Cuma namazı için abdest aldığım sırada ceketimi alan biri yüzünden hareketli bir gün yaşadım. Abdest alırken bi baktım ceketim yok. Sağa sola baktım, benim ceketle kaçan biri de yok. Kimsenin üzerindeki ceket de benim ceketim değil. E “hırsız var” diye bağıramayacağıma da göre ses çıkarmadan camiye gidip kıldım namazımı, çıkarken imama anlattım durumu, “ben buralardayım hocam” dedim “hani biri yanlışlıkla filan almış ve de getirirse filan” diye özetledim, gittim.
İşe giderken Hüseyin ağabeyi gördüm, anlattım durumu, dur evden bi kazan(1) filan getireyim dedi, sağolsun gitti getirdi. Donacaktım yoksa.
Ceket gitti diye yanmadım hiç, cebinde telefonumun ve de saatimin oluşuna da yanmadım. Doğrusunu söylemek gerekirse hiç de umurumda olmadı ceketimin ve cebindekilerin gidişi.
İşe gittim, böyleyken böyle diye anlattım herkese. Adliyede çalışıyoruz ya, hakim bey savcılığa gitmemi söyledi, cep telefonundan bulunur takma kafana filan.
Gittim müracaat savcımıza dedim böyle böyle. Önce karakola git dedi, sonra buraya. Allahım! Uzun bir yola girdim ama el mahkum. Adliyede çalışıp da adalete güvenmemek de olmaz.
Karakola gittim dedim böyle böyle. Saatim, telefonum, anahtarlarım (ki işyerinin anahtarları var diye şikayetçi oldum, hani olmaz ya adamın biri sırf o yüzden çalmıştır bizim ceketi, dosyası neyim vardır, bir öğlen arası içeri girer… Evet çok abarttık!) üç tane kalemim hepsi bu. İfade tutanağı, imza.
Akşam, iftardan sonra tam evden çıktım ki kapıdan babam yetişti, telefonla konuşuyor. Benim telefonu aramış. Çıkmış biri, tam adamı telefonda dövecekken, camiin görevlilerinden biri olduğunu anlamış. Bizim ceketi alan eleman, eksiksiz bir şekilde ikindi namazından sonra (görevli ikindi vakti ceketin camide olmadığını söyledi de) ceketin camiye bırakıldığını gelip almamızı söyledi.
Gittim, aldım, her şey yerli yerinde. Öyle ki telefona tutmamış bile. 25 cevapsız çağrı yazıyordu ekranda.
Tekrar karakola gittim, ek ifade tutanağı, imza.
Ceketim, telefonum, saatim, anahtarlarım hepsi tastamam.
Görünen o ki biri bizim ceketi yanlışlıkla aldı ama, yanlışlıkla aldığı benim ceket yerine kendi ceketini de bırakmadı. İkisini üstüste giymiş olabilir m?
Hızlı bir gündü hasılı kelâm.
(1): Kazan olur mu efendim, kazak! Bir arkadaşın buyurduğu gibi kazan giymiyoruz :p