Kelimeler, cümleler…

Dilin güzel kullanılmasına, nedendir bilmiyorum, özel gayret gösteriyorum ve dilde yanlışlığa tahamül edemiyorum. Patavatsızlık, pervasızlık, çokbilmişlik olarak adlandırılsa da yanlışları, genelde, dilimle düzeltiyorum. (Arkadaşlar yakından bilirler :p)

Birgün bu hassasiyetim yüzünden, hiç de hassas olmayacak bir biçimde dayak yiyeceğimden de adım gibi olmama rağmen bu huyuma devam ediyorum.

Babamın yazdığıdığı yazılarda (evet! Evde de kâtiplik yapıyorum :p), duruşmalarda hâkimin söylediklerinde, ya da bir muhabet anında “öyle değil böyle” demekten imtina etmiyorum.

Nereden geldi aklıma şimdi bu diye sorayım ben sizin yerinize: Geçen gece muhterem Mehmet Bey kardeşimle uzun uzun konuştuk telefonda. Hayat, memat, okul günleri, gelecek, iş hayatımız (meslektaşız) vesaire…

Telefon muhabbetinde ben, şu an buraya yazıp kendimi rezil etmek istemediğimden olsa gerek yazmaktan “imtina” ettiğim, bir kelime sarfettim ve Mehmet’e fırsat vermeden “fark ettiysen az önce çok afilli bir kelime kullandım, ne demek olduğunu bilmiyorum ama sen ara bul” dedim. Hemen sonra da “hatırlarsan ben bir ara yine böyle bir şey demiştim” dedim ve ilginçtir, hatırladı!

Fatih Camii’nin avlusunda, yanılmıyorsam bir iftar sonrası gezerken, ben yine acayip bir şey söyledim ve Mehmet gayet ciddi bir biçimde “Ali o ne demektir?” diye sordu. Asıl bomba patlamamıştı henüz: “Bilmiyorum!”.

Artık o cevaptan sonra yerlere yata yata, güle güle geçip gitmiştik.

Güzeldi, özledim be o günleri :)

paylaşmak güzeldir:


  • FriendFeed
  • Twitter
  • Facebook
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites

benzer yazılar:

One Response to “Kelimeler, cümleler…”

  1. durendiş Says:

    “tahammül mülkünü yıktın” arkadaşım…
    “tahamül” değil, “tahammül”.
    dile titizlenenlere ve iyi niyetini paylaşanlara selam olsun!

Leave a Reply