Archive for Aralık, 2007

Power Supply

Cumartesi, Aralık 29th, 2007

Dün gece nette ucuz power supplylerin birer canlı bomba olduklarını, yüzlerce dolar vererek kurduğumuz sistemleri yirmi-otuz dolarlık power supplylere teslim etmememiz gerektiğine ilişkin bir makale okumuştum.

Kendi bilgisayarımı 2005 yılı başında ve uzun araştırmalar sonucunda arkadaşlarımla toplamıştık. Oğuz’un power supply konusundaki değişme önerisini ise ilk zamanlar sonraya erteledim, sonraları da unuttum.

Bugün, bilgisayarımdaki power supply yandı. Bundan sonra ne okuduğumuza da dikkat edeceğiz demek ki :) Ya da eşşeğin aklına karpuz kabuğunu getirmeyeceğiz :)

Meraklısına: Ucuz power supply taktık bilgisayara :)

Kayseri…

Cuma, Aralık 21st, 2007

Kayseri’nin zengini, küçük esnaf kendisinden borç para istemesin diye gidip ondan borç para istermiş. İçimizdeki Kayserilinin biri de hesap soracağımı anlamış olacak ki bana hesap sormak gibi bir gaflete düşmüş. Bilmediği bir şey var yalnız, o da ne olursa olsun hesap vermekten kurtulamayacağı!

Bilvesile herkese hayırlı bayramlar diliyorum. (Bizde alışkanlık oldu, kurban bayramlarını hep hastanelerde geçiriyoruz…)

Google Reader, Ali’s Shared Items

Perşembe, Aralık 13th, 2007

Şayet, bu blogun sahibinin/yazarının rss ile takip ettiği kaynaklardan beğendiği ve “paylaş bunu” diye işaretlediği yazıları merak ediyorsanız, goolgle readerın şu hizmet sayfasına yönlendirelim sizi: http://www.google.com/reader/shared/

http://galeri.alisari.net/

Çarşamba, Aralık 12th, 2007

http://galeri.alisari.net adresinde JAlbum ile oluşturduğum fotograf galerisini görebilirsiniz. Fotograflar flickr ve fotokritikte yayınlanan fotograflaron aynıları ancak galeride daha az fotograf var ve bunlar bu güne kadar en beğendiğim fotograflarım.

“AÖF’de ders geçme garantisi”

Salı, Aralık 11th, 2007

başlığıyla tüm ilan panolarında reklamı olan bir kurumun eğitimine ne kadar güvenilebilir ki?

Serpico – The Insider

Cumartesi, Aralık 8th, 2007

serpicoİki Al Pacino filmi üzerine bir şeyler karalayacağım. Filmlerin ikisi de çok güzel, izlenilesi. Birincisi, 1973 yapımı Serpico. Film hakkında detaylı bilgi beyazperde’den ve IMDb’den edinilebilir. Kısaca bahsetmek gerekirse, bir polis memuru olan Frank Serpico’nun hayat hikayesi anlatılıyor ve gerçek bir hikayeye dayanıyor. Serpico’nun polisliğe başladığı andan itibaren karşılaştığı “rüşvet” gerçeği, rüşvet almamanın suratının ortasına kurşun yarası açabileceği gibi ciddi sonuçlarından bahsediyor film.

Filmde Serpico saçıyla sakalıyla, giyimiyle kuşamıyla hiç de alışık olduğumuz polis-sivil polis tiplerinden biri değil. Çok karizmatik, çok farklı. Ve dürüst.

Rüşvet almamasının, rüşvet alan diğer polislerin işlerine çomak sokma anlamına da gelmesiyle çalıştığı departmanların hiçbirinde sevilmiyor Serpico ve bir müddet sonra rüşvet gerçeğini ifşa etmenin peşine düşüyor. Ve bu uğurda çektiği sıkıntılar anlatılıyor.
(daha fazla…)

“Dökün artık şu taşları”

Cumartesi, Aralık 8th, 2007

[...]

Mesele şunu söyleyebilmekte aslında: “Kardeşim biz örtünmeyi; türban ve başörtüsü olarak kategorize ettik; çünkü toplumun yüzde 70′i öyle ya da böyle kapalıyken, başörtüsüne tekmili birden karşı çıkmak bu milleti karşımıza almak olacaktı. Bakmayın siz ‘başörtüsünü, türban gibi laik-Cumhuriyet’e karşı bir kalkışma olarak görmüyoruz’ dememize. Biliyorsunuz, ona da gıcığız son kertede. Şehirdeki başörtüsüne suç ve illegalite iması yükleyebilmek için ‘benim anneannem de başörtülüydü’ diyoruz nihayetinde. Sonuç aldık artık, araştırmamız gösteriyor ki; ısrar, aşk ve şevkle yaptığımız türban-başörtüsü tasnifimiz yoluyla ‘türban’ kelimesini bulabildiğimiz her gereçle yaygınlaştırmamız sonuç verdi; kafasına örttüğünü bizim adlandırmamızla tanımlayarak, ‘ben türbanlıyım’ diyenler 4 kat arttı işte. Biz de şimdi yapıp ettiklerimizin meyvesini topluyor, ‘türbanlıların’ artışının Cumhuriyet’i yıkıp yıkmayacağını konuşuyoruz.”

[...]

Özlem Albayrak, “Dökün artık şu taşları”, Yeni Şafak, 07.12.2007

Türkiye’nin Hürriyet gazetesi sorunu!

Perşembe, Aralık 6th, 2007

internethaber.com sitesinde Günsel Günhan’ın “Türkiye’nin Hürriyet gazetesi sorunu ve 15 yalan” başlıklı yazısının son paragrafı aşağıda devamı da sitede.

Türkiye için Hürriyet gibi bir gazete, gerçekten talihsizlik. Yalan haberleri, doğrularıyla okuyunca bunun daha iyi farkına varıyorsunuz.

Hürriyet, yalan haberleriyle, cuma namazında Ümraniye’de dükkânların kapandığını e-mailden öğrenip inanan, öyle sanan ve okurlara paranoya üreten Bekir Coşkun gibi bağnaz ve sabit zihinli “bazı yazarlarıyla” “statiko ve egemen güçler iktidarı” için kendini paralayan yayın politikasıyla kim ne derse desin Türkiye’nin en büyük sorunudur.

via: nahnusan