Laf anlatamamak
ali usta, 14 Aralık 2005, 19:52Diyorum ki, “artık öyle değil, böyle”, yani “o iş senin bildiğin gibi değil”, “yok efendim” diyor “böyle”, hayır efendim diyorum “işte sana kanun, böyle yazıyor” diyor ki “olsun, değişir” (yuh yani, bu nasıl bir mantıktır canım, değişir?) diyor, artık sabrımın son demlerine gelmişken diyorum ki “bak kanun iki-üç gün önce çıkmış, yürürlüğe de girmiş, yani değişmiş”, ne diyor biliyor musunuz, “oooo o hep öyle yazar ama öyle olmaz o”.
Ölür müsün, öldürür müsün derler ya tam öyle bir durum.
Bir şeyin kanunda yazıyor olması ile o şeyin uygulanabilirliği aynı orantıda olmuyor her zaman, hatta genelde tersi oluyor, kabul ediyorum ama, nasıl örnek versem, kanun diyor ki “sadece erkekler askere gider”, o da diyor ki, “yok yok değişir kadınlar da gidecek”.
Delirmeyeyim de napayım?
Dido
ali usta, 14 Aralık 2005, 19:33
Enteresan bir sesi var ilk defa dinlediğim “Life for rent” ve “Thank you” parçaları çok hoşuma gitti, yazayım dedim. Resmi web sitesine buradan, konser kaydından oluşan videolara da buradan ulaşabilirsiniz. Emule’de de albüm filan ne ararsanız var.
Kaybettim, hükümsüzdür…
ali usta, 13 Aralık 2005, 20:04Flash belleğimi kaybettim, hükümsüzdür.
Sami’den İstanbul eziyeti
ali usta, 12 Aralık 2005, 22:35Sabah Sami aradı. “Neredesin”, dedi, “İşteyim, nerede olacam?” dedim, “Ben belediyenin(1) önündeyim börekçiye(2) doğru geçiyorum sen de gel” deyince bende hasret damarı attı. “Ulan…” dedim, “alacağın olsun”. “Sonra Şule(3)‘ye gideriz, Ercan abi(4) çay ısmarlayacak filan dedi”, hepsini teker teker, günbegün hatırladım.
Biraz hoşbeş ettik, kapattı, on beş dakika sonra tekrar aradı.
“Okulun kanditindeyim, çay ve sigara içiyorum, karşımdaki sandalyede sen olmalıydın” filan dedi, benim zaten atmış olan damar bir daha attı, yapma etme dedim ama, dinletemedim.
Bir on beş dakika sonra tekrar aradı, “Sercan(5)‘ın yanındayım, birazdan Türk Ocağı(6)‘na gideceğiz, ben nargile içeceğim” filan dedi, artık küfretmemek için zor tuttum kendimi.
Bir insana da bu kadar eziyet edilmez ki.
Sami ile hemen her gün okulda buluşur, börekçiye gidip bir şeyler atıştırır, sonrasında artık Türk Ocağı’mı olur, Yazarlar Birliği mi, kısmetimizde hangisi varsa, saatlerce oturup çay içer, oradan hemen Şule’ye geçer kitapları karıştırır, son paramıza kadar kitap alır, okur, Şule’nin terasında boğaz manzarası eşliğinde çayımızı yudumlardık.
Bir arkadaşımızın düğünü vesilesi ile İstanbul’a gitmişti Sami ki ben de davetliydim o düğüne ama, hem teknik hem de maddi şartların elvermemesi nedeniyle iştirak edemedim. Sami de fırsat bu fırsat deyip damarıma damarıma bastı durdu. Ama bunların hepsini buraya kaydettiğimi bilmiyor, intikamım acı olacak birader.
1-Büyükşehir Belediyesi
2-Vezneciler’de, Kalenderhane camiinin hemen ilerisindeki kemerin altında yer alan börekçimiz. Küçük ve alçak tavanlı bir yer.
3-Şule yayınevi, cağaloğlu
4-Şule yayınevindeki ağabeyimiz, kitapları hep ucuz ucuz verirdi bize :)
5-Bir arkadaş(’tan ötesi)
6-Çemberlitaş Türk Ocağı, ismi bizim için önemli değildi, çayı ve nargilesi güzeldi hepsi bu.
Murat Menteş’ten röportaj
ali usta, 11 Aralık 2005, 14:11Gerçek Hayat, ilk sayısından itibaren (kısa bir arayı saymazsak) sürekli olarak takip ettiğim tek dergi! İlk zamanlardaki güzelliğinden uzaklaşmış olsa da almaya ve okumaya devam ediyorum.
Son sayısında (9 Aralık 2005, 2005-49-[268]) Murat Menteş’in, Penguen dergisi karikatüristlerinden Ersin Karabulut ile yaptığı bir röportaj var. Karikatür, Penguen, Ersin Karabulut’un albümü “Sandık İçi” etrafında dönen güzel bir muhabbet. Ancak sonralarına geldiğimizde Menteş soruyu patlatıyor: “Başörtüsü yasağı hakkında ne düşünüyorsun?” Tamam, röportajın yayınlanacağı derginin hitap ettiği kesim böyle bir şeyi merak edebilirler, merakta kalmasın bilgilendirelim niyetiyle sorulmuş olabilir bu soru ama gereksiz. “Bana ne kardeşim ne düşündüğünden” demek varken, yok illâ da öğrenelim derseniz, adam size şunu da söyler: “Başörtülülerin de melek olduklarından emin değilim.”
Bu cevaptan sonra da siz “Penguen’i başarılı buluyor musun?” diye sorarsınız, bütünlük denen şeyin gereksizliğini hepimize anlatmış olursunuz.
Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS.