“nârına da, nûruna da”

Hakikat bir nefsi incitiyorsa, o nefis için çıkılacak daha çok tepe var demekti. Peçesini kaldırmak için elimi yüzüne uzattığım sevgili, elimi itmeyecek de aksine peçesini açmama izin verecek ve fakat ben onun cemalini görmekten ötürü pişman olacağım, işte bu şık, bizim defterimizde yazılı değildi. Bir kere söz vermiştik kendi kendimize: nârına da, nûruna da razı olacaktık, cemâline değil sadece, hayaline bile kavuşsak, çabalarımız boşa gitmiş sayılmayacaktı.

Dücane Cündioğlu, Elde HİÇ’le kapı kapı dolaşmak… , 6 Mart 2005, Yeni Şafak

aynı tarihte yazılanlar:

Yorum Yapılmamış »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.