Seyahatin ardından…

Alttaki yazıda da dediğim gibi evde olmak gibisi yok. Yıldızı bol da olsa otel odalarında* hayat sürmek, hele hele bunu Ankara’da yapmak gerçekten de yorucu. Ama iyi taraflarından bakmak da gerekirse üç hafta boyunca çok iyi dinlendim, bol bol gezdim, çoğu geceler muhabbetin belini kırdık filan.

Bir kaçamak yapıp haftasonu İstanbul’a da attım kendimi ki İstanbul’daki arkadaşlar duymasın, kızacaklar bu duruma. Ama mazeretim vardı, zamanım çok azdı, ben de isterdim görüşmek ama kısmet değilmiş.

Ankara’da pek muhterem Alexandre, Oblomov, Saadettin ve son gece de olsa Ansugo beylerle görüşme imkanım oldu. Nelerden konuştuk diye anlatmaya çalışsam ne benim kelimelerim yeter ne de zamanım. Süperdi, harikaydı, muhteşemdi diyeyim de artık merak edenler canlandırsınlar zihinlerinde.

İstanbul’da iki gün iki gece geçirdim ki Ankara’dan sonra süper iyi geldi. İlk günü kendime ikinci günü de Sercan ve Mehmet’e ayırdım. Kadıköy’de buluşmayla başlayıp, Moda, Beykoz, Hidiv Kasrı, Üsküdar ve yine Kadıköy’de biten harika bir gün.

Sonrasında yeniden Ankara…

Ankara’dan gelirken otobüsü tercih etmek, hele geldiğimiz firmayı tercih etmek büyük bir hataydı. 46 kişilikl otobüste kaptan ve muavin dışında 7 erkek vardı, gerisini siz düşünün.

Sabah 5.30 gibi mola verdiğimiz yerde fotoğraf makinemi unuttuğumu anladım otobüse bindikten ve otobüs hareket ettikten sonra. Kaptana söyledim ama geri dönmek için çok geç(miş). 5 dakika bile gitmemiştik oysa ki. Neyse ki telefonla aradık, haber verdik. Bulmuşlar da çantamı zaten, gönderecekler sonraki otobüsle. Diye umudediyorum.

Hayırlısı…

Dinlenmek gezmek güzel de yarın işe gitmek var ya, o bitiriyor beni : )

Uzun lafın kısası evde olmak çok güzel ve kimseye evinden ayrılmak istemediği, isteyemediği için bir şey dememek lazım.

*Ağlayın aşinasız, sessiz can verenlere,
Otel odalarında, otel odalarında / Necip Fazıl Kısakürek

aynı tarihte yazılanlar:

12 Yorum Yapılmış »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

  1. Yorum yapan âsûde — 09 Temmuz 2006 #

    evinize hosgeldiniz efendim…

    gercekten insanin evi gibisi yok, ama gezmek gibisi de yok :o)

  2. Yorum yapan Alexandre bey — 10 Temmuz 2006 #

    Ankara. İnsanın hayatında bazı talihsizlikler vardır. Yaşamak istediği yeri zorunlu olarak seçmek gibi. Aslında kaderdir. Cemil Meriç diyordu ya “göz yaşlarından inci yapmak, şairin kaderi bu” diye… Ankara’da gözyaşlarının inci yapıldığı bir kenttir bana göre. Sevmesen de yaşamak zorundasın burada. Acı duyarsın. Acı çekersin. Ben acıların çocuğuyum filan:)

    Ali Ustacım öncelikle milletin önünde özür dilemek isterim ki şundandır; fazla görüşemedik hatta çok az görüştük. Biliyorsun eğitimler, seminerler, sınavlar v.s. Anla halimi filan:P

    Ama uzun uzun sohbet imkanımız da oldu:) Daha da olacak gibime geliyor, yolumuz bir yerlerde kesişecek filan:)

    Pardon biz nelerden konuşmuştuk biraz açsak şunu:Pp

  3. Yorum yapan firkat hanım — 10 Temmuz 2006 #

    ne konuştunuz:)

