Ali Tuncay
Sanırım 2004 yılında Ankara’dan ansızın İstanbul’a gelen Saadettin‘in yanında getirdiği cdden izlemiştim şimdi linkini vereceğim videoyu. Dün ağabeyimin maili ile haberdar oldum nette de bir kopyasının olduğundan tekrar izledim.
Süper bir amca kendileri. Videonun yeraldığı sitede “Harika Komedi” dense de, ibretlerle dolu bir sohbet.
İzleyin, hak vereceksiniz : )








Aralık 3rd, 2006 at 20:23
bencede deginmemelisiniz Monaruz, ayeti yanlıs yorumlamanız bile vermemeniz icin yeterli bir neden…
Aralık 3rd, 2006 at 20:23
bencede deginmemelisiniz Monaruz, ayeti yanlıs yorumlamanız bile vermemeniz icin yeterli bir neden…
Aralık 4th, 2006 at 00:33
Bakara 44
Kral, size öncelikle sunu söyleyeyim…
“Sizinde bu konuda pek bilginiz yok “,demissiniz yukarida, dogru söylemissiniz, ögrenmem gereken coooook sey var, ama madem israr ettiniz ve genelde bir kere de anlamama ragmen ;))) iki kere “bencede deginmemelisiniz Monaruz, ayeti yanlıs yorumlamanız bile vermemeniz icin yeterli bir neden… “ demissiniz.
Müsadenizle degineyim.
Sizinde yukarida belirtmeye calistiginiz gibi, bir ayeti anlamak icin önce kronolojideki yerine bakmaniz gereklidir.
Yani sebeb-i nuzül dedigimiz olay.
Ama altini cizmek istedigim bir husus var, o da su.
Bir ayet illaki bir olay üzerine indirilmistir ve o olay haricinde bize bir mesaj vermez demek yanlis olur.
Ayetleri “muhkem“ ve “mütesabih diye ikiye ayirmaliyiz.
Muhkem: saglam,anlami acik, yorum götürmez, süphesiz olan. Zamanin ve sartlarin degismesi ile anlam degisikligi olmayan, hükmü sabit olan demektir. (örnegin; namaz, zekat vb.)
Mütesabih: Anlami, kapali. Birden fazla anlami olan, anlami keswinlik ifade etmeyen, baska acilayiclara ihtiyac duyulan, birbirine benzeyen, bilinmeyen demektir.
Kisaca:
Tek bir yoruma müsait olan ayetler muhkem, birden fazla yoruma müsait olan ayetler mütesabihtir.
Simdi gecelim bakara süresinde adi gecen ayete.
Ama öncesinde bu konu üzerine sizin ne dediginizi hatirlayalim :
—“ Sizinde bu konularda cok fazla bilgi sahibi olduğunuzu söyleyemeceğim çünkü Bakara 44′te bahsettiği kitap Tevrat’tır, bikaç ayet öncesinde Tevrat’ın aslıyla tasdik edip Kuran’a iman edin der çünkü. Devamında da yazdığınız gibi Aklınızı kullanmıyor musunuz der fakat bu ayetin Ali Tuncay meselesiyle ne alakasaı var anlayabilmiş değilim.” KRAL—-
Bakara süresi nüzul sirasina göre 87 süredir ve büyük kismi hicretin ilk iki yillik döneminden olmak üzere, tamami hz. Peygamber´in Medine´ye hicretinden sonra vahyedilen ilk süredir.
(Ancak 275-281 ayetleri peygemberimiz vefatindan önceki son aylara aittir.)
Buradan süresinin mekki degil medeni oldugunu görüyoruz.
Bakara [44] : “Kitabi okudugunuz halde, insanlari tesvik edip kendinizi unutuyor musunuz?
Hala aklinizi kullanmayacak misiniz!” Bu ayet ayni zamanda mütesabih bir ayettir.
Yani sizin dediginiz anlamdan baska anlamlara da gelmektedir,orada salt tevrat kastedilmistir deyip kesip atamayiz!
40 -46 ayetler bütünlük ifade ettigi icin, detayli okumak isteyen su http://www.sevde.de/Kuran-Tevsiri/Bakara/Bakara40-46.htm linkten devam etsin.
Yalniz ayetin mütesabih olmasinin verdigi salikla size ayetden ne anladigimi hasbel kader ifade etmeye calisayim.
Islam dini = kur´an ilahi bir din olmasi ve Allah kelami olmasi hasebiyle celiskilerden uzak bir dindir.
Yani bilimde oldugu gibi bugün söyledigini yarin inkar etmez, onda bir eminlik mevcuttur.
