılmıyor oluşunu eleştiren biri, hiç şüphe yok ki yabancı kelimelere karşı da titiz davranmak zorundadır. Ancak yazarımız, “kreatif” kelimesinin, Türkçe’nin güzel ve düzgün kullanımına engel teşkil etmediği kanaatinde olduğundan olsa gerek, “kreatif” kelimesini kullanmayı uygun görmüş.

“…Türkçe dilinin kullanımına aşırı özen göstermesi icabetmektedir.” Türkçe kelimesinin manası şudur: “Türk dili” hal böyleyken, “Türkçe dili” ifadesi, anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Doğrusu “Türkçe” ya da “Türk dili” şeklinde olmalıdır.

“…Mişafir odaşı, şalon takımı, yatak odaşı takımı” gibi normal kullanılması gereken kelimelere ‘ş’ harfi ekleyerek abuk-subuk sözcükler üretiyorlar.” Yazarımızın burada asıl söylemek istediği şey şu: “misafir odası, salon takımı, yatak odası takımı” gibi kullanılması gereken kelimelere “ş” harfi ekleyerek, “mişafir odaşı, şalon takımı, yatak odaşı takımı” gibi abuk-subuk sözcükler üretiyorlar.”

“…çıkıyorsunuz? denilebilir.” Soru işaretinden sonra her zaman için büyük harfle başlanılır. Bu bir imla kuralıdır. Üstelik burada soru işaretinin kullanılmasını gerektirecek bir durum da yoktur. (Bu tür sorunlar her zaman yaşanıyor. Üç tane imla, ya da bir soru işareti yanına bir ünlem, üç nokta yerine beş-altı nokta gibi.)

“…yedi yaşlarındaki…” Yedi, bir tanedir, yani tekildir. Yedi yaşlarındaki ifadesi de “Yedi yaşındaki” ya da “Altı-yedi yaşlarındaki” şeklinde olmalıdır. Bu hata da sürekli yapılan hatalardan. 1975’li yıllar örneğinde olduğu gibi.

Dil konusunda çok iddialı olan biri değilim. Ancak, dilin kullanılması gerektiği gibi kullanılmadığı iddiasındaysanız ya da dili düzgün kullanmayanları eleştiren bir yazı yazıyorsanız, kendi yazınızın ne kadar “olması gerektiği gibi olduğu” konusunda biraz daha düşünmek zorundasınız.