Türkçemize Sahip Çıkmak – II

Daha önce “Türkçemize Sahip Çıkmak” başlıklı bir yazıdaki “dilbilgisi ve yazım hatalarını” burada göstermiş ve bu yazıdaki hataların neler olduğunu daha sonra yazacağımı söylemiştim.

Üşengeçliğimden ya da unutkanlığımdan (ne kadar da kararsızım değil mi, daha üç gün evvel unutamadığımdan bahsediyordum!) olsa gerek bu hataların neler olduğunu yazmadım. Hazır fırsat bulmuşken, beraberce irdeleyelim:

Yazar yazısında “…süren kreatif çalışmalar yaparlar.” diyor. Türkçe’nin düzgün ve güzel bir biçimde kullanılmıyor oluşunu eleştiren biri, hiç şüphe yok ki yabancı kelimelere karşı da titiz davranmak zorundadır. Ancak yazarımız, “kreatif” kelimesinin, Türkçe’nin güzel ve düzgün kullanımına engel teşkil etmediği kanaatinde olduğundan olsa gerek, “kreatif” kelimesini kullanmayı uygun görmüş.

“…Türkçe dilinin kullanımına aşırı özen göstermesi icabetmektedir.” Türkçe kelimesinin manası şudur: “Türk dili” hal böyleyken, “Türkçe dili” ifadesi, anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Doğrusu “Türkçe” ya da “Türk dili” şeklinde olmalıdır.

“…Mişafir odaşı, şalon takımı, yatak odaşı takımı” gibi normal kullanılması gereken kelimelere ‘ş’ harfi ekleyerek abuk-subuk sözcükler üretiyorlar.” Yazarımızın burada asıl söylemek istediği şey şu: “misafir odası, salon takımı, yatak odası takımı” gibi kullanılması gereken kelimelere “ş” harfi ekleyerek, “mişafir odaşı, şalon takımı, yatak odaşı takımı” gibi abuk-subuk sözcükler üretiyorlar.”

“…çıkıyorsunuz? denilebilir.” Soru işaretinden sonra her zaman için büyük harfle başlanılır. Bu bir imla kuralıdır. Üstelik burada soru işaretinin kullanılmasını gerektirecek bir durum da yoktur. (Bu tür sorunlar her zaman yaşanıyor. Üç tane imla, ya da bir soru işareti yanına bir ünlem, üç nokta yerine beş-altı nokta gibi.)

“…yedi yaşlarındaki…” Yedi, bir tanedir, yani tekildir. Yedi yaşlarındaki ifadesi de “Yedi yaşındaki” ya da “Altı-yedi yaşlarındaki” şeklinde olmalıdır. Bu hata da sürekli yapılan hatalardan. 1975’li yıllar örneğinde olduğu gibi.

Dil konusunda çok iddialı olan biri değilim. Ancak, dilin kullanılması gerektiği gibi kullanılmadığı iddiasındaysanız ya da dili düzgün kullanmayanları eleştiren bir yazı yazıyorsanız, kendi yazınızın ne kadar “olması gerektiği gibi olduğu” konusunda biraz daha düşünmek zorundasınız.

paylaşmak güzeldir:


  • FriendFeed
  • Twitter
  • Facebook
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites

benzer yazılar:

3 Responses to “Türkçemize Sahip Çıkmak – II”

  1. jonquille Says:

    bunu yazan hakkında bu kadar konuşmaya bile değmez ama, dil’in hatrına..

    asıl dikkatimi çeken, yeni bi kampanya falan mı başlatıldı “hergüne yeni theme!” diye? :)
    hani yapan arkadaş “ben de iş çok da, yapacak site bulamıyorum” diyorsa, yol
    gösterebilirim:)
    hayırlı olsun, güle güle kullanın!
    (dünkü kaldırım resmi çok güzeldi.)

