Archive for Şubat, 2006

“Rize’de neler yapılabilir?”

Pazar, Şubat 26th, 2006

Muhterem Ali bey kardeşimin sitesinden, izni olamdan bir alıntı yapayım, hoşuma gitti çünkü : )

(Benim favorilerim italiktir.)

Çamlıhemşin ilçesine bağlı Ayder yaylası gezilir.
Anzerden bal alınır.
Çat yaylasında ata binilir.
Dağmaran da muhlama yenilir ,üstüne bir nargile yakılır.
Ziraat çaybahçesinde itinayla demlenmiş Rize çayı içilir.
Rize kalseinden şehir manzarasına bakılır.
Özkafes balık lokantasında istavrit yenir.
Ak iş çarşısı kar çay ocağında kavurmalı tost yenir.
Park internet kafede chat yapılır.
Evvel zamanda Osmanlı usülü sahlep içilir.Adabı Muhaşeret e uyulur.
Ezgi cafede canlı müzik dinlenir.
Yasemin büfede dondurma yenilir.
Birtad kuru kahvecisinden kuru yemiş alınır.
Ahıska ticaretten bal , peynir , minci alınır.
Doruk kunduradan ayakkabı alınır.
Adidas tan indirim istenmez.
Sporcenter da halı saha maçı yapılır.
Huzur lokantasında pide yenir.
Mis lahmacunda lahmacun yenir.
Neas fırınından mısır ekmeği alınır.
İyidere plajından denize girilir.
Fındıklıdan fındık alınır.
Dergah ta pizza yenilir.
Keyf de hamburger yenilir.
Taşmaranda sıcak çikolata içilip tavla oynanır.
Kilometrelerce uzanan sahilde volta atılır.
Kaçkar dağları eteklerinde kamp yapılır.
Gür derelerimizde rafting yapılır.
Tatoğlu spor salonunda spor yapılır.
Dedeman otelinde havuza gidilir.Sahunada ter atılır.
Çayeli hüsrev lokantasında kuru fasülye yenir.
Yukarı maranda futbol maçı izlenir.
İkinci baharda sigara böreği yenir.
Yayla evinde dürüm yenir. (Not: Güzeldi, ama hatırlatırım, oradan kovulmuştuk)
Durak lokantasında az karışık yenir. (Az karişuk yemek, bi sepet ekmektir doğrusu)
Bekiroğlunda döner yenir ,üstüne turbo yenir.
Bozulan bilgisayarlar Active computer de tamir edilir. (Reklamlarrrrr)
Deterjan Karaali Kimyadan alınır. (Ahaha, reklamlarrrr part 2)
Adres meydanda Karaali Tic.’e sorulur. (Dövmezse bizi ben de bi’şey bilmiyorum )
Alışveriş İmece den yapılır.
Ünüversiteye Modern Fen Dershanesinde hazırlanılır. (Bir senede olmazsa ikinci sene denenmelidir, kendimden biliyorum)

link

Firefox flash plug-in sorunsalı

Pazar, Şubat 26th, 2006

Firfox’ta (1.5.0.1 en) sayfa içinde yerlana flash dosyaları ne hikmetse görüntülenmiyor. Ama bir flash dosyasının linkini direkt olarak adres çubuğuna yazınca (http://…swf) görüntüleniyor.

Bu sorunla karlışana daha önce rastlamadım hiç, aramalarım da sonuç vermedi. Bir fikri olan var mıdır?

anne ben manyak oldum

Cuma, Şubat 24th, 2006

cunku waptan blog giriyorum. yasasin operamini

Kardanadam alternatifleri :)

Perşembe, Şubat 23rd, 2006

Kardanfil (flickr) ve kardanördek (zeynep.ws) şeklinde, şimdilik, iki adet :)

Kelimeler, cümleler…

Perşembe, Şubat 23rd, 2006

Dilin güzel kullanılmasına, nedendir bilmiyorum, özel gayret gösteriyorum ve dilde yanlışlığa tahamül edemiyorum. Patavatsızlık, pervasızlık, çokbilmişlik olarak adlandırılsa da yanlışları, genelde, dilimle düzeltiyorum. (Arkadaşlar yakından bilirler :p)

Birgün bu hassasiyetim yüzünden, hiç de hassas olmayacak bir biçimde dayak yiyeceğimden de adım gibi olmama rağmen bu huyuma devam ediyorum.

