“İstanbul Seyahatnamesi”
ali usta, 27 Haziran 2005, 20:34Enteresan bir başlık olduğunun ben de farkındayım ama maksat enteresan olmak değil mi zaten.
I. Gün (Dahası gece)
Saat 22:30 gibi havaalanına iniş. Dayımın, üzerine “Osman Sarı oğlu Sayın Ali Sarı” yazdığı bir kağıdı tutan elleriyle karşılandım. Komik adam bu benim dayım canım.
00:30 gibi evdeyim. İki yılımı geçirdiğim, adalar manzaralı terasıyla çok sevdiğim ev. Anneannem, nerede yatmak istersen orada yat dedi, ben de “İki yılımı geçirdiğim odamda yatacağım” dedim. Nostalji meraklısı değilim ama ne bileyim, yeniden o odada olmak, terasta sigara içip adalara bakmak… Güzeldi velhasıl.
Yattım ve uyudum.
II. Gün
İstanbul’da geçirdiğim iki yıl boyunca, bir insanın aklına gelebilecek ve yine bir insanın ihtiyaç duyabileceği her anda ve her şekilde yanımda olan güzel insanla beraber Kadıköy’de buluştuk. Fenerbahçe taraflarına doğru süren uzun yürüyüş, çaylar, kahveler ve koyu bir muhabbet… Akşam erken ayrılmak zorunda kaldık ama tabii ki daha sonraki günlerde telafisi olacaktı.
III. Gün
Saat 14:00’e doğru Taksim’de Muhsin ve Hamza ile buluştum. İstiklal’deki bir danışmanlık bürosunda süren uzun bekleyişin ardından Dolmabahçe’de çay keyfiyle başlayıp, Yıldız Parkındaki “Kır Kahvesi’”nde devam eden ve Beşiktaş iskelesinde son bulan buluşma. Onlar ne Almanya’ya gidebiliyor, ne de geri dönebiliyor. İki aradalık. Çok zor…
IV. Gün
Hasan’la yapılan telefon görüşmesinin artından Gayrettepe’de, TMSF’de buluşma! Okuldayken tanışıklığımın olmadığı arkadaşların da yer aldığı güzel bir ziyaret. Sonrasında beraberce Üsküdar’da, Fethi Paşa Korusu’nda oturduk sohbet ettik. O gece, 23:00 sularında sona erdi.
V. Gün Saat 14:00’e kadar
…
…
…
…
…
…
…
V. Gün Saat 14:00’ten sonra
I. günkü buluşmanın yarım kalmışlığını gidermek adına, her zamanki yerimizde, Moda’da saat 19:00’a kadar muhabbet… Yine yarım kaldı. Yine aklım orada kaldı. Ama telafi edilecek, yarım kalmayacak.
VI. Gün
Olmadı ki böyle bir gün. Saat 14:00’te Trabzon’a uçuş. Zevkli bir seyahatti ki anlatamam. “Beş yüz milyon versem susar mısın?” dedim yanımdaki adama. Parayla her şeyi satın alabileceğini sanan biriydi. Bunun detayları da daha sonra.
Netice: Bir önceki yazımda da dediğim gibi; “aklım da, kalbim de İstanbul’da kaldı…”
4 Yorum Yapılmış »
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI
Yorum yapın
Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS.
Yorum yapan sado — 28 Haziran 2005 #
abi kargo adresini ver göndereyim emanetleri. zaten yeterince akıl ve kalb var. bi de seninkiler fazlalık etmesin burada :)
Yorum yapan mandalina — 15 Aralık 2006 #
şu üç noktayla ifade edilen saatler çok heyecanlı geçmiş olmalı :))
Yorum yapan ali usta — 15 Aralık 2006 #
Azizim tarihin tozlu sayfalarındaki bi yazıyı nerden çıkardın şimdi :)
Yorum yapan mandalina — 15 Aralık 2006 #
arşiv karıştırılmak için değil midir efendim? :)