Archive for Haziran, 2006

Ankara yolcusu kalmasın!

Cumartesi, Haziran 17th, 2006

Beklenen yolculuk yarın gerçekleşecek bir aksilik olmazsa, gitmeden son bir yazı yazayım dedim, gurbet ellerde internet kafelerden yazmaya pek de niyetli olmadığımdan.

Yarın sabah 9:30’daki ÖSS’ye gireceğimi söylemiştim, iyi denk geldi gidiş günüme. Saatler biraz sorunlu gibi görünse de 11:30’a kadar sınav salonunda kalmayacağımı, kalamayacağımı bildiğimden, dahası önceki denemelerimde (sayısını tekrar yazmayayım :p) hatta kazandığım sene bile hiç iki saat kalmadım sınav salonunda. O yüzden iyi bir süre benim için.

Bavulumu hazırladıktan sonra fark ettim; sanki çok uzun bir süreliğine gidiyormuşçasına hazırladım. İlk bavul yetmeyince gidip yeni ve büyük bir bavul bile aldım : )

Bavulumda iki Ken Parker, dört Dylan Dog (ki çizgi roman bunlar :p), Dostoyevski’nin Ezilmiş ve Aşağılanmışlar romanı ile Faruk bey ve Mihman hanım ile geçen geceki sohbetimizde “Peyami Safa’yı bir ben okumamışım” diyip beni utandıran ve “en kısa zamanda okuyacağım” dediğim Yalnızız romanları bulunuyor. Okumak için fırsat bulabileceğimden emin olmasam da yine de götürmekte bir sakınca görmüyorum.

Bir de Güzellik Uykusu’nu aldım yanıma. Yeteri kadar okumamışım, geçenlerde Hepatit Ze (şimdilerde kontrol ze :p) sordu bir şiiri, bilemedim, utandım. Fırsat buldukça Güzellik Uykusu çalışacağım : )

Bir tane de boş bir defter aldım yanıma, yazmaya niyetliyim. Bloglayamayacaksak da yazmayacağız diye bir şey yok. Yazıp sonra da fotoğrafları ile yayınlamaya niyetliyim. Gerçi el yazımın pek okunaklı olmadığı yönünde çeşitli bloglarda dedikodular dolaşmış ise de vakti zamanında, sizler aldırmayın efendim, okunaklıdır aslında : )

Ankara’da eksikliğini hissedeceğim tek şey müzik olacak sanırım. İşe başladıktan sonra çok defa almaya niyetlendiysem de müzik dinlemeye yarayan bir araç, her defasında “Nasılsa artık yerleşik hayata geçtim, gerek yok” düşüncesiyle vazgeçmiştim ama yanılmışım işte. Lâzım oluyor bazen ve bunu da en kısa zamanda temin edeceğim, neme lazım, yarın ne olacağı belli mi : )

Ankara’da Sayın Alexandre, Oblomov, Ansugo ve gelirlerse Nahnu ve Sadettin ile buluşacağız. Hatta Ankara’daki zamanımın büyük birçoğunu Alexandre beyle geçireceğimden adım gibi de eminim. Günlerimizi denk getirebilirsek beraberce İstanbul’a geçip Faruk Buyaka beyin bürosunu basacağız ve çay servisi yaptırtacağız kendisine : ) Selim ağabey bana balık ekmek ısmarlama sözü göndermişti Faruk Buyaka beyle, kısmet olursa eğer o alacağımı da tahsil edeceğim. İstanbul’da yapmaya niyetlendiğim hatta bir günümü (ki toplamda iki gün kalabileceğim İstanbul’da) ayırmaya niyetlendiğim başka bir programım daha vardı ama şartlar (şartlar?) müsaade etmedi böyle bir şeye, ne diyelim, hayırlısı.

Şimdilik buradan bu kadar efendim. Ankara, İstanbul ve eğer gidersek Konya fotoğrafları ile huzurlarınızda olacağım, makinemiz de bir işe yaramış olacak.

Yarınki sınav benim için çok önemli olmasa da (AÖF için sadece :p) yine de dua etmekte fayda var. Hem yolcuğa çıkıyorum yarın, gidip de dönmemek, dönüp de bulmamak var.

Sağlıcakla kalınız efendim, ben yokken blogun tozunu almayı unutmayın, zira beyaz kir tutar : ) (bu laf kime acaba? :p)

Giderken daha evvel şurada sözlerini paylaştığımız Erkan Oğur’un “Oy Benum Sevduceğum” türküsünü armağan ediyorum sizlere efendim, hoşça kalınız.

[audio:http://www.alisari.net/mepeuc/Demircioglu, Ismail H. - Erkan Ogur - 05 - Oy Benum Sevducegum.mp3|autostart=no|loop=yes]

Bir sms vesilesiyle

Cumartesi, Haziran 17th, 2006

Ben de ÖSS’ye girecek olan herkese (ve kendime :p) başarılar diliyorum. Benim sınavım çok heyecanlı olacak, sınav bitmeden hareket edecek olan bir Ankara uçağı var çünkü, bakalım, kısmet : )

Öss’ye girecek ögrencilere ve Çalisanlara basarilar dileriz. :/

Ha Gayret

Cuma, Haziran 16th, 2006

Düş Sokağı Sakinleri’nden dinliyoruz: Ha Gayret.

[audio:http://www.alisari.net/mepeuc/dss-gayret.mp3|autostart=no|loop=yes]

(Yavaş yavaş mp3 sitesi olmaya mı başladık nedir bilmiyorum ama böyle gidersek Ansugo, bandwidthi sömürdüğüm gerekçesiyle zaxaz ailesinden sepetleyebilir beni :p)

Bugün…

Perşembe, Haziran 15th, 2006

Sabahtan beri içimde tarif edemediğim bir his. Nasıl anlatılır bilmiyorum ki, garip, diyelim.

