“Ama bir şarkıda geçer adımız”

İtiraf ediyorum, bu blog açık olduğu günden beridir şu sağdaki linkler arasında yer alır kıymetli Hüseyin Cahid Doğan’ın hazırladığı web sitelerinin linkleri; ancak ben hiç gidip de okumam ne yazdığını. RSS’ten takip etmeye başladığımdan bu yana okur oldum. Aşağıda alıntıladığım ve Cahid Zarifoğlu hakkındaki harikulade biyografi yazısından sonra da sürekli takip ettiğim bir adres oldu Doğan’ın kaotik sükûnu.

Cahid Zarifoğlu benim için hep bir bilmece. Bir türlü anlamayı beceremediğim şiirlerin şairi; nasıl yazıldığı konusunda bir fikir sahibi olamadığım güncenin yazarı. Hüseyin Cahid Doğan’ın hazırladığı biyografiden sonra daha bir bilmece oldu Zarifoğlu benim için.

Eline, kalemine sağlık Hüseyin Cahid Doğan.

İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyordu. Sancılı, başarısız, kaotik bir öğrencilik dönemi idi onunki. Şiire sarılıyordu O da. Bir gün şiirlerini dosya hâline getirdi ve onları basacak bir yayınevi aramaya koyuldu. Ancak kapısını çaldığı yayınevlerinin hiçbirinden istediği cevabı alamadı. O da öğrenci bursu karşılığında bir matbaa sahibi ile anlaşıp bastırdı kitaplarını. Çok zor şartlarda okumaktaydı. Buna rağmen her ay aldığı bursu, bastırdığı kitabının ederi olarak matbaa sahibine ödüyordu. Birçok gece aç yattı, kimi zaman vapur parasını bile bulamayıp sokaklarda bozukluk aradı. Bastırdığı kitabı da en az onun kadar şanssızdı. Kitabının satılmasını sağlamak için bu kez kitapçıların yolunu tuttu. Fakat sadece bir yayıncı, kitabın gerçek pahasının yarısına yüz kitabını ondan satın aldı. Hem tek geçim kaynağından olmuş hem de yüzlerce kitapla kala kalmıştı. Kitapları koyacak yeri de yoktu genç adamın. Bir arkadaşına rica etti, kitapların barınacağı yer olarak bir ofisi buldu arkadaşı da. Ancak kitaplar, bütün kış boyunca ofis çalışanlarınca ısınmak amacıyla yakıldı. Kesin bir fiyaskoydu bu. Yıllar sonra Sarıkamış’ta askerliğini yaparken, kitabı bastırmak için harcadığı burs faiziyle beraber kapısını çalacak, arkadaşlarına kitaplarının telif ücretiyle borcunu kapatmalarını rica edecek ve O’na danışılmadan kitapları basılacaktı. Türk şiirine son yüzyılda armağan edilen en yetkin şiir kitabı, İşaret Çocukları işte böyle doğmuştu.

Yazının devamı için kaotiksukun.com

aynı tarihte yazılanlar:

Leave a comment

Your comment