Archive for Aralık, 2005

Vapurlarda sigara yasağı

Cumartesi, Aralık 24th, 2005

fikirbaz‘daki şu habere göre, ilerleyen günlerde İDO’nun işlettiği vapurlarda, açık mekanlar da dahil olmak üzere sigara içme yasağı getirilmesi düşünülüyormuş.

Güzel. O vapurların her odasına birkaç tane televizyon koyup, alenen pornografik sayılacak videoklipler izlettiren (ben bu kadar alenisine şahit olmadım ancak şahit olanların anlatımlarından biliyorum), reklamlar, absürt belgeseller sunan; hayatımızın yeteri kadarını işgal eden camekanı, eksikmiş gibi bir de oraya koyan zihniyeten beklenecek bir davranıştır bu.

Vapurları diğer toplutaşıma araçlarıyla bir tutmamak gerektiğine inanıyorum. Bir otobüs ya da tramvay değildir vapurlar. Bu zihniyet vapuru sadece Eminönü’nden Kadıköy’e gitmek için bir vasıta olarak kullanıyor olabilir ancak, vapurlar sadece bu değil (Ama ne? Bilmiyorum, sadece, diğerlerinden farklı bildiğim bu!).

“Paşabahçe” dendiğinde aklına bardaktan başka bir şey gelmeyen bu insanların böyle bir yasak getirmelerini anlayabiliyorum.
Burhan’ı ve türevlerini engellemeyi düşünmeyenler, Eminönü alt geçidini o rezil hâlini düzeltmeyi aklına getirmemiş, yüzyıllardır ulaşım problemini çözememiş bir zihniyet için böyle bir yasak normaldir.

Çünkü sigaranın ne kadar karşısında durursanız, aslî görevlerinizi yapmıyor oluşunuz o kadar uzak tutulur sizden.

Sigara… Tabii ki yasaklanmalı. Benimkisi lâf olsun…

Yanlış bişiy mi dedim?

Salı, Aralık 20th, 2005

“Allah her şeyi gönlüne gör verir inşallah” diye temennide bulunan birine, “Allah her şeyi gönlümüze göre vermiyor işte, ama vardır bir hikmeti” demekle hata mı yaptım anlayamadım.

Yanlış olan bir şey var mı?

A4 kâğıdı

Pazartesi, Aralık 19th, 2005

Kaza kurbanı oldu bu yazı…

Hidiv Kasrı

Pazartesi, Aralık 19th, 2005

Bu gün Hidiv Kasrı‘na gidemeyişim(iz)in ikinci yılı.

Bi’şeyler

Pazar, Aralık 18th, 2005

“Hayal Libaslı Mecmua” ile karşılaştım bu gün, bloghanemdeki yerini aldı hemen, yazanların ellerine sağlık.

Vazgeçilmez mekânlarımızdan biri olan Dağman‘ın sitesi, kısmen de olsa tamamlanmış, Oğuz‘un ellerine sağlık diyoruz. (Taş Maran’a da Sadettin yapar bir site artık, nargilesini gurbet ellerde çok arıyor ne de olsa :)

Sadettin demişken, beyimiz kaset çıkarcakmış, ali usta’dan da bir şarkı bulunacakmış içinde ama derim ki çok telif isterim ben, haberin olsun.

Böyle işte.

Bu arada manhem‘den bir link alıntı yapalım. Enes Reyhan ve blogu.

Son olarak yorumları onaya tabi kılmak zorunda kaldım. Spamcılar başladılar yine, onlar vazgeçerlerse ben de onaydan vazgeçeceğim.

Mahur

Cumartesi, Aralık 17th, 2005

“Kardeşim senin de ne tür müzik dinlediğin belli değil” diyenler olabilir, çünkü gerçekten de ne tür müzik dinlediğim pek belli olmuyor. Son zamanlarda bir Jazz sevdasına tutuldum ama, belli başlı sanatçıların albümlerinden öteye giden bir sevda değil bu. Özellikler ECM Jazz serisi albümlerine karşı özel bir ilgim var. (Arşivim de var hatırı sayılır, CD değil tabii ki, mp3 filan. CD arşiv için servet gerekebilir!)

Bunun dışında hoşuma giden her tür müziği dinleyen biriyimdir. (Bkz: bir kaç mesaj öncesi, Dido). Müzik dinleme serüvenimde çok özel yere sahip bir grubun yeni gördüğüm bir albümünden bahsedeceğim kısaca:

Mahur, Aziz Şenol Filiz & Birol Yayla

1-Mahur Saz Semaisi
2-Muhayyer Kürdi Saz Semaisi
3-Nihavend Saz Semaisi
4-Suzidil Saz Semaisi
5-Kürdilihicazkâr Saz Semaisi
6-Hicaz Saz Semaisi
7-Mahur Saz Semaisi
8-Şehnaz Saz Semaisi
9-Hicazkâr Saz Semaisi
10-Çeçen Kızı

Aziz Şenol Filiz: Ney, Bendir, Birol Yayla: Tanbur, Samim Karaca: Ud, Taner Sayacıoğlu: Kanun, Kemal Caba: Keman, Lütfiye Özer: Kemençe

Aziz Şenol Filiz ve Birol Yayla’nın Yansımalar serisinin ilk albümü olan Yansımalar’ı dinledikten sonra (ki sanırım 1998 ya da 1999 yılı olmalı) hayran olmuştum ikiliye, ve o günden sonra tüm elbümlerini edinip dinlemeye çalıştım. Serzeniş ve Bab-ı Esrar albümlerinin yeri benim için apyarı.

