Memleketimden Etliekmek Manzaraları
ali usta, 26 Nisan 2006, 12:33Dün bahsi geçen “etliekmek” muhabbetine dair çok gizli bir belge geçti elimize. Alexandre The Great De La Prometheus’un kaleminden çıkan bu yazıyı yayınlamaktan guruluyuz, onurluyuz filan : )
Buyrun efendim: Memleketimden Etliekmek Manzaraları
Ehueh filan. Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın gördüklerimizi anlatsak nasıl olur? Yok hayır evet anlatmalıyız. Kuzen geçen Konya’ya gittiğimde niye haber vermedin geldiğini etli ekmek yerdik dedi. Etli ekmek deyince akan sular ak akçe olur benim için. Bu sözünü unutma kuzen dedim. Nihayet Konya’ya gittim geçen haftasonu. Sonra ellerim titreyerek mesaj gönderdim kuzene. 3 gündür açım da bana etliekmek söyleyecek birini arıyorum dedim. O da tamam dedi. Saat 15:00 Zafer. Tamam. Sabahtan beri o da bişey yememiş. Şu uzatanlardan mı yiyelim yoksa klasik mi olsun diye düşündükten sonra klasikte karar kıldık. Efendim hafif yağmurlu ve rüzgârlı bir havada az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. İsmi bizde saklı bir restauranta gittik ve oturduk bir masaya. Garson geldi ne alırsınız efendim dedi; önce bayanlar misali kuzene baktım tek etliekmek dedi, beynimden vurulmuşa döndüm, tek etliekmekle insan mı doyar, ben en az iki yerim, utandım, yerin dibine girecektim, bir süre bekledim kaç desem diye, kuzen gülmeye başladı, neyse benimki bi buçuk olsun dedim. Ama epey güldük. Yoo öyle şişman bir tip de değilim, topu topu 57 kg. Ama ne bileyim. Etli ekmek en az iki yenir. Yani biz arkadaşlar iki yeriz, doymazsak ortaya bi daha söyleriz filan. Neyse yedik etli ekmeklerimizi, yanında ayran da içtik, ilgililerine duyurulur. Ardından da çay içtik. Öyle işte. Sohbet ettik. Konya’dan, evden, akrabalardan, anneannemizden, ben teyzemden, o teyzesinden… Daha sonra tekrar yürüdük, sohbet ettik. Aşiyan’da çay içtik. Saatler saatleri kovaladı, ne çok konuşacağımız şey varmış. Kitaplardan bahsettik çokça. Sonra ya sen niye yazmıyorsun blogunda dedi. Kuzen hiç girme bu mevzulara filan… Müzik sohbetleri… Feyruz, Ümmü Gülsüm… Sonra Nirvana’dan Kurt Cobain’in bi sözünü söyledim; “hayalindeki insan olmaya çalışmak, içindeki insanı harcamaktır.” İdealizmin bir yere kadar olduğunu asıl mutluluğun başka olduğunu falan konuştuk. Bir çok konuda aynı düşünüyoruz kuzenle. Hatta kan gruplarımız bile aynı. Kuzen söylemeyi unuttum, Aşiyan’daki çayı çok beğendim. Neyse bu kadar yeter sanırım. Allah herkese böyle bir kuzen nasip etsin. Yemek söylüyor, çay söylüyor, üstüne üstlük bir de derdini dinliyor.
Not-1) Haftasonu da gelmeyi düşünüyorum, ne söyleyeceksin bana:P
Not-2) Etliekmek nasıl yapılır? Kuzen menüde okudu. Şöyle yazıyor; 180 gr hamur, 100 gr et ve 100 gr içlik (domates, biber, soğan vs.) Yani bunlardan yapılıyor. Nasıl yapıldığını merak eden olursa, bir ara cemaat.com’da yazmıştım. Bi zahmet araştırıverin.
Not-3) Etliekmek yanında ayran güzel olur. Ama bir de şalgam suyu içmenizi tavsiye ederim.
Not-4) Bu aylık yazımız da bitmek üzere.
Not-5) Kuzen eklemek istediğin bişey olursa, hani rezil etmek istersen Nahnu’deki yorumuma filan misilleme, buyur.
Not-6) Kuzen, her şey için sağol.
Not-7) Yeter ama değil mi bu kadar…
Alexandre The Great De La Prometheus
Ustanun notu: Ne diyim kuzenler, ağzınıza yüreğinize sağlık. Lâkin bizim etliekmek alacağımızdan hiç bahsedilmemiş, kenara itiliyoruz gibi geliyor bana! Bakınız, lütfen diyorum :p
aynı tarihte yazılanlar:
- Oğuz diyor ki: - 2005
- gmail - 2005
- Google AdSense - 2005
- Başkasının işini devam ettirmek… - 2005
8 Yorum Yapılmış »
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI
Yorum yapın
Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS.
