Archive for Şubat, 2008

Özgürlük: İnsanlık adına lütfen! / Doç. Dr. Şaban Çalış

Cuma, Şubat 29th, 2008

Geçmişte YÖK, mevzuatta bu yönde bazı değişiklikler yapmaya kalktı da ne oldu? Özal YÖK Kanunu’nda değişiklikler yaptı da ne oldu?.. 2004 yılında “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” hükmü Anayasa’ya eklendi de ne oldu? Şimdi anayasasal değişiklikler yürürlüğe girdi de ne oluyor?..

Yeterince açık değil mi? Artık Türkiye’de özgürlükler açısından bir mevzuat sorunu yok. Ortada ciddi bir zihniyet sorunu var. Anayasal değişikliklere yapılan itirazlar göstermektedir ki bu konuda ne yaparsanız yapın, değil mi ki özgürlüklerden bahsediyorsunuz, yasakçıların pozisyonu değişecek gibi görünmüyor. Çünkü gerçek diye gördükleri o çölleşmiş zihniyette çok temel ve fakat oldukça korkunç ve trajik bir yokluk ve yoksunluk var: Bu gerçeklikte anlaşıldığı kadarı ile eleştirel akıl yok, fikir yok, mantık yok. Daha da önemlisi vicdan ve ahlak yok diyebilirim, ama bütün bunları önceleyen esas unsur olarak ortada insan yok. Hak ve özgürlüklerin son tahlilde insani bir mesele olduğu ve bu konuyla ilgili her şeyin de ahlaki temeller üzerinde yükseldiği düşünüldüğü zaman durum daha da vahimleşmiyor mu?


[Yorum - Doç. Dr. Şaban Çalış] Özgürlük: İnsanlık adına lütfen!

Orchestre National de Jazz – Charmediterranéen

Cuma, Şubat 29th, 2008

Epey zamandır yeni albümlere bakmamış, yeni bir şeyler dinlememiştim. Yeni şeyleri geçtim eskileri de dinlemeye vaktim olmuyordu. Birkaç gündür hqshare.net‘te yeniden dolanmaya başlayınca onlarca ecm albümünü daha keşfettim. Başlıkta adını belirttiğim albüm inanılmaz derecede eğlenceli (ve hüzünlü), böyle bir albüm dinlemedim daha önce. Belki Charlie Haden’ın “Liberation Music Orchestra” albümünü de eğlenceli albümlerden biri olarak tanımlayabilirim ama bu albüm gerçekten başka :) Albüm ecm’den 1828 seri numarası ile 2001 yılında çıkmış, detaylı bilgileri ecm web sitesinden edinebilirsiniz.

Albümü dinlerken üçüncü parçadaki ud tanıdık geldi bana. Daha sonra albümün künyesini incelediğimde eski dost Anouar Bharem ile karşılaştım ki bu daha da güzel kıldı bu albümü benim için. Albümün kapağı yan tarafta görülüyor. Künyesi aşağıda. Temin etmek isteyenler de aramaya inanmalı :)

(daha fazla…)

Toparlanın Gitmiyoruz

Çarşamba, Şubat 27th, 2008

toparlanin.jpgŞimdi cemaat’teki haberi okuyunca gördüm: İsmet Özel’in “Sorulunca Söylenen” kitabı dışında kalan röportaj, söyleşi, konferans… hâsılı ne var ne yoksa derlenip, “Toparlanın Gitmiyoruz” adıyla, Ebabil Yayınların’dan çıkmış.

Üç kitaplık bu serinin çok kıymetli olduğu su götürmez bir gerçek. İsmet Özel’in yazdığı ne varsa okunmaya değerse, dahası okunmalıysa, söylediği şeyler de duyulmalı, duyulmadıysa okunmalı.

Sürgün

Salı, Şubat 26th, 2008

Rus yönetmen Andrei Zvyagintsev’in ikinci filmi olan “Sürgün – Izgnanie” hakkında yazacağım demiştim, biraz da Sacid abimin izlemesini beklediğimden bu güne bıraktığım yazıyı yazabilirim artık : ) Filmi izlememiş olanlar ve izlemeyi düşünenler için spoiler içerebilir, o yüzden bu cümleden sonrasını okumak tamamen size kalmış bir durum, demedi demeyin.

Ne olduğunu anlamadığımız bir nedenle yaşadıkları şehirden kırsala yerleşen bir ailenin hayatını izliyoruz filmde sindire sindire. Yavaş yavaş ama doyura doyura sunulan sahneler, ne yapmaya çalıştığını filmin sonunda dahi bir türlü anlayamadığımız bir “kadın”, (filmin başındaki sahneyi göz önünde bulundurursak “karanlık işlerden gelen” arkadaşlık ilişkileri), iki tane nur topu gibi çocuk, harikulade manzaralar…

aile
(daha fazla…)

Sürgün – The Banishment – Izgnanie

Pazar, Şubat 24th, 2008

surgunAndrei Zvyagintsev’in ikinci filminin Türkçe, İngilizce ve Rusça isimlerinden oluşuyor başlık. Bugün izledim filmi. Film hakkında daha sonra bir şeyler yazmayı düşünüyorum. Şimdilik değineceğim, ülkemizin en eski sinema sitelerinden beyazperde’deki gariplik üzerine.

