Öfkem…

Salı günü, çok öfkelendiğim bir olay sonrasında delicesine yazma arzusuna kapılmıştım. Öyle ki eve koşar adımlarla geliyor, yazacaklarımı kafamda tasarlıyordum. Oblomov‘a rahmet okutacak küfürler savuracaktım, küfrüm edebimi aşacaktı(1) belki de.

Olmadı ama. Eve gelip de bilgisayarın karşısına geçtiğim anda kapı çaldı, tamirci geldi. Onlarla ilgilendim, gittiklerindeyse, kendini akıllı sanıp beni aptal yerine koyan, gözümün içine baka baka hiç utanmadan sıkılmadan bana yalan söyleyen o mahlukata karşı yazacak kelimem de öfkem de kalmamıştı. Aslında bu duruma da öfkelenip yazabilirdim ama, o öfkemin geçmesi daha kısa sürdü.

Şimdi bugün olanlar. “Yanlış bir şey söylemiş olsanız dahi arkasında durun be” dedim ama kime diyorsun? Pazartesi gününden beri “nasıl gideriz, neyle gideriz, hangi gün gideriz” hesapları yapıyoruz ama gün içinde rekorlara imza atılacak sayıda fikir değiştiren insanlarla “bir şey” yapma geyreti içinde olduğumu bilmiyordum. Yine öfkelendim, üsteli bu kez öfkem içimde kalmadı, yarı şaka yarı ciddi yüzlerine de söyledim ama anlayan kim?

Sonra şöyle bir şey var. Bir iş için biri size gelmiştir ve ona yardımcı olmak için işini göreceği yere götürmüşsünüzdür onu. Orada işi yapacak olanlar sizin “mesai arkadaşlarınız”dır, işinizi yaparlar, sağolsundurlar, ama son anda benim yanımda olan, oraya benimle gelen arkadaşa “kimliğinizi görebilir miyim?” diye küstahça bir soru sormak, bana karşı atılmış en büyük kazıktır.

Bak, o adam senin yanına yalnız gelmiş olsa bu normal bir davranış biçimi, ama ben getirmişim, sana kazık atmak gibi bir gayem olamaz ki olayda sana kazık atılacak bir durum söz konusu değil, herkes üstüme üstüme gelirken, ben öfekelenmeye, öfkemi kusmaya yer ararken bir de sen neden gelirsin ki üstüme, bu saygısız davranışınla, beni neden küçük düşürürsün insanlar yanında?

Bir şey diyemedim tabii, “saygım adabımı tuttu bu gece”(2) misâli.

Korkum şu, olmadık yerde, olmadık birine gidecek bu öfkem ve öfkem beni yakacak…

Gelmeyin üstüme, asabiyim, öfkeliyim, dertliyim.

(1-2) Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece, Bedirhan Gökçe

2 Yorum Yapılmış »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

  1. Yorum yapan mandalina — 15 Haziran 2006 #

    öfkeyle kalkmamak zararla oturmamak lazım..
    sakin olmak lazım..
    metanetli olmak lazım..
    kızdırmalarına izin vermemek lazım..
    ne’me lazım ;)

  2. Yorum yapan hepatitze — 15 Haziran 2006 #

    insan en iyi öfkeliyken konuşur.. diyeceğini onlara deseydin de kendine dert etmeseydin keşke.. derim ben.. dedim de..

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.