  2. Kudmanzu Says:

    “…çıkıyorsunuz? denilebilir.” Soru işaretinden sonra her zaman için büyük harfle başlanılır. Bu bir imla kuralıdır. Üstelik burada soru işaretinin kullanılmasını gerektirecek bir durum da yoktur. (Bu tür sorunlar her zaman yaşanıyor. Üç tane imla, ya da bir soru işareti yanına bir ünlem, üç nokta yerine beş-altı nokta gibi.)

    Aslında bence o tür kullanım daha doğru. Örneğin “Çok mu çalışıyorum? diye sordum.” cümlesinde eylem sormak. Ama eyleme konu olan şey bir cümle. Yani aslında cümle içindeki soru cümlesi cümle ile bütünleşik değil. Ayrı bir parçası. Bunu “Çok mu çalışıyorum diye sordum” yazdığınızda algılama bakımından çoğu kişi oradaki soru cümlesini düz cümle gibi algılayabiliyor. Zaten bu işaretler alıgıyı kolaylaştırmak için icat edilmiş. Bu bakımdan bu tür cümlelerde soru işaretini cümlenin öznesine ya da nesnesine ya da farklı bir yerine koymanın yanlış olmadığını düşünüyorum.

    Bundan farklı olarak en büyük hatalardan biri kısaltmalarda yaşanıyor. Bunu tüm gazete yazarları yapar dikkat ediniz :

    TBMM’ne, ÖDTÜ’ne, AET’na.. Bunlar yanlış. Bunların TBMM’ye, ÖDTÜ’ye, AET’ye şeklinde olması gerekiyor. Eğer okurken tek tek açılım yapacaksak ve örneğin “Avrupa Ekonomik Topluluğa” diye okuyacaksak zaten kısaltmanın pek bir faydası olmayacaktır.

    Diğer bir sorun ise yabancı kısaltmaların Türkçe okunuşunda yaşanıyor. Dikkat ettiniz :

    CNN (Si En En ), CNBC ( Si En Bi Si ), PIR (Pi Ay Ar)… Bu okunuşların hepsi tamamen yanlış. Bu tür okunuşlar ingilizce bilmenin çok görmüşlük imajı verdiği zamanlarda ortaya çıkmış bir takım yanlışlıklar. Belki size zor gelecek ama CNN (Ce Ne Ne), CNBC ( Ce Ne Be Ce ), PIR (Pe I Re ya da düz bir okuma ile Pır) şeklinde okumalar doğru olandır. ( İlk başlarda başkalarına söylediğinizde söylerken kendiniz bile yadırgayabilirsiniz. Ama kulağınız alıştıktan sonra karşı tarafın yadırgamasına hiç önem vermediğinizi farkedeceksiniz.)

    Son olarak diğer bir sorunumuz Şifre ve Parola kelimelerinde.

    Açıp sözlüğe bakarsak parola’nın belli bir izini aşmak için kullanılan bir kelime olduğunu görürüz. Örneğin askeriyede gece kışlaya yaklaşırken söylenen kelime ya da kelimeler paroladır. Ya da bir web sitesine giriş için sizin önceden belirlediğiniz kelime paroladır.

    Şifre ise parola dahil olmak üzere herhangibir metin ya da diğer bir tür verinin belli sistemler ile şifrelenerek insanın çözemeyeceği umulan bir hâle getirilmesidir. Örneğin bir web sitesinde sizin girdiğiniz parola güvenlik için sunucuda bulunan yazılım vasıtası ile şifreleniyor ve o şekilde saklanıyorsa sunucuda oluşan veri şifre, sizin verdiğiniz parola ise halen paroladır.

    İşin daha fenası yaptığı yazılımlarda parola yerine şifre kullanan kişiler verdikleri seminerlerde ya da yazdıkları makalelerde eğer konu şifreleme teknikleri ile ilgiliyse parola ve şifre ayrı iki kavramı ifade ettiği için kelimeleri düzgün olarak kullanmaktadırlar. Daha doğrusu doğru kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Ama ne hikmetse parolaya şifre demeğe aynen devam etmektedirler.

  3. Kudmanzu Says:

    Hırsımı alamamışım. :)

Leave a Reply