Archive for Aralık, 2005

İlk Göz Ağrısı / Nilüfer

Cumartesi, Aralık 31st, 2005

Nasıl yakar,
Nasıl kavurur deli aşk
Kararır gözün
Ne akıl bırakır ne fikir başta
Ne kural tanır
Ne gurur kalır
Kendini unutur insan
İlk göz ağrısı
Nasıl dayanır insan
Yenik düşer sonunda
Ah bir mucize olsa aşk
Sonsuza dek parlasa
Nasıl da dayanır bu yürek
Ne bir veda
Ne bir haber var
Ah hiç vicdanı yok mu aşkın
İlk göz ağrısı yakar yakar…

http://www.beniunutma.com/nilufer_ilk_goz_agrisi.asp

Ayranı yok içmeye

Perşembe, Aralık 29th, 2005

Tamam hepimiz cep telefonlarımızı çok seviyoruz ama, yerine göre sesini kısmayı ya da telefonumuzu kapatmayı biliyoruz.

Lütfedip o adamları dinlemek için, bu soğuk havada onca yolu tepinip o salona gelmişsiniz, meraklısınız demek ki orada anlatılacak olanlara, bi zahmet o telefonunu kapat kardeşim. “Ben acil işler adamıyım, beni her an arayabilirler” diyorsan titreşime al, zor değil.

Hadi unuttun diyelim. Bak o koca salonda senden önce en az 15 kişinin telefonu çaldı, o arada işkillenip “acaba benim telefonumun sesi kısım mı?” diye düşünmek, telefonunu kontrol etmek de gelmiyor mu aklına?

Bütün iyimserliğimizle devam edelim, ve hadi unuttun diyelim, o kadar çalan telefondan işkillenip kendi telefonunun sesini kısmadın ve sonunda senin de telefonun çaldı. Bari şimdi kıssana şu zıkkımı be insan! Üstüste senin telefonun çalıyor, biz oraya senin melodini dinlemek için değil, başka şeyler dinlemek için geldik.

Hayır anlamıyorum, bu kadar düşüncesizlik gösterebilen telefon hastaları ne nane yemeye gelir oraya? Sana göre değil işte kardeşim. Sen haketmiyorsun öyle bir etkinliğe katılmayı. Daha nerede nasıl davnanılması gerektiğinden bîhabersin. Senin neyine?

bu an o andır

Çarşamba, Aralık 28th, 2005

Hani içimden geldiği gibi yazmayı çok isterdim ama olmuyor işte. Bu manzara karşısında söyleyecek bir şey üretemiyor benim zihnim.

Gerçi böyle bir manzara karşısında bir şey de söylemek gerekmiyor.

…tam düşecekken tutunduğum tuğlayı…

Çarşamba, Aralık 28th, 2005


Evet, ilmektir boynumdaki ama ben
Kimsenin kölesi değilim
tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya
tarantulaymış benim adım diyecek değilim
tam düşecekken tutunduğum tuğlayı
kendime rabb bellemeyeceğim
razı değilim beni tanımayan tarihe
beni sinesine sarmayan
tabiattan rıza dilenmeyeceğim.

İsmet Özel, Of Not Being a Jew

Güncellenmeyen bloglar!

Pazartesi, Aralık 26th, 2005

Bu bloglarda epeydir hareket yok, nedendir acaba?

http://www.hikayee.blogspot.com/
http://kusmuk.blogspot.com/
http://okuryazar.blogspot.com/ (kapattık kardeşim filan diyor ya yazalım biz yine de yazmayanlar listesine)
http://www.muhayyelat.name/
http://www.onuncukoy.org/
http://www.verkac.org/sapkali-a/
http://ahirzaman.ukde.org/

Dertleriniz nedir kardeşler, niye yazmazsınız?

Bu kadar güncellenmeyen arasında bir de güncellenen site haberi verelim. İletişim Yayınları‘nın web sitesi yenilenmiş, üyelik olayı getirilmiş, yani kitaplar hakkında atıp tutabileceğiz. (İletişim Yayınları’na karşı tarif edilemez bir sevgim, dahası saygım var. Onun yeri benim için ayrıdır niyeyse.)

(linklerin hepsi yeni pencerede açılır)

Tanrı’dan diledim…

Pazartesi, Aralık 26th, 2005

“Tanrı’dan diledim, bu kadar dilek aman aman, bu kadar dilek,
Bana kısmet değil, dizinde yatmak aman aman, dizinde yatmak,
Dizinde yatıp da yüzüne bakamak aman aman yüzüne bakmak,

Gel aman aman yanıma kıyma bu yazık canıma,
Bir kara kaşın bir kara gözün değer dünya malına.

Gel aman aman yanıma kıyma bu yazık canıma
Bir kaşa kaşın bir kara gözün değer dünya malına.”

Mehmet’ten gurbet blogu

Pazar, Aralık 25th, 2005

Cânım kardeşim, okul arkadaşım, meslektaşım, yoldaşım vesairelerim Mehmet de bloglar dünyasına gelmiş. Hoş gelmiş safalar getirmiş.

buyrun buradan yakın: ceplerimde kül var

âh bu şarkıların…

Pazar, Aralık 25th, 2005

öyle dudak büküp hor gözle bakma, bırak, küçük dağlar yerinde dursun,
çoktan unuturdum ben seni, çoktan, ah bu şarkıların gözü kör olsun

güzelsen güzelsin, yok mu benzerin? goncadır ilk hâli bütün güllerin
aklımda kalmazdı yüzün, ellerin, ah bu şarkıların gözü kör olsun

bir gülüşün var ki, kaş çatar gibi, en sıcak sözlerin azarlar gibi
hiç bağlanır mıydım çocuklar gibi, ah bu şarkıların gözü kör olsun

sonunda tuz bastım gönül yarama, nice dağlar koydun, nice, arama
seni terkedip de gitmek var ama, ah bu şarkıların gözü kör olsun

ek$i