Bu albüm, alışık olduğumuz gitar – ney ikilisinden ziyade daha kalabalık bir kadroya sahip. Yine tür itibariyle de alışık olduğumuzun dışında, ama bu ikiliyi dinleyip beğenenler, şüphem yok ki bu albümü de beğeneceklerdir.

Albümü bir şekilde temin edip dinlerseniz hayran bana hak vereceksiniz.

İyi dinlemeler efendim…

(Bu arada Mahur Saz Semaisi hususen tavsiye olunur.)

Kitaplar

Cuma, Aralık 16th, 2005

Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Din ve Siyaset
Dücane Cündioğlu, Kaknüs Yayınları

Biz ezan’ın Türkçe okunması aleyhinde değiliz. Fakat bunun luzumsuz bir külfet, faydasız bir teşebbüs olduğuna inanıyoruz. Çünkü Türk’ün bildiği ve benimsediği Ezan-ı Muhammedi Arapça değil fakat İslamca’dır ve İslamca olduğu için hem Arapça’dır, hem Türkçe’dir, hem Acemce’dir; hatta hem Hintçe’dir, hem Çince’dir. O, bir müşterek dildir ki bu camiaya bağlı olanların hepsi anlarlar, kelimelerini belki akılları kavrayamaz, fakat ruhları kelimelerin içyüzlerini kavrar. Allahu Ekber Arapça değil, İslamca’dır ve İslamca olduğu için Türkçe’dir.

kitapyurdu.com’dan detaylı bilgi için…

Akif’e Dair
Dücane Cündioğlu, Kaknüs Yayınları

Ortada birbirinden farklı iki Akif olduğu kesin..
Biri cemiyet-i beşeriyeye hizmet için yazan Akif, diğeri de kendisi için yazan Akif.
Çelişki mi? Tutarsızlık mı? Yol değiştirmek mi?
Nedir bu farklılığın sebebi? Hangisi gerçek?
Akifimizin hangi yönünü öne çıkarmalı: Sanatını mı, fikirlerini mi, şahsiyetini mi?
Tanzimatın getirdiği ikilikler türünden bir ikilem mi bu?

Hem mektep, hem medrese, hem muhafazakarlık, hem modernlik..
Bir yanda mazi, bir yanda ati..
Şizofreni dedikleri bu mu yoksa?

kitapyurdu.com’dan detaylı bilgi için…

Mehmet Akif’in Kur’an Tercümeleri
Dücane Cündioğlu, Kaknüs Yayınları

Mehmet Akif’in TBMM’nin 1925 yılında aldığı bir karar mucibince 1926′da başlayıp yıllarca emek verdiği Kur’an Meali her ne kadar bugün elimizde değilse de kendisinin 1910′dan itibaren ilk olarak Sırat-ı Müstakim ve Sebilürreşad dergilerinde yayımlanan Tefsir yazıları ile vaazlarında ve Arapça’dan tercüme ettiği bazı kitap ve makalelerde azımsanmayacak miktarda münferid çeviri denemeleri bulunduğundan; bu metinlerin tedkiki halinde Akif’in Kur’an Meali’nin hiç değilse genel karakteristiklerini tahmin, hatta bir kısmını tayin etmek mümkündür.

kitapyurdu.com’dan detaylı bilgi için…

Laf anlatamamak

Çarşamba, Aralık 14th, 2005

Diyorum ki, “artık öyle değil, böyle”, yani “o iş senin bildiğin gibi değil”, “yok efendim” diyor “böyle”, hayır efendim diyorum “işte sana kanun, böyle yazıyor” diyor ki “olsun, değişir” (yuh yani, bu nasıl bir mantıktır canım, değişir?) diyor, artık sabrımın son demlerine gelmişken diyorum ki “bak kanun iki-üç gün önce çıkmış, yürürlüğe de girmiş, yani değişmiş”, ne diyor biliyor musunuz, “oooo o hep öyle yazar ama öyle olmaz o”.

Ölür müsün, öldürür müsün derler ya tam öyle bir durum.

Bir şeyin kanunda yazıyor olması ile o şeyin uygulanabilirliği aynı orantıda olmuyor her zaman, hatta genelde tersi oluyor, kabul ediyorum ama, nasıl örnek versem, kanun diyor ki “sadece erkekler askere gider”, o da diyor ki, “yok yok değişir kadınlar da gidecek”.

Delirmeyeyim de napayım?