İkisi bir arada
Cumartesi, Mayıs 31st, 2008AÖF talebelerine gitsin :P
Hamiş: Leonard Cohen eylemlerimiz devam edecek!
Hamiş İki:
Hamiş Üç: Lost bizi adaya götür :)
AÖF talebelerine gitsin :P
Hamiş: Leonard Cohen eylemlerimiz devam edecek!
Hamiş İki:
Hamiş Üç: Lost bizi adaya götür :)
Abilerine özenen çocukların dergisi sloganıyla sanal ortamda mailler aracılığıyla yayılan avlu dergisinin birinci, ikinci ve dördüncü sayılarına buradan ulaşabilirsiniz. Üçüncü sayı bana gelmediği için yayınlayamıyorum. Belki de ikiden sonra dördüncü sayıyı çıkarmışlardır, bilmiyoruz :)
İki A4 sayfası ebatındaki bu dergiyi beğeneceğinizi ümid ediyoruz, çünkü biz beğeniyoruz…
Hamiş: Üçüncü sayıyı dağıtımcısından bulup ekledim, link güncellenmiştir :)
Pazar günü sabah erken kalkıp Kadıköy’de S. İle buluştuk. Bunca zaman içinde ilk kez vaktinde geldi :) Artık bizim için klasik haline gelen Moda’ya gittik. Giderken pastaneden bilumum pasta ve çörek çeşitleri almayı da ihmal etmedik. Koyu bir muhabbetin artından üşüdüğümüzü fark ederek yürümeye başladık, sahil boyundan ilerleyerek Fener’e gittik. Bu sırada da eski dost Şair Mehmed Efendi ile her zaman yaşadığımız iletişim sorununu yine yaşadık. İletişemedik gitti! Şükür ki geç de olsa Kadıköy İskele Camii’nde buluşabildik Şair Mehmed Efendi ile.
Kadıköy civarında dolandık, oturup çay içecek bir şeyler atıştıracak yer ararken bir sürü kilisenin önünden geçtik. S.’ye “hayırdır pazar pazar kiliselerin dibinden ayırmıyorsun bizi, istersen abdestimiz de varken ibadet edelim” dedim :) Sonra soluğu Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin çay bahçesinde aldık.
Buraya girişte S.’nin arkadaşı olan Ö. İle karşılaştık ki biz de dört yıl önce filan tanışmıştık. Ö de kız arkadaşı ile birlikte bize katıldı, bir müddet de onlarla muhabbet ederek ayrıldık oradan.
(daha fazla…)
İki buçuk günlük İstanbul seyahatimin detaylarını yazacağımı söylemiştim, lafı uzatmadan başlıyorum.
Cuma günü saat 11:30 sıralarında Sabiha Gökçen’e iniş yaptım. “Kadıköy’e nasıl giderim” diye düşünürken üzerinde Yeni Sahra yazan Havaş otobüsünü gördüm. Kaptana Yeni Sahra’ya kadar mı gidiyorsun diye sordum, evet dedi, ben de bindim otobüse.
Yeni Sahra’ya geldiğimde inmeye hazırlanırken inmeyen yolcuları görünce, otobüsün devam edip etmeyeceğini sordum, Kadıköy’e kadar gidecek dediler, şaşırdım. İnmedim ben de ve Kadıköy’e kadar bu otobüsle devam ettim. 12:30 filandı sanırım.
Cuma namazını İskele camiinde kıldıktan sonra karşıya geçip okuluma uğradım. Diplomamı aldım. Diploma alınırken yemin ediliyormuş. Metni okumaya başladım ama okul sekreterimiz beğenmedi, daha gür ve yüksek sesle okumam gerekiyormuş! Ya sabır diyerek ve bağırarak okudum. Aldım diplomamı. Geçici mezuniyet belgem daha güzeldi bence…
Sonra okulda S. Bey’e uğradım, uzun uzun muhabbet ettik, yemeğe çıktık sonrasında, daha sonra da çay faslına başladık. Çok uzun sürmedi, vakit dardı.
(daha fazla…)
Daha önce Karakutu TV’de dinlemiştim severek. Uzun zaman sonra dün Kadıköy Alkım’da çalıyordu, Sercan’a sordum “Kimdi bu amca?” diye, sonra hatırladım Leonard Cohen olduğunu. Parçayı da yutubdan buldum bugün.
Dinleyelim…
İstanbul günlüğü daha sonra, muhtemelen akşama doğru. Bekleyin! :)
Öhöm,
Narşist tarafımdan kalktım bugün sanırım. Normale dönüyorum hemen.
Efendim, cuma günü sat 11:00-11:30 gibi havaalanında olacağım, siz cuma günü bu saatlerde nerede olacaksınız? ***** olursanız ne âlâ, çünkü hazır gelmişken ***** da alayım diyorum, çürüyecek sizin arşivlerinizde sonra. ***** aldıktan sonra bir miktar sizinle flört edip, Mecidiyeköy tarafına geçip kısa bir arkadaş ziyaretinden sonra Kayışdağı’na bizimkilerin yanına doğru gitmek niyetindeyim. Anneannem de ayağındaki bir rahatsızlık yüzünden hstanedeymiş, onu ziyareti de gerçekleştirmiş olurum bu sırada.
Cumartesi günü asıl geliş sebebim olan ***** gerçekleştireceğiz diğer arkadaşlarla birlikte. Kesin saat vermek riskli ise de 16:00 gibi hür kalmak gayreti içinde olacağım (Ola ki sizi bir kaç saat bekletip, beni bütün bekletişlerinizin intikamını da almak isteyebilirim, dikkat etmekte faide var!). Hür kaldıktan sonra gecenin ilerleyen saatlerine kadar İstanbul “alemlerine akabilir”, günümüzü gün edebiliriz, sizin için bir “izin” sorunu çıkmayacaksa tabii!
Pazar günü saat 19:30′da geri döneceğim. Yani 18:30′da havaalanında olmam icabeder. Pazar günü sabah namazını müteakip de buluşabiliriz, bu buluşmaya eski dost Şair Mehmed Efendiyi de dahil edebiliriz.
Bütün bunlar benim tarafımdaki planlar, siz “ne havaya giriyorsun lan, sana o kadar ayıracak zamanım yok” derseniz Küçük Emrah modunda başımı önüme eğer, Üsküdar sahilinden İstanbul’u seyrederek de Rize’ye dönebilirim.
Gün içerisinde cevap yazabilirseniz de on numara derecesinde sevinirim.
Arz ederim,
–
ali usta
blog: http://blog.alisari.net
foto: http://flickr.com/photos/ali_usta
15 Mayıs 2008 Perşembe günü saat 20:00′de, Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde Prof. Dr. İsmail Kara ve afişe tam bakamadığımdan göremediğim bir başka konuşmacının da katılacağı “Nurettin Topçu” konulu bir konferans olacakmış.
Kimin düzenlediği konusunda da bir bilgim yok. Duyuru konusunda sınıfta kalmış bir organizasyon gibi görünüyor.
İlgililerin bilgisine.