Archive for Aralık, 2005
Kaybettim, hükümsüzdür…
Salı, Aralık 13th, 2005Flash belleğimi kaybettim, hükümsüzdür.
Sami’den İstanbul eziyeti
Pazartesi, Aralık 12th, 2005Sabah Sami aradı. “Neredesin”, dedi, “İşteyim, nerede olacam?” dedim, “Ben belediyenin(1) önündeyim börekçiye(2) doğru geçiyorum sen de gel” deyince bende hasret damarı attı. “Ulan…” dedim, “alacağın olsun”. “Sonra Şule(3)‘ye gideriz, Ercan abi(4) çay ısmarlayacak filan dedi”, hepsini teker teker, günbegün hatırladım.
Biraz hoşbeş ettik, kapattı, on beş dakika sonra tekrar aradı.
“Okulun kanditindeyim, çay ve sigara içiyorum, karşımdaki sandalyede sen olmalıydın” filan dedi, benim zaten atmış olan damar bir daha attı, yapma etme dedim ama, dinletemedim.
Bir on beş dakika sonra tekrar aradı, “Sercan(5)‘ın yanındayım, birazdan Türk Ocağı(6)‘na gideceğiz, ben nargile içeceğim” filan dedi, artık küfretmemek için zor tuttum kendimi.
Bir insana da bu kadar eziyet edilmez ki.
Sami ile hemen her gün okulda buluşur, börekçiye gidip bir şeyler atıştırır, sonrasında artık Türk Ocağı’mı olur, Yazarlar Birliği mi, kısmetimizde hangisi varsa, saatlerce oturup çay içer, oradan hemen Şule’ye geçer kitapları karıştırır, son paramıza kadar kitap alır, okur, Şule’nin terasında boğaz manzarası eşliğinde çayımızı yudumlardık.
Bir arkadaşımızın düğünü vesilesi ile İstanbul’a gitmişti Sami ki ben de davetliydim o düğüne ama, hem teknik hem de maddi şartların elvermemesi nedeniyle iştirak edemedim. Sami de fırsat bu fırsat deyip damarıma damarıma bastı durdu. Ama bunların hepsini buraya kaydettiğimi bilmiyor, intikamım acı olacak birader.
1-Büyükşehir Belediyesi
2-Vezneciler’de, Kalenderhane camiinin hemen ilerisindeki kemerin altında yer alan börekçimiz. Küçük ve alçak tavanlı bir yer.
3-Şule yayınevi, cağaloğlu
4-Şule yayınevindeki ağabeyimiz, kitapları hep ucuz ucuz verirdi bize :)
5-Bir arkadaş(‘tan ötesi)
6-Çemberlitaş Türk Ocağı, ismi bizim için önemli değildi, çayı ve nargilesi güzeldi hepsi bu.
Murat Menteş’ten röportaj
Pazar, Aralık 11th, 2005Gerçek Hayat, ilk sayısından itibaren (kısa bir arayı saymazsak) sürekli olarak takip ettiğim tek dergi! İlk zamanlardaki güzelliğinden uzaklaşmış olsa da almaya ve okumaya devam ediyorum.
Son sayısında (9 Aralık 2005, 2005-49-[268]) Murat Menteş’in, Penguen dergisi karikatüristlerinden Ersin Karabulut ile yaptığı bir röportaj var. Karikatür, Penguen, Ersin Karabulut’un albümü “Sandık İçi” etrafında dönen güzel bir muhabbet. Ancak sonralarına geldiğimizde Menteş soruyu patlatıyor: “Başörtüsü yasağı hakkında ne düşünüyorsun?” Tamam, röportajın yayınlanacağı derginin hitap ettiği kesim böyle bir şeyi merak edebilirler, merakta kalmasın bilgilendirelim niyetiyle sorulmuş olabilir bu soru ama gereksiz. “Bana ne kardeşim ne düşündüğünden” demek varken, yok illâ da öğrenelim derseniz, adam size şunu da söyler: “Başörtülülerin de melek olduklarından emin değilim.”