Sitede “Sürgün – The Banishment” adıyla kayıtlı bir film var, yönetmeni oyuncuları vesaire her şeyi benim bahsini ettiğim filmle aynı. Sinepuanı da 6.7 olarak görünüyor. Garip olan aynı yönetmen ve diğer bilgilere sahip olan bir başka filmimiz daha var o da “The Banishment – Izgnanie” adını taşıyor ve onu sinepuanı da 7.9 olarak kayıtlı.

Eski dost beyazperde’de aynı film iki defa kayıtlı, üstelik tanıtım yazıları da birbirinden farklı. Daha da ilginci benim ben filmde, tanıtım yazılarında bahsedilenlerle bağlantı kuramadım hiç :)

Filmin ismi bol olunca böyle karışıklıklar olabiliyor demek ki. Biri beyazperdeye çıtlatır herhalde durumu :)

Yaşama Sanatı

Perşembe, Şubat 21st, 2008

Dün gece nereden estiyse Cesar Pavese’nin “Yaşama Sanatı” üzerine söylediği bir söz takıldı durdu kafama. Yanlış hatırlamıyorsam bir kitabın (yine yanlış hatırlamıyorsam Tarık Tufan’ın bir kitabının; Kekeme Çocuklar Korosu ve Hayal Meyal değil) ilk sayfasında yazan bir sözdü bu.

Aklıma geldiği kadarki kısmı sadece “Yaşama sanatı yalanlara inanmayı bilme sanatıdır.” şeklinde.

Eski dost google’a güvenerek arama yaptıysam da adam akıllı bir sonuca ulaşabilmiş değilim. En çok rastladığım sonuç şu: “Yaşama Sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır. Bunun en korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmediğimizden, bir yalanın yalan olduğunu hala anlayabilmemizdir.” Şimdi, anlayan beri gelsin! Bir yalanın yalan oluşunu anyalabilmemizin nedeni, doğrunun ne olduğunu bilmememiz mi yoksa neyin doğru olduğunu bilmediğimiz halde bir yalanın yalan oluşunu anlayabilmemiz mi?

Bence ikincisi ve sözün doğrusu tam olarak şu şekilde:

“Yaşama Sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır. Bunun en korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmediğimiz halde (neyin doğru olduğunu bilmediğimiz halde), bir yalanın yalan olduğunu hala anlayabilmemizdir”

Tüm aramalarıma rağmen Kraliçenin Pireleri’ni bulamadım dolayısıyla bakamadım ona, bi zahmet elinin altında olan varsa bilgilendirsin bizi. Ya da şu sözün doğrusunu bilen varsa, yorumla bildirse, üzerine konuşsak…

Kar

Salı, Şubat 19th, 2008

Beklenen kar sonunda geldi. Çok güzel yağıyor maşallah. Bu işe en çok, paslanmaya yüz tutmuş zincirleri satabilecek olan Fa(r)tih sevinmiştir sanırım :)

Bir de laylon bulup kayabilecek olanlar :)

yenilendik

Çarşamba, Şubat 13th, 2008

Şekilden de görüldüğü üzere temamızı yeniledik. Denk gelmişseniz zaten bir kaç gündür sürekli tema denemeleri yapıyordum. Bugün eLoy‘un verdiği linklerden bulduğum bu temayı, birazcık kuracalama ile bu hale getirip kullanmaya karar verdim. Bence güzel oldu. Sonracığıma Derya beğendi (ki bu yeterli bir sebep artık bu temanın kullanılması için :) Sonracığıma Sacid abimle Züleyha ablam da beğendiler (sıkıysa beğenmesinler!).

Sağ taraftaki foto şipşak kısmında değişiklik yapmak arzusundayım. Çünkü bu plugin sadece son fotografları gösteriyor. Tüm fotoğraflar üzerinden rastgele göstermek gibi bir işlevi yok, o da fotoğrafları rss’ten almasından ve rss’in son fotoğrafları içermesinden kaynaklanıyor.

DarkYES kendi blogunda, flickr’ın html aparatını çok güzel özelleştirmiş. Ona bi ulaşabilirsem aynı aparatı ben de kullanmak istiyorum.

Şimdilik bizden bu kadar, yeni gelişmelerle burada olacağız.

Esen kalın.

An (16:51) itibariyle bir ekleme: Duhan‘dan mesaj geldi, flickr’dan fotografları rastgele göstermek için kod gönderdi. Hemencecik uyguladık yan tarafta da görüldüğü üzere. Çok da güzel oldu. Sağolasın Duhan :)