Özgürlük: İnsanlık adına lütfen! / Doç. Dr. Şaban Çalış

Geçmişte YÖK, mevzuatta bu yönde bazı değişiklikler yapmaya kalktı da ne oldu? Özal YÖK Kanunu’nda değişiklikler yaptı da ne oldu?.. 2004 yılında “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” hükmü Anayasa’ya eklendi de ne oldu? Şimdi anayasasal değişiklikler yürürlüğe girdi de ne oluyor?..

Yeterince açık değil mi? Artık Türkiye’de özgürlükler açısından bir mevzuat sorunu yok. Ortada ciddi bir zihniyet sorunu var. Anayasal değişikliklere yapılan itirazlar göstermektedir ki bu konuda ne yaparsanız yapın, değil mi ki özgürlüklerden bahsediyorsunuz, yasakçıların pozisyonu değişecek gibi görünmüyor. Çünkü gerçek diye gördükleri o çölleşmiş zihniyette çok temel ve fakat oldukça korkunç ve trajik bir yokluk ve yoksunluk var: Bu gerçeklikte anlaşıldığı kadarı ile eleştirel akıl yok, fikir yok, mantık yok. Daha da önemlisi vicdan ve ahlak yok diyebilirim, ama bütün bunları önceleyen esas unsur olarak ortada insan yok. Hak ve özgürlüklerin son tahlilde insani bir mesele olduğu ve bu konuyla ilgili her şeyin de ahlaki temeller üzerinde yükseldiği düşünüldüğü zaman durum daha da vahimleşmiyor mu?


[Yorum - Doç. Dr. Şaban Çalış] Özgürlük: İnsanlık adına lütfen!

Orchestre National de Jazz - Charmediterranéen

Epey zamandır yeni albümlere bakmamış, yeni bir şeyler dinlememiştim. Yeni şeyleri geçtim eskileri de dinlemeye vaktim olmuyordu. Birkaç gündür hqshare.net‘te yeniden dolanmaya başlayınca onlarca ecm albümünü daha keşfettim. Başlıkta adını belirttiğim albüm inanılmaz derecede eğlenceli (ve hüzünlü), böyle bir albüm dinlemedim daha önce. Belki Charlie Haden’ın “Liberation Music Orchestra” albümünü de eğlenceli albümlerden biri olarak tanımlayabilirim ama bu albüm gerçekten başka :) Albüm ecm’den 1828 seri numarası ile 2001 yılında çıkmış, detaylı bilgileri ecm web sitesinden edinebilirsiniz.

Albümü dinlerken üçüncü parçadaki ud tanıdık geldi bana. Daha sonra albümün künyesini incelediğimde eski dost Anouar Bharem ile karşılaştım ki bu daha da güzel kıldı bu albümü benim için. Albümün kapağı yan tarafta görülüyor. Künyesi aşağıda. Temin etmek isteyenler de aramaya inanmalı :)

Continue reading Orchestre National de Jazz - Charmediterranéen…

Toparlanın Gitmiyoruz

toparlanin.jpgŞimdi cemaat’teki haberi okuyunca gördüm: İsmet Özel’in “Sorulunca Söylenen” kitabı dışında kalan röportaj, söyleşi, konferans… hâsılı ne var ne yoksa derlenip, “Toparlanın Gitmiyoruz” adıyla, Ebabil Yayınların’dan çıkmış.

Üç kitaplık bu serinin çok kıymetli olduğu su götürmez bir gerçek. İsmet Özel’in yazdığı ne varsa okunmaya değerse, dahası okunmalıysa, söylediği şeyler de duyulmalı, duyulmadıysa okunmalı.

Sürgün

Rus yönetmen Andrei Zvyagintsev’in ikinci filmi olan “Sürgün – Izgnanie” hakkında yazacağım demiştim, biraz da Sacid abimin izlemesini beklediğimden bu güne bıraktığım yazıyı yazabilirim artık : ) Filmi izlememiş olanlar ve izlemeyi düşünenler için spoiler içerebilir, o yüzden bu cümleden sonrasını okumak tamamen size kalmış bir durum, demedi demeyin.

Ne olduğunu anlamadığımız bir nedenle yaşadıkları şehirden kırsala yerleşen bir ailenin hayatını izliyoruz filmde sindire sindire. Yavaş yavaş ama doyura doyura sunulan sahneler, ne yapmaya çalıştığını filmin sonunda dahi bir türlü anlayamadığımız bir “kadın”, (filmin başındaki sahneyi göz önünde bulundurursak “karanlık işlerden gelen” arkadaşlık ilişkileri), iki tane nur topu gibi çocuk, harikulade manzaralar…

aile
Continue reading Sürgün…

Sürgün - The Banishment - Izgnanie

surgunAndrei Zvyagintsev’in ikinci filminin Türkçe, İngilizce ve Rusça isimlerinden oluşuyor başlık. Bugün izledim filmi. Film hakkında daha sonra bir şeyler yazmayı düşünüyorum. Şimdilik değineceğim, ülkemizin en eski sinema sitelerinden beyazperde’deki gariplik üzerine.

Sitede “Sürgün - The Banishment” adıyla kayıtlı bir film var, yönetmeni oyuncuları vesaire her şeyi benim bahsini ettiğim filmle aynı. Sinepuanı da 6.7 olarak görünüyor. Garip olan aynı yönetmen ve diğer bilgilere sahip olan bir başka filmimiz daha var o da “The Banishment - Izgnanie” adını taşıyor ve onu sinepuanı da 7.9 olarak kayıtlı.

Eski dost beyazperde’de aynı film iki defa kayıtlı, üstelik tanıtım yazıları da birbirinden farklı. Daha da ilginci benim ben filmde, tanıtım yazılarında bahsedilenlerle bağlantı kuramadım hiç :)

Filmin ismi bol olunca böyle karışıklıklar olabiliyor demek ki. Biri beyazperdeye çıtlatır herhalde durumu :)

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.