  4. Yorum yapan Alexandre bey — 10 Temmuz 2006 #

    Firkat soruyor ne konuştunuz diye… Efendim bu benim Ali Sarı\’nın ve Suat bey\’in arasında olup özel meseledir. Fazla kurcalanmaması gerekir. Gökyüzünün pembe oluşundan, kuşların ötüşünden falan filan. Penseden, kerpetenden bilumum tamir aletlerinden, dava dosyalarından ve aşk-meşkten. Enneagramdan. Suat bey herzamanki gibi müthişti. Ben bu insanın performansına hayranım. Ali Sarı daha bi realist geldi. Suat mı, romantik o, homo romanticus. Beni sormayın muhterem sürrealistim:)

    Efendim Suat beyi bazı konularda müthiş sıkıştırdık ama ser verdi sır vermedi. Ali Sarı ile lahmacun yedik. Aç karnına internetlerde Nahnu beyi kovaladık. Ama beyefendi öbür hattaymış filan feşmekan. Nahnu bulamayınca Suat beyin deyimiyle Hepatit ve La Mer\’le aç karnına cafe muhabbeti çevirdik. Izgaralar ocakta yandı hararetten. Ali Sarı ve Suat beye laf ettirmem. İkisi de süper sevimli insanlar. Ve muhabbet ehli.

    Her neyse. Çok saf, temiz bir insan olduğumu anladım:) Bu da Suat beyin deyimi aslında salak demek istemişti her neyse:) Bu arada Sevgili, biricik kuzenimizin evliliğe ilk adımı attığını da öğrendim. (Bugün kendisi teyid etti.) Hemen laptopum nerde diye sordum. Başlık parası alacaktım da:) Neyse Allah eniştemle kuzenime bir ömür boyu mutluluklar verir inşallah. Onlara huzurlu bir yaşam diliyorum. (Bu dualar laptop elime geçtiğinde daha da pekişecek aksi takdirde önüne -bed- ekini getirebilirim.:))

    Yakında sn sevgili kuzenin sitesinde onun tezevvücleri velimesi ile ilgili bi kaç kelam etmeyi kendime bir borç biliyorum. Mühe. İğrencim artı kaprisliyim:)

    Sincerely, Alexandre.

  5. Yorum yapan ali usta — 10 Temmuz 2006 #

    Haha : )

    O anı hiç unutmayacağım zaten.

    Suat: Alexandre çok saf falan filan.
    Ali: Ben?
    Suat: Senin ne olduğun belli değil!
    Ali: Yuh : )

    Evet bana aynen böyle dedi kendileri : ) Hem de tanımadığımız dördüncü birinin yanında. İnsan bunu gizli söyler, ne saldırıyon :p

    Nahnu insanının bizi gecenin bi saatine kadar perişan etmesi, aradan o kadar zaman geçmiş olmasına rağmen “yaa abiler siz beni on yüz bin kere aramışsınız kusura bakmayın arayamadım” dahi dememesi, bloglar aleminde içimizde yarayan bi kanadır. Telafisi mimkin olmayan bu hata için Nahnu beyden süper cestler bekliyoruz. (Ama Alexandre abi, ben dedim sana başka yollardan ulaşabilirz aslında Nahnuya diye ama dinlemedin ki beni :p Yok olmaz dedin, süründük gecenin bi saati Ankara’da :p)

    Köfteci doktoru unutmayalım da derim, güzeldi, ben yerim bi tane daha : )

    Best regards, aliusta :p

  6. Yorum yapan mihman — 10 Temmuz 2006 #

    doğru söyle şimdi iki günlük İstanbul bilmem kaç günlük Ankara’ya bedeldi. :p

  7. Yorum yapan ali usta — 10 Temmuz 2006 #

    öyleydi :/

  8. Yorum yapan mehmet — 11 Temmuz 2006 #

    ama hidiv kasrının manzarası muhteşemdi kesinlikle

  9. Yorum yapan ali usta — 11 Temmuz 2006 #

    Kesinlikle öyleydi, iyi ki senin “oraya neden gidiyoruz ki manzarası güzel değil” demene aldırmadık :p

  10. Yorum yapan Ansugo — 15 Temmuz 2006 #

    Bir daha gelmeden bir sene once haber verde geldiginini 16. gunu bulusma sansimiz olsun. Boyle son gune birakiyorsun beni olmuyor. Ayip denen birsey var.

  11. Yorum yapan ali usta — 16 Temmuz 2006 #

    Sayın Yuri, değil bir sene evvel, on sene evvelden haber versem geleceğimi, son günden önce buluşamayacığımızı garanti ederim : )

  12. Yorum yapan Ansugo — 17 Temmuz 2006 #

    Kirici oluyosun :)

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.