Sonra, “ya hu daha dünkü yazında “yanlış bir şey söylemiş olsanız dahi arkasında durun be” dedin ama sen ne kadar durdun söylediğinin arkasında” diye derse diye düşündüm, bir şey diyemezdim diye cevap verdim kendime.

Son olarak işten çıktığımda bir “hiç” gördüm. Bunu daha önce “bugün ben bir hiç gördüm” şeklinde bir yerde okumuştum sanırım ve o zaman anlamamıştım. Anlamak için görmek gerekiyormuş. Evet “hiç”miş. Geçtim gittim yanından “hiç”in.

En son olarak dünkü öfkem yazısından sonra aklıma öfke ile ilgili, yine nerede okuduğumu ya da nereden duyduğumu hatırlamadığım bir güzel söz geldi:

Öfke şeytandandır, şeytan ateşten, ateşi su söndürür. Öyleyse öfkelendiğinde abdest al!

Eyvallah…

Hamd olsun

Perşembe, Haziran 15th, 2006

Birbirine güvenen insanları yaratan Allah’a hamd olsun.

Amin.

Öfkem…

Çarşamba, Haziran 14th, 2006

Salı günü, çok öfkelendiğim bir olay sonrasında delicesine yazma arzusuna kapılmıştım. Öyle ki eve koşar adımlarla geliyor, yazacaklarımı kafamda tasarlıyordum. Oblomov‘a rahmet okutacak küfürler savuracaktım, küfrüm edebimi aşacaktı(1) belki de.

Olmadı ama. Eve gelip de bilgisayarın karşısına geçtiğim anda kapı çaldı, tamirci geldi. Onlarla ilgilendim, gittiklerindeyse, kendini akıllı sanıp beni aptal yerine koyan, gözümün içine baka baka hiç utanmadan sıkılmadan bana yalan söyleyen o mahlukata karşı yazacak kelimem de öfkem de kalmamıştı. Aslında bu duruma da öfkelenip yazabilirdim ama, o öfkemin geçmesi daha kısa sürdü.

Şimdi bugün olanlar. “Yanlış bir şey söylemiş olsanız dahi arkasında durun be” dedim ama kime diyorsun? Pazartesi gününden beri “nasıl gideriz, neyle gideriz, hangi gün gideriz” hesapları yapıyoruz ama gün içinde rekorlara imza atılacak sayıda fikir değiştiren insanlarla “bir şey” yapma geyreti içinde olduğumu bilmiyordum. Yine öfkelendim, üsteli bu kez öfkem içimde kalmadı, yarı şaka yarı ciddi yüzlerine de söyledim ama anlayan kim?

Sonra şöyle bir şey var. Bir iş için biri size gelmiştir ve ona yardımcı olmak için işini göreceği yere götürmüşsünüzdür onu. Orada işi yapacak olanlar sizin “mesai arkadaşlarınız”dır, işinizi yaparlar, sağolsundurlar, ama son anda benim yanımda olan, oraya benimle gelen arkadaşa “kimliğinizi görebilir miyim?” diye küstahça bir soru sormak, bana karşı atılmış en büyük kazıktır.

Bak, o adam senin yanına yalnız gelmiş olsa bu normal bir davranış biçimi, ama ben getirmişim, sana kazık atmak gibi bir gayem olamaz ki olayda sana kazık atılacak bir durum söz konusu değil, herkes üstüme üstüme gelirken, ben öfekelenmeye, öfkemi kusmaya yer ararken bir de sen neden gelirsin ki üstüme, bu saygısız davranışınla, beni neden küçük düşürürsün insanlar yanında?

Bir şey diyemedim tabii, “saygım adabımı tuttu bu gece”(2) misâli.

Korkum şu, olmadık yerde, olmadık birine gidecek bu öfkem ve öfkem beni yakacak…

Gelmeyin üstüme, asabiyim, öfkeliyim, dertliyim.

(1-2) Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece, Bedirhan Gökçe

Yemek Duası(!)

Salı, Haziran 13th, 2006

Geçen gece tanımadığım birinden sms olarak geldi:

YEMEK DUASI Allahumme inni uridu el kaz eti vel kuzu eti vel tavsan eti el helva vel baklava kebabellezine vel dolma Allahim ver lena zira aclik cok fena Amin

nahnu etkisi

Pazar, Haziran 11th, 2006

Evet var böyle bir şey. Mesela nahnu.org tarafından linklenirsiniz, ve olanlar olur (biz bunu aştık çoktan tabii ayrı mesele :p). Siteniz hit rekoları kırar, bantgenişliği yetmez olur, reklam gelirlerinizin artması nedeniyle reklamverenler tarafından sevilmeyen biri olursunuz (tamam abarttım :p) falan filan.

Bu bilinen tezahürüdür nahnu etkisinin. Bir de başka bir etkisi var, biz ona simayli diyoruz. Kiminde :/ ile kiminde ;; ile ortaya çıkan bu simaylileri bazı yerlerde istesek de çıkaramıyoruz.

İşte o zaman da “nahnu simaylisi” diyoruz. Oluyor. Diyin, olsun.

Bu arada nahnu etkisi bey, ısrarla Eskişehire gelmemi istiyor. Deli midir nedir. Ben de gel Ankara’ya diyorum ama, bakalım. Çok güzel şeyler olacak hissediyorum. Bekle beni Ankara :p