Arvo Part
ali usta, 26 Mayıs 2006, 23:27İtiraf etmek gerekirse, (ki gerekir, itiraf etmek kadar müthiş bir şey yok. Bunun farkına varmak için de Tolstoy ya da diğer yazarlar gibi “İtiraflarım” türünde bir eser ortaya koymanız gerekmez. En basit itirafta bile bunu farkedebilirsiniz, yani etmelisiniz!) Arvo Part dinlerken her şeyi yapabilirim!
Nasıl bir müziktir, nasıl bir türdür merak ediyor, nesıl etkiler beni anlatamıyorum. Müziğin sözle, yazıyla anlatılamayışını dahi anlatamıyorum.
En son Tabula Rasa albününü tekrar tekrar dinlediğim bu amcaya, bu müthiş zevki bana yaşattığı için şükranlarımı sunuyorum.
ECM’de Arvo Part Albümleri için tıklayın. (Favoriler Litany, Tabula Rasa, Alina, Arbos)
Meraklısına: Tabula Rasa dinliyordum!
bi baktım ki
ali usta, 26 Mayıs 2006, 00:09Her şeyi sanal alemde yaşamaya başlamışım.
(dip: bugün bankada bani ayar eden hanımefendi, işimi yapmadan bankayı terketmeme neden olan hanfendi! şikayet ettim sizi, valla. ohhh)
Güzellik Uykusu
ali usta, 25 Mayıs 2006, 12:34Hangimiz daha çok okudu dersiniz, Güzellik Uykusu‘nu : )
Alexandre Bey (kapris bir :p) uykusundan mı uyandı yoksa güzellik uykusuna mı yattı tam çözemedik ama adam ne yapsa güzel yapıyor. Hoş safalar getirdiniz efendim : )
Buyurun, Güzelik Uykusu.
Etliekmek bahsidir
ali usta, 22 Mayıs 2006, 12:38ETLİ EKMEĞİ YARATAN ALLAH’A ŞÜKÜRLER OLSUN*
Çok özür dilerim Alexandre, 14:30’da buluşalım der Firkat. Halbuki bir hafta öncesinden 14:00 diye sözleşilmişti. Saat 13:56’dır ve böyle bir mesaj alır Alexandre. Ee napsın vakit geçirmek için internet cafeye gider. Bi de bakar ki Firkat onlayndır. (Ali Sarı ve Hepatit Ze de onlayndır ve biraz sonra gelişecek olaylara şahittirler.) Firkat, Alexandre ile karşılaşınca başlar özür dilemeye… 14:00 çayı 15:00’ kaymıştır bile. Alexandre’nin vereceği cezaya razıdır Firkat. Saat 15:00’te buluşulur. Firkat hala özür dilemekle meşguldür. Alaeddin tepesine çıkılır ve oturulur. Özürler havada uçuşmaktadır. Alexandre, garsonun getirdiklerini hiç geri çevirmez. Ne geldiyse içer…
Kuzen karnın aç mı?
Ben nöbetten çıktım daha bişey yemedim.
Bişeyler yiyelim mi?
Ne yiyelim?
Etliekmek ! der Alexandre ve gülerler…
Etliekmeğin fotoğrafını da çeker Alexandre, etliekmek ve ayran Firkat’e aittir. Boş tabağı da çekecektik ama bu kadar eziyet şimdilik size yeter dedik.
Sonra altı gibi evlere dağıldık.
Aslında Ali Sarı ve Hepatit Ze’yi de davet ettik ama arkadaşlar başka zaman teşrif edeceklermiş. Ama merak etmeyin hepinizin yerine çay içtim.
Hamiş: niye yazmıyorsun, neden kapattın blogu diyenlere; bir basın açıklaması yapayım bari. Ha beni ha Ali Usta’yı okumuşsunuz fark etmiyor:) Burayı okuyanlar şunu bilsin isterim: Prometheus nickiyle bildiğiniz zat güzellik uykusuna yattı. Ayrıca artık Prometheus yok. Bloglamak çok güzel. Herkese tavsiye ederim ama bazı şeyler benim beklentim yönünde gerçekleşmedi. Yoo yoo güzel gidiyordu size göre falan. Hani epey de ziyaretçi vardı Patagonya’da. Belki bundan da rahatsız oldum. Google’a kapattım mesela siteyi, gereksiz yere gelip vakit kaybetmesinler diye. Sadece gerçek dostlar yeter dedim. Gerçek dostların ziyaretleri beni ziyadesiyle mutlu edecek. Bu yüzden sitenin adını da değiştirdim. Şimdilik çok kimse bilmiyor. Fazlasıyla kapris yapıyorum evet. Kapris yapmasam bu kadar sevilir miydim:P Sitenin adı soyadı değişti evet, bazı değişiklikleri de yaptıktan sonra değerli blog dostlarımın kapısını çalacak Alexandre The Great. Belki de sessiz sedası bloglar belli olmaz. Konjonküre bağlı filan. Iyyk konjonktür kelimesini de hiç sevmem:) Her neyse; artık Prometheus yok, en Sevgili ile birlikte tavan arasında bir kaç klasörün içinde. Pata-gonya’da yok. Pata-gonya muhtemelen eylül ayı ile birlikte fanzin olacak gibi. Gibi. Gibi. Her şey Plasebocuğuma bağlı. (Plasebo da kim değil mi, oldukça sakin bilirdim ben onu, fırlama imiş, ayrıca şair.)
Mişmiş: Çay+etliekmek. Ben bir kuzenden daha ne isterim. Ve belki de en önemlisi hoş sohbet için ve bilhassa hediye ettiğin kitap için (hediye mi ediyorsun diye sormadım biliyorum çünkü ben hediye olarak kabul ettim, ödünç kitap kabul etmiyorum da:P) çok teşekkür ederim kuzencim.
Mışmış: Bana kalbinde böyle temiz bir sayfayı (Aman Allahım neler söylüyorum ben) kirletmem için ayırdığın için teşekkür ederim Ali Sarı.
Ayrıca; Hepatit Ze ve Ali Sarı’yı da Alaeddin Tepesi’nde Nagehan’ın ısmarlayacağı (!) çaylarda görmek isteriz.
*Bu, meşhur Firkat sözüdür. Söylemiştir. Büyük laf etmiştir. Özellikle etliekmeğin kokusunu hissettikten sonra içimizden hep şükür geçmiştir. Elhamdülillah.
Sincerely, Alexandre The Great
nazar boncuğu
ali usta, 21 Mayıs 2006, 23:34Evlilik blogu gibi bir şey. Yani nedir, ne değildir, adetler, gelenekler ve sair. Güzel olmuş, şahsen beğendim : )
http://nazarboncugu.wordpress.com/
Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS.