Uzungöl, Asker Selim, Evropa
Selim kardeşi askere yollamadan evvel bir atraksiyon yapalım dedik ve cümbür cemaat (ben, muhsin, hamza, selim, cemil ve muhammet) Uzungöl’e gittik gecenin bir saati. Mangal yaptık, ateşin başında “aha şuradan ayı geliyo”, “lan sesi duydunuz mu”, “kurt iner mi ki buraya” korkuları ile sabah 5′te Rize’de sonuçlanan bir gün yaşadık.
Pazar günü Selim’i yolcu edecektik ama Selim kimse ile vedalaşmadan gitti. “Vedalaşma faslına gerek yok” demiş Muhsin’e telefonda, ki bence de en iyisi. Gelecek zaten hemencecik, ne kaldı ki şunun şurasında teskere almasına!
Hayırlı teskereler kardeşim.
Cumartesi gecesi hayli aradan sonra Tarık Tufan’ı dinledim marmara fm’de. Avrupa’ya bakışımız üzererine çok ilginç bir tesbiti vardı. Milli maç sonrası Avrupa’ya öfke duyanlarla, başörtüsü kararı ile Avrupa’yı yere göğe sığdıramayanlarımız üzerine söylendi.
Ne kadar da haklı: Bir tarafta, “bunlar bizi ezelden beri sevmez, maç ayağına harcayacaklar bizi” diyenler, diğer tarafta “ahan da aihm son noktayı koydu” diyen şakşakçılar.
Beynimiz ne garip işlliyor değil mi.








Şubat 18th, 2007 at 11:42
[...] Şuradaki yazımızla Selim’in askere gitmesinden bir gün önceki maceramızı yazmıştım. Ertesi gün gitmişti Selim, dün terhis oldu. Bize göre çabuk geçti tabii zaman :) İlk telefon görüşmemiz: [...]
Ekim 26th, 2008 at 22:28
[...] cumartesi günü sabah saat yediden saat yirmi ikiye kadar Trabzon’daydık Muhsinle birlikte. Şuradaki yazı ile askere uğurladığımız, şuradaki yazı ile de terhisinden haber verdiğimiz kıymetli [...]