Ehueh filan. Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın gördüklerimizi anlatsak nasıl olur? Yok hayır evet anlatmalıyız. Kuzen geçen Konya’ya gittiğimde niye haber vermedin geldiğini etli ekmek yerdik dedi. Etli ekmek deyince akan sular ak akçe olur benim için. Bu sözünü unutma kuzen dedim. Nihayet Konya’ya gittim geçen haftasonu. Sonra ellerim titreyerek mesaj gönderdim kuzene. 3 gündür açım da bana etliekmek söyleyecek birini arıyorum dedim. O da tamam dedi. Saat 15:00 Zafer. Tamam. Sabahtan beri o da bişey yememiş. Şu uzatanlardan mı yiyelim yoksa klasik mi olsun diye düşündükten sonra klasikte karar kıldık. Efendim hafif yağmurlu ve rüzgârlı bir havada az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. İsmi bizde saklı bir restauranta gittik ve oturduk bir masaya. Garson geldi ne alırsınız efendim dedi; önce bayanlar misali kuzene baktım tek etliekmek dedi, beynimden vurulmuşa döndüm, tek etliekmekle insan mı doyar, ben en az iki yerim, utandım, yerin dibine girecektim, bir süre bekledim kaç desem diye, kuzen gülmeye başladı, neyse benimki bi buçuk olsun dedim. Ama epey güldük. Yoo öyle şişman bir tip de değilim, topu topu 57 kg. Ama ne bileyim. Etli ekmek en az iki yenir. Yani biz arkadaşlar iki yeriz, doymazsak ortaya bi daha söyleriz filan. Neyse yedik etli ekmeklerimizi, yanında ayran da içtik, ilgililerine duyurulur. Ardından da çay içtik. Öyle işte. Sohbet ettik. Konya’dan, evden, akrabalardan, anneannemizden, ben teyzemden, o teyzesinden… Daha sonra tekrar yürüdük, sohbet ettik. Aşiyan’da çay içtik. Saatler saatleri kovaladı, ne çok konuşacağımız şey varmış. Kitaplardan bahsettik çokça. Sonra ya sen niye yazmıyorsun blogunda dedi. Kuzen hiç girme bu mevzulara filan… Müzik sohbetleri… Feyruz, Ümmü Gülsüm… Sonra Nirvana’dan Kurt Cobain’in bi sözünü söyledim; “hayalindeki insan olmaya çalışmak, içindeki insanı harcamaktır.” İdealizmin bir yere kadar olduğunu asıl mutluluğun başka olduğunu falan konuştuk. Bir çok konuda aynı düşünüyoruz kuzenle. Hatta kan gruplarımız bile aynı. Kuzen söylemeyi unuttum, Aşiyan’daki çayı çok beğendim. Neyse bu kadar yeter sanırım. Allah herkese böyle bir kuzen nasip etsin. Yemek söylüyor, çay söylüyor, üstüne üstlük bir de derdini dinliyor.
Yorum yapan firkatin işine karişilmaz! — 26 Nisan 2006 #
şimdi bu great aleksandır kimden bahsediyor açıkcası çözemedim. belki de inkar etmek niyetindeyim:) adım geçmiyor yazıda:)
Ali Sarı alacağınız her zaman alacağınızdır (tarihe geçsin) gelin alın ama sizde :)
evet çay da güzeldi, gün de güzeldi asıl sen sağol:) neyse hadi iyi davranayım dedim.
Yorum yapan Prometheus — 26 Nisan 2006 #
Adı geçmiyormuş, benim bi tane kuzenim var:P
Not-1) Sn. Usta, yukarıda Alexandre The Great De La Prometheus demişsin doğru ama aşağıda garip şeyler demişsin hele ki (dê) kullanmışsın ya o Fransızca’da dö diye okunur, hafazanallah… Efendim Alexandre The Great De La Prometheus.
Not-2) Etliekmek alacağınız ancak Konya’da giderilebilir. Bir ara karadenizde bi lahmacun yemiştik. Onu da mı anlatsam ne burada:P
Not-3) Çay mevzuu. Hani birinde Alaaddin’de oturmuştuk ya. Sen çayı beğenmemiştin. Bu defa beğendiğine sevindim.
Not-4) Yok daha neler…
Yorum yapan ali usta — 26 Nisan 2006 #
eheh hacım sen de ustanun işine karişilmaz’ı düzgün yazamıyon yani, ne hemen yüzümüze vuruyon :p
Yorum yapan Prometheus — 26 Nisan 2006 #
Walla bunu ileri süreceğini biliyodum desem:P
Ustanun işine karişilmaz! :P
Yorum yapan ali usta — 27 Nisan 2006 #
Hacım benim blogda bi gariplikler var, senin yorumlarını spam olarak algılıyor. Tamam farkındayım bu bence de çok büyük bir ayıp ama inan ki benden kaynaklanmıyor. Bütün birimleri devreye sokup bu konu hakkında gereken tahkikatı yapacağımdan şüpheniz olmasın.
Ustanun işine karişilmaz asayiş berkemâl işleri müdürü adına imzaya yetkili başkâtip aliusta :p
Yorum yapan Prometheus — 28 Nisan 2006 #
Hacım ehe ehe. Sorun değil. Nahnu de beni spam olarak algılıyor. Oysa ben sıpa değilim:P
Yorum yapan firkat — 28 Nisan 2006 #
bak ben nasıl doğru yazıyorum:
Alexandır the great dé la spâm
Ustanın işine karişilir!
imza: firkat (the great(est)) :P
Yorum yapan Prometheus — 28 Nisan 2006 #
Nagehan The Great De La İskender’s Kuzen
:P