“nârına da, nûruna da”
Çarşamba, Kasım 30th, 2005Hakikat bir nefsi incitiyorsa, o nefis için çıkılacak daha çok tepe var demekti. Peçesini kaldırmak için elimi yüzüne uzattığım sevgili, elimi itmeyecek de aksine peçesini açmama izin verecek ve fakat ben onun cemalini görmekten ötürü pişman olacağım, işte bu şık, bizim defterimizde yazılı değildi. Bir kere söz vermiştik kendi kendimize: nârına da, nûruna da razı olacaktık, cemâline değil sadece, hayaline bile kavuşsak, çabalarımız boşa gitmiş sayılmayacaktı.
Dücane Cündioğlu, Elde HİÇ’le kapı kapı dolaşmak… , 6 Mart 2005, Yeni Şafak








