İki güzel yazı…
Dücane Cündioğlu’ndan:
Gönül’ü tanımazlar ki gönlün kararına secde eden akl’ı tanısınlar!
“İslâm’da akıl ile Tanrı arasında bağlantı yoktur!” Papa cenapları böyle buyurmuş!
İnsan aklı ile Tanrı arasında varolan bağı/bağlantıyı İslâm dini reddettiğine göre, bu dinin mensupları da “akıl-dışı veya akıl-üstü bir Tanrı”ya inanmış oluyorlar. Peki ya Hıristiyanlar? Hıristiyanlıkta akıl ile Tanrı arasında bağlantı vardır; dolayısıyla hıristiyanlar da akla uygun bir Tanrı’ya inanmış oluyorlar.
İslâm hem teşbih, hem tenzihtir!
Papa “İslâm’da akıl ile Tanrı arasında bağlantı yoktur!” demekle yetinmemiş, bu iddiasının delili olarak da “İslâm’da soyut bir Tanrı inancı bulunduğunu” söylemiş. Yani o kadar soyutmuş ki, o denli uzakmış ki böylesi bir Tanrı tasavvuru akıl ile kavranılamazmış.
“Hangi akıl?” diye sormayacağız. Akl’ı “müslüman aklı”, “hıristiyan aklı” diye de parçalamayacağız. Bilâkis ilim geleneğimize tâbi olmak suretiyle, akl’ı “insan aklı” olarak adlandırıp bu akl’ı da “akl bi’l-meleke” mânâsıyla; kabaca, “yetişkin aklı”yla tanımlayacağız.








Eylül 19th, 2006 at 03:51
iki güzel tokat,
saoğun sayın sarı…
Ekim 24th, 2006 at 19:12
valla güzel