“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır”

“ORTADA BİR hak iddiasının ve haksızlık tartışmasının olduğu durumlarda birçok kişinin takınmayı tercih ettiği bir tavır vardır: bigâne kalmak, taraf olmamak.

Bu tavrın sahipleri, ya “Bırakalım kendi aralarında çözsünler, biz kendi işimize bakalım” düşüncesi içinde bu tavrı takınırlar, yahut “Bu bakımdan o haklı, o bakımdan bu haklı” kabilinden renksiz ve totolojik bir yaklaşım içerisinde… Bu tavırda, haklı olduğunu düşündüğü taraftan yana bir tavır koymanın getireceği kayıplarla ilgili hesap ve endişelerin de etkisi sözkonusudur.”

http://www.karakalem.net/?article=1371

Allah kimseyi yalnız bırakmasın. Amin.

Nihat Genç

5 Haziran Salı Saat 20:00′de İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde. Unutmayayım diye yazıyorum :)

Klavye…

Benim kablosuz bir klavyem var ve kendisi biraz hasta. Bazen yazıyor, bazen yazmıyor. Ne olduğunu anlamadım ama böyle. Yazmadığı zamanlarda eskiden kalma bir f klavyem var, onunla idare ediyorum.

Bu akşam, f klavye ile yazmak zorunda kaldığım bir anda, yani kablosuz klavyemin yazmamaya başladığı bir anda, öncesinde çay demlemiştim ya hani, ki ben çayı fincanla içerim. Sen fincan gel, şu ortamda çok değerli olan klavyenin üstüne devril. Ben de yandım ama o mühim değil, klavye de gitti.

Kalktım, klavyeyi bir güzel temizledim, olmadı. İçini açtım, kuruladım. O ince plastik şeylerden ikisi kayboldu ve bulamadım. Üç tane vida arttırdım klavyeden. Sonra taktım bilgisayara, yine çalışmadı.

Hey yarebbim diye söylenecekken kablosuz klavyeye dokundum, çalışıyor. Halen çalışıyor. Bak hala çalışıyor…

Sigara…

Dayanamadım, ve yaktım bir tane. Aylar sonra ilk defa sigara içmenin verdiği heyecanla elim ayağım birbirine dolandı, dumanı ciğerlerime doldurdum… Başım döndü bir müddet ama alışmam zor olmadı.

İlkini yaktım ya ikincisi, üçüncüsünü yakmam hiç de zor olmadı. Ne olsa yedi yıllık bir tecrübem vardı ve beş aylık bir ara vermiştim. Unutacak değildim ya…

Dördüncü, beşinci… Sanırım beşinciyi yaktıktan sonra biraz düşündüm, “oldu mu şimdi” dedim, kendi kendime. “Bak beş aydır bırakmışsın, içtiğin bu sigaralar yüzünden hastalığının nüksetme ihtimali var, duman kokmak var”…

Üzüldüm, gerçekten çok üzüldüm. Büyük bir hata yaptıktan sonra duyulan bir üzüntü gibi. “Tamam, dedim içmiş olabilirim ama artık içmeyeceğim, hataydı”, dedim. Sonra yine kendime “bir defa içtikten sonra mı içmeyeceksin, güldürme” dedim. Üzüldüm…

Sonra uyandım, uykumdan uyandım… Ne kadar sevindim bir bilsen!

:)

olur mu olur valla :)

Bunu dinletmezsem çatlardım, o kadar aradım yani :)

Polis‘ten…

Yalnız sen tut film afişine sloganı yanlış yaz, olur mu, olmaz. Olmamalı :)

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.