Sevgili günlük!

Sekiz Eylül Pazar günü Genel Muhasebe’den bütünleme sınavım var sevgili günlük. Vizesinden nasıl olmuşsa altmış yedi aldığım, finalinden de yine nasıl olmuşsa otuz üç alacak çaktığım ders hani. Bütünlemede kırkın bir miktar üzerinde puan alamazsam, askerlik şubesinden aldığım kağıda göre kasım ayının on dokuzunda on beş ay süren bir seyahate (seyahat diyerek kendimi psikolojik olarak rahatlatma çabam da gözümden kaçmadı hani) çıkmak durumunda kalacağım. Ne acı, değil mi!

Ders çalışıyor muyum? Kesinlikle evet. Hem de hiç çalışmadığım kadar. Peki anlıyor muyum? Doğruyu söylemek gerekirse ilk yedi üniteye kadar olan kısım için yine evet, ama sonrası… Orası karışık işte.

AÖF sınavlarının anlayamadığım bir noktası var ki bu beni rahatlatıyor bi nebze, o da şu: Çalışman gerekmeyebiliyor! Öyle olsaydı vizeden altmış yedi alışımı, geçen sene iktisada giriş dersinden geçişimi izah etmemin mantıklı gerekçeleri olmak zorunda değil mi sevgili günlük!

Hayatımın şu andan sonraki kısmının şekli bir sınav sonucuna bağlı ve bu zoruma gidiyor. Hayır uzun dönem askerlik yapmak değil zoruma giden (bırak şimdi!). On beş ay boyunca… Off bu konuya hiç girmek istemiyorum sevgili günlük, ne olurdu yani yatsam kalksam, yatsam kalksam, hatta bir daha yatsam kalksam ve askerden gelmiş olsam?

Tamam tamam kesiyorum bu konuyu.

Eski çalıştığım birimin yeni amiri ile karşılaştık, ayaküstü sohbet ettik. Beni geri istiyor!

Bu var ya, süper bir şey sevgili günlük. Daha önce haksızlığa uğrayarak gönderildiğin yerdeki insanlar şimdi sana muhtaç olduklarını söylüyorlar, rızan olup olmadığını merak ediyorlar, gel diyorlar.

Bu benim için bir anlamda onore edilmek. Ama ben dönmek istemiyorum. Eğer fikrim sorulursa cevabım bu yönde olacak. Çünkü -afedersin sevgili günlük- daha fazla eşek yerine konmayı kaldıracak gücüm yok. Ama olur da gönderilirim, fikrim sorulmaz, sorulur da buna itibar edilmez… O zaman da “şeriatın kestiği parmak acımaz” deyip elimi taşın altına hiç çekinmeden koyarım.

Sonra sevgili günlük, senin de yakından bildiğin gibi güzel şeyler de oluyor ve yine senin yakından bildiğin gibi ben bunları berbat etmekte her zamanki yeteneğimi gösteriyorum, yılmadan! Neyse ki kendimi toparlamam konusunda yardımını esirgemeyen insanlar var, neyse ki güzel insanlar var.

Böyle işte sevgili günlük, bir daha da “hiç yazmıyosun patron” demezsin artık.

2 Yorum Yapılmış »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI

  1. Yorum yapan hepatit ze — 31 Ağustos 2007 #

    bu kadar yüklenmeseydin keşke : ))
    ayrıca ne bu sevgili günlük yakınmaları ya?
    benden kıskandın di mi?
    ben gidip bir post daha yazayım iyisi mi.
    ‘ah! bize kıskananlar var sevgili günlük’

  2. Yorum yapan Duhan — 01 Eylül 2007 #

    abi giderayak bozmasaydın bari blogu :)

Yorum yapın

XHTML: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.