Bu cevaptan sonra da siz “Penguen’i başarılı buluyor musun?” diye sorarsınız, bütünlük denen şeyin gereksizliğini hepimize anlatmış olursunuz.
Arizona Dream
Cumartesi, Aralık 10th, 2005Goran Bregoviç imzasını taşıyan soundtrack albümü tesadüfen dinledikten sonra filmi de merak ettim, arıyorum. “Bende Arizona Dream‘in dvdsi ya da vcdsi var, al helal-i hoş olsun” derseniz yok demem. Valla.
(emuleden o film inerse başka bir şey bilmiyorum, sidicimiz listede var dedi ama bulamadık, yapın bi güzellik bakayım, hadi. ben de size “eternity and a day’i, sağlam alt yazıları ile veririm, divx, valla.)
Ali’nin nesi var?
Çarşamba, Aralık 7th, 2005“Bu başlığı bir yerlerden hatırlıyorum ben” diyenler buradan hatırlıyor olabilirler. Oradaki yazının – sadece başlığıyla – aynı minvalde bir yazı da sevgili Prometheus‘un kaleminden (klavyesinden?) çıktı.
Her ne kadar çok fazla deşifre olduğumu düşünsem de, insan kendisiyle ilgili bir şeyler okuyunca çok mutlu oluyor, seviniyor filan.
Son yazıda (Prometheus’un yazısında), dertli olduğuma dair intibalardan bahsedilmiş, anonim bir yorumcu ile mim ablanın yorumlarıyla da bu düşünceye destek çıkılmış.
Bilmiyorum gerçekten de dertli miyim diye ama şu sıralar hasta olduğum bir gerçek. Üşüttüm sanırım (kafayı değil, bedeni, kafa zatan yerinde değil). Halsizlik, yorgunluk had safhada. Dün 14 saatten fazla uyudum meselâ!
Konuya dönersek, dertli olmayı hep önemsedim ama, hiç ciddi bir derdim olmadığı için de üzüldüm – düşündüm – hep. Belki bu defa durum farklıdır ha? Bu defa, arkadaşların “dert” olarak nitelendirdikleri şey, dert edinilmeye değer bir derttir.
Neyse, iyi dilekleriniz teşekkürler arkadaşlar…
Yeni kitaplar, yine kitaplar…
Çarşamba, Aralık 7th, 2005Kaknüs Yayınları Dücane Cündioğlu serisini yayınlamaya devam ediyor, biz de duyurmaya devam edelim.
“Sözün Özü” ve “Anlam’ın Tarihi”
Ve şimdi aldığımız bir habere göre İsmet Özel’in son şiir kitabı “Of Not Being a Jew” çıkmış!
İlânen tebliğ olunur!
Çarşamba, Aralık 7th, 2005Yanlış hatırlamıyorsam eğer, 1998 yılının sonlarından beri kullanıyorum, softhome.net‘in ücretsiz olarak sunduğu pop3 destekli mail servisini. Bu güne kadar bir tek reklam içerikli mail göndermemeleri ve sitelerinde de bir tek reklam olmaması karşısında bu amcaların tam anlamıyla amme hizmeti yaptıkları kanaatine varmıştım.
Ancak, softhome.net artık pop3 desteğini paralı hâle getirdi ve maalesef bunca yıllık birlikteliğimizi nihâyete erdirmek zorunda kaldık. Gerçi yıllık ücreti çok fazla değil ama mail hesabına ücret ödeme fikri bana pek de mantıklı gelmediğinden, mail adresimi değiştirmek durumundayım.
Ulaşmak isteyen olursa alisari [at] gmail.com ya da ali_sari53 [at] yahoo.com adreslerini deneyebilir.
(alisari [at] softhome.net mail adresi hâlâ ulaşılabilir durumda, ancak softhome.net‘in webmail arayüzü – iyimser bir ifadeyle – çok kötü olduğundan, pek sık kontrol edebileceğim kanaatinde değilim.)

Enteresan bir sesi var ilk defa dinlediğim “Life for rent” ve “Thank you” parçaları çok hoşuma gitti, yazayım dedim. Resmi web sitesine 





