Sürgün
ali usta, 26 Şubat 2008, 14:06Rus yönetmen Andrei Zvyagintsev’in ikinci filmi olan “Sürgün – Izgnanie” hakkında yazacağım demiştim, biraz da Sacid abimin izlemesini beklediğimden bu güne bıraktığım yazıyı yazabilirim artık : ) Filmi izlememiş olanlar ve izlemeyi düşünenler için spoiler içerebilir, o yüzden bu cümleden sonrasını okumak tamamen size kalmış bir durum, demedi demeyin.
Ne olduğunu anlamadığımız bir nedenle yaşadıkları şehirden kırsala yerleşen bir ailenin hayatını izliyoruz filmde sindire sindire. Yavaş yavaş ama doyura doyura sunulan sahneler, ne yapmaya çalıştığını filmin sonunda dahi bir türlü anlayamadığımız bir “kadın”, (filmin başındaki sahneyi göz önünde bulundurursak “karanlık işlerden gelen” arkadaşlık ilişkileri), iki tane nur topu gibi çocuk, harikulade manzaralar…

Üçüncü kez anne olacağını öğrenen “anne”nin eşine “çocuk senden değil” demesi üzerine gelişen olaylar. Filmin yarısından uzun bir kısmını “baba”nın gözünden, diğer kısmını ise “anne”nin gözünden izliyoruz. Anne gözünden sunulan kısım, soruları çözmek için yapıldı belki ama daha fazla soru işareti bırakmaktan başka bir işe yaramadı maalesef. Aklımızda onlarca soru…

İlk filmi olan “Dönüş – Vozvrashcheniye” ile müthiş bir çıkış yapan yönetmen, bu çıkışını ikinci filmiyle de sürdürüyor ancak benim en çok beğendiğim (ilk filminde de beni en çok etkileyen şey olmuştu bu aynı zamanda) film müzikleri oldu. Özellikle, kompartımandaki o sahnede çalan Arvo Pärt‘ın Alina albümünün “Für Alina” parçası… İlk tınıyı duyduğum an hadi canım, dedim. Devamı geldi sonra ve yıllardır dinlemekten bıkmadığım bu parçanın bu sahneye ne kadar yakıştığını gördüm. Aslında burada yönetmenin, filme özel soundtrack peşinde olmadığını da görüyoruz. Hâli hazırda bestelenmiş bir şey varken ve elimizdeki sahneye fazlasıyla uygunken, yenisine gerek görülmeyişi çok güzel.

Filmin en beğendiğim sahnesi ise, hiç kimsenin olmadığı dolayısıyla kimsenin konuşmadığı, kurumuş halini gördüğümüz pınarın canlanmasıyla başlayan ve kameranın o noktadan aşağılara doğru ilerleyerek devam ettiği, iki dakikadan uzun süren, belgesel kıvamındaki bölümüydü.

Hâsılı, “Sürgün – Izgnanie” iki buçuk saatlik süresiyle uzun bir film ancak izlerken sıkılmıyorsunuz. Durgun bir film ama yorulmuyorsunuz. Konu, özellikle ikinci yarı dağılıp gitse de, müzikleri, her bir karesi tablo yapılacak kadar güzel görüntüleri, oyunculuk kalitesi hatırına bile izlenecek filmler arasında.
aynı tarihte yazılanlar:
- karizmatik… - 2007
- “Rize’de neler yapılabilir?” - 2006
- Firefox flash plug-in sorunsalı - 2006
3 Yorum Yapılmış »
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URI
Yorum yapın
Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS.
Yorum yapan sac — 26 Şubat 2008 #
abi filmde ne var ne yok anlatmışsın spoiler olabilir diyosun :) üşenmemiş bir sürü kareyi almışsın ama güzel olmuş. kompartmandaki kare ve az üstteki kadının gölgesinin evin duvarına düştüğü sahne çok hoşuma gitmişti benim de. kadın çok deli bakıyor :)
Yorum yapan ali usta — 26 Şubat 2008 #
Abi yazmaya başlarken bu kadar açık yazacağımı düşünmemiştim, o yüzden spoiler olabiler demiştim. Ama spoillerin kitabını yazmışım, evet :)
Yorum yapan Neommakad — 20 Mayıs 2008 #
Güzel bir inceleme olmuş, tebrikler !
“Suyun akışı” sahnesi gerçekten çok güzeldi. ( http://www.youtube.com/watch?v=pTef_pWzBjM )
Bu sahne, bana, Tarkovski’nin Stalker’ındaki bir sahneyi anımsattı. Büyük ihtimalle oradan esinlenerek çekilmiş bir sane bu. Stalker’da da, kamera su üzerinde bir gezinti yaparak, iz sürücünün eline ulaşıyor.