Lakin günümüzde tek bir Kur´an olmasina ragmen milyonlarca bölünmüs müslüman ortaya cikmistir ve baktigimizda hepsinin iddiasi da Kur´an-i yasiyor olmaktir.
Ee bir tane kur´an oldugu halde sürekli farkli Kur´an anlayislarinin üremesinden bunun bir celiski oldugunu görebiliriz.
Buradan anliyoruz ki, celiskili olma hali, besere has bir özelliktir.
Yani insan beserdir,akli nisyan ila maluldur, zaaflarina yenilme olasiligi her zaman vardir.
Ki Allahta kulunu en iyi taniyan, onun zaaflarindan en iyi haberdar olan yaradani oldugu icin, ona kah degisik bir üslupla kah tek düze bir ifadeyle ama tekrar tekrar nasihat etmekten, hatirlatmaktan vazgecmez.
Ayet de oldugu gibi, kolundan tutup söyle bir silkeler.
Aklini basina almasini, insanlari uyardigiyla önce kendisinin amel etmesini gerektigini, söyledikleriyle yaptiklarinin birbirini tutmasinin onun eminligi ve imanin saglam bir zemine oturmasi acisindan gerekliligini vurgular.Buradan Allah´in kulunda celiskilerden uzak, kendinden ve inandigindan emin olan bir karakterde görmek istedigini de anlayabiliriz.
Cünkü dilimizle söyledigimizi hayata gecirmedigimiz müddetce iman etmemiz bize fayda etmeyecektir. Allah´in “Rabb“ yani egitici sifatini bazen gözardi ediyoruz.
Allah sadece bizim yaradanimiz degil ayni zamanda egiticimizdir.
Kur´an-i nüzul sirasina göre okumaya basladigimizda görecegiz ki Allah bize nabza göre serbet vermeyi ögretmez, Allah bize islami yavas yavas ama saglam bir sekilde ögütler, ki saglam karakterlere sahip olalim.
Islam önce kulun kendisine ögüttür, Allah´in bizim ibadetimize ihtiyaci oldugundan degildir hic birsey, sadece bizim kurtulumuz icindir. Yani nabza göre serbet vermekle dinine yardim etmemize ihtiyaci yoktur Rabbimizin,ki dogruyu dogru bir üslupla anlatmak elzemdir „ sünetullahtir“, ama bu dogruyu insanlara sevdirecegim diye, baskasinin nabiz seviyesine inmemiz anlamina gelmez.
Eger biz islami dogru yasarsak, insanlara da dogru yaklasmayi zaten ögrenmis olacagiz.
„Devamında da yazdığınız gibi Aklınızı kullanmıyor musunuz der fakat bu ayetin Ali Tuncay meselesiyle ne alakasaı var anlayabilmiş değilim.” Kral
Söyle bir ilgisi var. Ali Tuncay bey, Kur´an diyor, din diyor.
Bu demek oluyor ki, önce kendi ifade bicimini gelistirecek /degistirecek “ben böyleyim beni isteyen kabul etsin demek yerine”, dilimi nasil düzeltebilirim sorusunu sorucak kendisine, bunun kaygisina düsecek. Ben dogruyu anlatiyorum demekle, ifade bicimimizin kalitesini düsürmemize gerek yok.
Yani insanlara (sahsi fikrimdir, herkesin algilayisi farkli olabilir)edep sinirlarindan tasan sakalarla islami anlatacagi yerde, söyle bir durup kendini gözden gecirmeli.
Anlattiklarini dogrulugunu tartismiyorum, sadece bazen sakanin anlatacagimiz dogrunun degerini düserebilecegini anlatmaya calisiyorum, ki bence de öyle oldu, daha konusmasinin ilk bes dakikasinda bir izleyici olarak kapattim.
Cünkü bir kadinin ic camasirini diline dolayan adamla ne isim olabilirdi ki?
Akletmek kur´an da Allahin bir cok kez vurguladigi bir kavramdir.
Akletmek bir müslümanin baslica görevidir.
Bu kavram icin ayrintili bilgiyi su http://www.kuranislami.com/dusunce/akletme.html devam edebilirsiniz.
Daha fazla yazmak istemiyorum, anlamak isteyen bu yazdiklarimdan ne demek istedigimi zaten anlayacaktir.
Müsadenizle (kendi adima ) bu meseleye bir nokta koyuyorum.
Bitti.
Aralık 4th, 2006 at 10:31
Arkadaşlar fazlasıyla uzadı bu konu. Aştınız, ayet yorumlamaya giriştiniz. Buna kimin ne kadar ehil olduğunu bilmiyorum yalnız bildiğim bunun yerinin, üslubunun, şeklinin ve diğer şeylerin yanlış olduğu. Yorumları kapatıyorum.