kaç karakter?
ali usta, 16 Kasım 2007, 01:05Hani “kaç paralık insansın” sen derler ya, beş para etmez insanlar için. Yeni bir kalıp ürettim (uydurdum) ben de, karaktersiz, onursuz insanlar için, “kaç karakterlik insansın” diye.
Soruyorum, kaç karekterlik insansın? Cevap vereyim ben senin yerine: Hiç karakterlik, H İ Ç !
İnsan: Tamamıyla lafın gelişi!
rapidsafe, rapidshare ve flashget!
ali usta, 13 Kasım 2007, 12:37Rapidshare’deki dosyaların direkt adreslerini gizlemek için adresler rapidsafe.net’in hizmetiyle gizlenebiliyor ve bir çok paylaşımcı da bu yöntemi kullanıyor. Ancak bu defa da siz indirici olarak sıkıntı çekiyorsunuz. Önce rapidsafe sayfasına girip, oradan rapidsahre’e yönlendiriliyor ve bu sırada da rapidsafe’in reklamları ile uğraşıyorsunuz.
Dün çok ilginç bir yöntem öğrendim (cithiz forumlarında civan adlı üye yazmış) ve şaşkınlığımı halen üzerimden atabilmiş değilim. Rapidsahre dosyalarının rapidsafe ile gizlendiği sayfa üzerinde sağ tuşa tıklayıp “tümünü flashget ile indir”‘e tıklayıp, rapidshare premium hesap bilgilerinizi flashget’e giriyorsunuz, bingo!
Hâlâ çok şaşkın, çok şaşkınım. Bu kadar kolaylığın altından bir bit yeniği çıkacak sanki :)
zindandan notlar
ali usta, 12 Kasım 2007, 02:22Bilge kral Aliya İzzetbegoviç’in “Özgürlüğe Kaçışım - Zindandan Notlar” kitabından alıntılar. Zamanla eklemeler yapılacak.
6. Hayatın anlamını kaybetmişsem ölmeliyim. (shf: 1)
2357. Baharatın yemeğin yerini tutmaması gibi süsleme de muhtevanın yerini tutmaz. Bir kültürde muhteva çözülüp şekil halini alırsa bu durumda kesinlikle o kültürün çöküşüne ve yokoluşuna şahit oluyoruz demektir. (shf:34)2127. Allah, hayvanlardan farklı olarak bizi dik yürür şekilde yarattı. Çoğu insan bu imtiyazı kullanmaz, hayatlarının çoğunda eğilirler hatta sürünürler. İnsan böyle mi yapmalı? Allah’ın bu büyük nimetini, dik yürümeyi reddetmek nankörlük değil mi? (shf: 36)
2182. Tıpkı çocuklarımızın yükünü yüklenmemiz gibi, kendi hatalarımız ve rezîletlerimizden ziyade diğer insanların hata ve rezîletlerini hissederiz. (shf: 37)
3054. Ölümün varlığı, hayat resmine gerekli gölgeleri verir. Bunlar olmasaydı o resim soluk ve anlamsız olurdu. Ölüm içermeyen bir roman eya dram eksik görünür. (shf: 38)
“Ama bir şarkıda geçer adımız”
ali usta, 09 Kasım 2007, 01:25İtiraf ediyorum, bu blog açık olduğu günden beridir şu sağdaki linkler arasında yer alır kıymetli Hüseyin Cahid Doğan’ın hazırladığı web sitelerinin linkleri; ancak ben hiç gidip de okumam ne yazdığını. RSS’ten takip etmeye başladığımdan bu yana okur oldum. Aşağıda alıntıladığım ve Cahid Zarifoğlu hakkındaki harikulade biyografi yazısından sonra da sürekli takip ettiğim bir adres oldu Doğan’ın kaotik sükûnu.
Cahid Zarifoğlu benim için hep bir bilmece. Bir türlü anlamayı beceremediğim şiirlerin şairi; nasıl yazıldığı konusunda bir fikir sahibi olamadığım güncenin yazarı. Hüseyin Cahid Doğan’ın hazırladığı biyografiden sonra daha bir bilmece oldu Zarifoğlu benim için.
Eline, kalemine sağlık Hüseyin Cahid Doğan.
İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyordu. Sancılı, başarısız, kaotik bir öğrencilik dönemi idi onunki. Şiire sarılıyordu O da. Bir gün şiirlerini dosya hâline getirdi ve onları basacak bir yayınevi aramaya koyuldu. Ancak kapısını çaldığı yayınevlerinin hiçbirinden istediği cevabı alamadı. O da öğrenci bursu karşılığında bir matbaa sahibi ile anlaşıp bastırdı kitaplarını. Çok zor şartlarda okumaktaydı. Buna rağmen her ay aldığı bursu, bastırdığı kitabının ederi olarak matbaa sahibine ödüyordu. Birçok gece aç yattı, kimi zaman vapur parasını bile bulamayıp sokaklarda bozukluk aradı. Bastırdığı kitabı da en az onun kadar şanssızdı. Kitabının satılmasını sağlamak için bu kez kitapçıların yolunu tuttu. Fakat sadece bir yayıncı, kitabın gerçek pahasının yarısına yüz kitabını ondan satın aldı. Hem tek geçim kaynağından olmuş hem de yüzlerce kitapla kala kalmıştı. Kitapları koyacak yeri de yoktu genç adamın. Bir arkadaşına rica etti, kitapların barınacağı yer olarak bir ofisi buldu arkadaşı da. Ancak kitaplar, bütün kış boyunca ofis çalışanlarınca ısınmak amacıyla yakıldı. Kesin bir fiyaskoydu bu. Yıllar sonra Sarıkamış’ta askerliğini yaparken, kitabı bastırmak için harcadığı burs faiziyle beraber kapısını çalacak, arkadaşlarına kitaplarının telif ücretiyle borcunu kapatmalarını rica edecek ve O’na danışılmadan kitapları basılacaktı. Türk şiirine son yüzyılda armağan edilen en yetkin şiir kitabı, İşaret Çocukları işte böyle doğmuştu.
Yazının devamı için kaotiksukun.com
sekiz sıfır hatırası
ali usta, 09 Kasım 2007, 00:58Uzun zamandır futbolla, milli takım düzeyinde olsa dahi ilişkim yok. Ancak şampiyonlar liginde bir maçta sekiz gol yiyen bir takımımızın olması benim bile zoruma gidiyor. Beşiktaşlıların (kimdi onlar, el kaldırsınlar bakiim!) hali nicedir, Allah kerim : )
Şurada İngilizler sekiz sıfırın hatırası olarak forma filan yapmışlar, ne diyelim, güle güle giysinler :)
via: hafif
Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS.