Önce özetler

İçimdeki alışveriş insanı durmayınca kendimi entiye attım, dergi falan alırım düşüncesiyle lâkin kafama göre bir tek dergi bulamadım. Envai çeşit kadın, örgü, otomobil, fitbol, bilgisayar dergisinin yanında akla mantığa uygun bir şey çıkmadı. Sonra aklıma “dylan dog”‘ı entiden aldığım geldi ve yeni sayılardan varsa onlardan alayım bari dedim. Aradım aradım yok, görevliye sordum, üst kata bakın dedi. Orayı da aradım aradım, bulamadım. Görevliye sordum. İşte o anı kelimelerle ifade edemem. “Bizde çizgiroman olmaz.” Yani sanırsın ki edepsiz bir yayın istedim. Ulan görüyoruz işte alt katta sizde neler olduğunu, benim sorduğum şey senin sattığın dergilerin hepsinden daha faydalı, kaliteli falan falan. Ama arkadaşlar prensip sahibi işte. Ayar oluyorum böyle prensiplere. Bu konuda daha fazla yazarsam ayar kaçıracağım o yüzden hemen diğer haberimize geçiyorum.

Geçenlerde bahsettiğim asker ziyaretine konu asker arkadaşın bugün yemin töreni vardı, saat 10′da. İşin öğleden önceki kısmı için izin alıp gittim, ancak tören saat 15′teymiş. Geri döndüm. İşe gittim. Öğleden sonrası için de izin istemeyi yediremedim, suistimal olarak algılanır dedim, amirim sordu nasıl geçti tören diye, anlattım, “e niye söylemedin ki izin verirdik yani” demesin mi. Kısmet değilmiş, yarın gidip ziyaret edeceğim kendisini.

Sonra bir konu daha var ki yazsam bi dert yazmasam bi dert. Yazmaktan çekiniyorum, çünkü yazının konusu olan kişi burayı okuyor, öyle dedi. Yazmasam da olmuyor çünkü içimde tutamıyorum, ne yapsam bilemiyorum. Ama mesele halloldu, engelleştik bi güzel, uzun sürmeden bitti.

Bu Yaka gastesinin son sayısı ulaştı bugün elime. Henüz çok detaylı incelemedim ama çok güzel olduğu her halinden belli. Bana gönderilen fazla nüshaları bir kitapçıya götürdüm. Geçen sayıyı oradan alan Hasan Hoca ile, tam da ondan bahsederken, karşılaştık. Bu Yakayı sordu bana, bahsettim, çok güzel şeyler söyledi, Faruk Buyaka beye ilettim, kulaklarını da çektim azıcık. Hasan Hoca kim diyenlere, Rize’de 40. sayısını çıkaracak olan Mavi Yeşil dergisinin editörü, edebiyat hocası, aşığı ve sairesi.

(Dylan Dog için bkz: weblebi.com)

paylaşmak güzeldir:


  • FriendFeed
  • Twitter
  • Facebook
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites

benzer yazılar:

2 Responses to “Önce özetler”

  1. faruk Says:

    hasan hoca kim diyenlere: gün ititbariyle tee benim kulaklarımı rizeden çeken mümtaz şahsiyet. söyledikleri başım üzerine, fırçalarında haklılar nede olsa :) yalnız o değilde bu mavi yeşil dergisinden haberi olan var mı diye yırtınırken bu ali sarı kişisi hiç sesini çıkarmadıydı, şimdi 40. sayı, 7.mevlit felan…

  2. oblomov Says:

    prometheus geçen hafta bu yaka’nın birkaç sayısını bana getirmişti. “hacı sende dursun, arada bakar okursun, koynuna alır uyursun, sevsin beni sıradağlar” dediyse de, ben bu yaka gibi “orijinal, beynelminel” bir gazetenin, sandviçlerim için masa örtüsü olmasına razı olamadım. ama biraz göz gezdirdim de, hoş olmuş. güzel bir istanbul gazetesi. devamını şahsen beklemiyorum, ama bekleyenlere de haklı bir sabır diliyorum.

Leave a Reply