Babamın yazdığıdığı yazılarda (evet! Evde de kâtiplik yapıyorum :p), duruşmalarda hâkimin söylediklerinde, ya da bir muhabet anında “öyle değil böyle” demekten imtina etmiyorum.

Nereden geldi aklıma şimdi bu diye sorayım ben sizin yerinize: Geçen gece muhterem Mehmet Bey kardeşimle uzun uzun konuştuk telefonda. Hayat, memat, okul günleri, gelecek, iş hayatımız (meslektaşız) vesaire…

Telefon muhabbetinde ben, şu an buraya yazıp kendimi rezil etmek istemediğimden olsa gerek yazmaktan “imtina” ettiğim, bir kelime sarfettim ve Mehmet’e fırsat vermeden “fark ettiysen az önce çok afilli bir kelime kullandım, ne demek olduğunu bilmiyorum ama sen ara bul” dedim. Hemen sonra da “hatırlarsan ben bir ara yine böyle bir şey demiştim” dedim ve ilginçtir, hatırladı!

Fatih Camii’nin avlusunda, yanılmıyorsam bir iftar sonrası gezerken, ben yine acayip bir şey söyledim ve Mehmet gayet ciddi bir biçimde “Ali o ne demektir?” diye sordu. Asıl bomba patlamamıştı henüz: “Bilmiyorum!”.

Artık o cevaptan sonra yerlere yata yata, güle güle geçip gitmiştik.

Güzeldi, özledim be o günleri :)

Oy benum sevduceğum

Perşembe, Şubat 23rd, 2006

Oy benum sevduceğum
Olur mi böyle keder
Of Sürmene yaylası
On beş doktora bedel

Trabzon’un feneri oy
İki defa döneyi
Geldi Ordi vapuri
İstanbul’a gideyi

Arakli’denYomra’dan
Gel gidelum Pazar’a
Ben Pazar’da duramam
Beni Rize’de ara
İstanbul’larda ara

Trabzon boyük şeher
Doyamadum tadına
Uzaktan sevmak olmaz
Gel yakına yakına

Şarkıcı: Erkan Oğur
Albüm: Anadolu Beşik
Şarkının adı: Oy Benum Sevduceğum
Şarkı bilgisi: Söz – Müzik : Anonim
Kaynak Kişi : Hüseyin Dilaver
Yöre : Trabzon

http://www.loglar.com/song.php?id=22015

Anouar Brahem

Çarşamba, Şubat 22nd, 2006

Kimse tutmuyor Anouar Brahem*’in yerini… Yeni albümü de çıkmış, “Le Voyage de Sahar”. Temin etmek lâzım ama aramalar sonuç vermedi henüz. Hani bulan olursa, haber verirse sevinirim.

*Bildiğimiz Enver İbrahim’in Fransızcası işte!

Hastalık…

Pazar, Şubat 19th, 2006

Geçtiğimiz pazartesi günü, yıllardır süregelen kilo sorunum nedeniyle, ısrarlara daha fazla dayanamayarak, doktora gittim. Tahliller filan. Netice: sorun yok, turp gibiyim. Yani kilo alamamam sağlık problemlerinden kaynaklanmıyor. Tartıldım tam olarak elli dört kilo çıktım. Ama üzerimde ceket, palto vesair vardı. Sanırım onları çıkarsak düz hesap elli kilo filan geliyorum. Kuş gibi hafifim be.

Ama pazartesiden beri üzerimdeki kırgınlık, yorgunluk cuma günü kendini gösterdi. Cuma gününden beri yatıyorum. Arada bir kalkıp nete takılıyor, tekrar yatıyorum. Üşüttüm, gribim, ateşim var.

Hastalığın iyi bir yanı varsa şayet, o da sigara içirmemesi. Fırsattan istifade bırakmaya başlasam mı dedim, Sadettin “fırsatçı olma” dedi : )