Alışveriş Eziyeti

Az evvel ufak tefek alışveriş için gittiğim marketten şimdi geldim, ve yuh dedim yani bu kadar olur.

Olay yerinde bir tane kasa var (üst kat olması hasebiyle) önümde de alışverişini yapmış bir bey. Sıramı bekliyorum, beyimiz ödeme yapmadan evvel A bankasının pos cihazı olup olmadığını sordu, kasiyer de var ama arızalı, dedi. O, fişini çıkar tak çalışır o dedi, hanımkızımız da, çıkardı fişi taktı, ilginçtir çalıştı.

Beyimiz A bankasına ait kredi kartını verdi, ne kadar puanı olduğunu sordu, kasiyerimiz de şu kadar dedi, şu kadar olan meblağ o puanlardan çekildi.

Sonra beyimiz cüzdanından B bankasının kartını çıkardı, ondaki puanı öğrendi, o kadar meblağ da o karttan çekildi.

Sonra C bankasının kartı, puanı, aynı filmi yeniden izledim.

Sabırla bekliyorum, çok sabırlı biri olmamama rağmen. Bir kart daha çıkartırsa, eve gidiş yolumu uzatmak ve yağmurda daha fazla ıslanmak pahasına da olsa iki kata aşağıya inip oradaki kasadan işimi halladeceğim diye düşünürken bey bir kart daha çıkardı ve arkasına dönüp gayet kibarca “kusura bakmayın bekletiyorum ama” dedi.

Ben de bütün kibarlığımla “önemli değil” deyip tezgah üzerindeki nevalemi de toplayıp iki alt kattaki kasalara doğru yollandım.

Tamam, bonuslar, çip paralar, puanlar hepsi senin alnının terinle kazandıkların. Hiçbir itirazım yok. Ama bu kadar da olmaz ki canım! Yuh yani ayıptır ya.

Sen de esnafsın (tanıyorum!), yarın sana gelip 10 tane kartımdaki beleşleri tek tek baktırtsam, birazını ondan birazını bundan çek desem, “W bankasının posu niye yok kardeşim, benim W bankasından aldığım kartımda accayip beleşçipim var” diyip hava bassam, hiç şüphem yok tekme tokat kovarsın beni oradan!

Alışveriş yaptın diye; kasiyere, mekanın tamamını almışçasına muamele yapmanın, bize eziyet etmenin manası nedir yani?

Yuh diyorum sana, akşam akşam bu kadar lüzumsuz şeyi yazdırttın bana!

Keşke…

Marangoz olsaydım.

Bozkırkurdu

Kolay bir yaşam, kolay bir sevgi, kolay bir ölüm, bunlar asla bana göre değildi. (Bozkırkurdu, Hermann Hesse, Yapı Kredi Yayınları, Ocak 2004, Çeviren Kâmuran Şipal)

Şiraze’den…

deniz gözlüm

deniz gözlüm

gittuğun o yerlerde
söyle huzurda misun oyy
geride kalanların
söyle farkında misun

atun beni denizlere
vermayun ellerine oyyy
zaten hasret kalmiş idum
o deniz gözlerine

gidupta dönmemeye
söyle yeminli misun
dönüpta görmemeye
dayanabilir misun

ey göklerin yıldızı
benim farkumda misun
benden ayrı yaşamaya
dayanabilir misun

atun beni denizlere
vermayun ellerine oyy
zaten hasret kalmiş idum
o deniz gözlerine…

altan civelek

kaynak

“Çay’a Senfoni”

es-sohbetü bilâ çay
kes semai bilâ ay

Çay’a Senfoni…

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.