ağlama düğmesi
Cumartesi, Haziran 10th, 2006Kolonun dibindeki amcaya dikkat : )
aglama sensörü
Video sent by aliusta
Dip: Görüntü kaylule kıraathanesi mail grubundan geldi : )
Kolonun dibindeki amcaya dikkat : )
Dip: Görüntü kaylule kıraathanesi mail grubundan geldi : )
Lüzûmuna binaen, tarihi yenilenerek, yeniden…
(5 Mayıs 2005′ten)
Bu kağıttan gemiyi bırakıyorum
Bu kağıttan denize
Bakıyorum bakıyorum da bitmiyor
Ne çok çizik atmışız yüreğimizeDünya ne ki dünya ne ki
Beyaz olan her şey biraz mavi
İstesen de istemesen de
Bakarsın bir el tutmuş elini
Bilemez kimse
Allah dilediği gibi serper çiçeklerini
Ve çakar çivilerini dilediği gibi
Bir can olup öylece kaldığımız an
Bir müzik olup sustuğumuz sesinle söyle bana
Bir çocuğun elleri bırakılır mı hiç bırakılır mı
Sana bakıyorum
Çevirme yüzünü ben yabancı değilim
Seninle bakıyorum bu büyük boşluğa
Sana bakıyorum şarkılara bakıyorum
Sis oldu şarkılar elini arıyorum
Kalbim dünyanın ilk aşığının kalbi gibi
Ve ruhum paramparça
Sis oldu şarkılar elini arıyorum
Bilemez kimse beyaz olan her şey
Bazen bir cümleyi bitiremiyorumEn son ölüm gelir
Yine de erken derizDerinlikler için bir yol vardı
Bilmiyorum her şey bitti mi
Bu kağıttan gemiyi bırakıyorum
Bu kağıttan denize
Sevgilim sevgilim
Böyle yalnız mı gidecektin
Cennetteki evimizeMevlana İdris
Uzun bir süre blogda olmayacağım. 19 Haziran ve sonrasındaki yirmi gün Ankara’da olacağım, İstanbul’a da gideceğim. Oralarda ve oralardan görüşmek üzere, şimdilik eyvallah…
Yarın cemaat‘te “asım gültekin, mustafa yürekli, ismail kılıçarslan, ali görkem userin, tarık tufan, neşe yeşilova, ismail gürel, faruk yücel, osman koca, hüseyin cahid doğan, kani çınar” kalemlerinin aynı başlıklı yazılarından oluşan harika bir gün yaşanacak.
Yazarların isimleri istihbarat tarafından bildirildi bize, içerik de bildirildi ama önce tahminler diyoruz, ne dersiniz? Bu kadar kalem sizce hangi aynı konuda yazmışlardır?
Tam olarak 16 Ağustos 1999′un gecesinden bu yana süren birlikteliğimize (tarihi çok iyi hatılıyorum, deprem olmuştu, sallanmıştık) artık bir nokta koymanın zamanı gelmiş olduğuna inandığımdan mıdır, bu güne kadar bir hayrını görmediğimizden midir (bu ayıp olur ama, hiç yalnız bırakmadı beni!), verdiğimiz paranın bir işe yaramayışından mıdır, yoksa “istendi” diye midir bilinmez, sigara ile olan uzun süreli birlikteliğime son verme kararı almış bulunuyorum.
Yarın, yani pazartesi sabahı sigara içmeyen bir ali usta olacak inşallah. Bu uzun ve stresli süreceğine adım gibi emin olduğum yolculuğumda Allah bana yardım eder inşallah : )
Vira bismillah…
Efendim bir Alman sitesinde, ki şuradan ulaşılabilir kendisine, bizden ve iki Türk blogdan bahsetmişler. Ne demişler pek (pek mi? hiç diyelim :p) anlamasak da maver‘in çevirisiyle hakkımızda “Dikkat, Türkler geliyor dendiği, güzel tasarımlardan bahsedildiği, podcastin güzel olduğunu, flash ile güzel ses sunulduğunu, segmentlerde stürktürün çok net olduğunu (ki bunun ne olduğunu anlamak için maver’in dediklerine de tercüme lazım :p) gelecek için de seviniyorum” diyormuş.
Teşekkür ediyoruz arkadaşlara, lâkin podcast değil bizdeki, mepeuc paylaşımı : )
Almanca bilen arkadaşlar olması lazım buralarda, Asûde hanım, nerelerdesiniz : ) Bir teşekkür yazısı yazmak istiyorum, bir de tercümeyi sağlamlaştırmak, ne dersiniz : )
O kadar bahsettik, bari en favori mp3ü kolayım da sizler de dinleyin : ) (11′59”)
8,23 mb buradan dinlemek eziyetli olabilir, buyurun link.
[audio:http://www.alisari.net/mepeuc/Arvo Part - Tabula Rasa - Fratres.mp3|autostart=no|loop=yes]
Mırıldanmalar
I
içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar.içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gölgemiz olsun hüzün
dilediği gibi uzatsın canevimize ayaklarını
varsın annemiz olsun tütün
hayat daha sert vursun yumruklarını.II
içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven.bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terketti bizi huzur denen sevgili
kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında
billur bir kuş gibi.III
içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu…İbrahim Tenekeci