Katsayı şeysi

YÖK, ÖSS’deki katsayı adaletsizliğini ortadan kaldıran bir karar almış. Artık herkes eşit şartlarda yarışacak. Güzel. On sene kadar geç alınmış bir karar da olsa, zamanında bir neslin eğitim hakkının içine edilmiş de olsa hatadan dönülmüş olması, bundan sonrası için iyiye işaret. Seneye sınava girsem mi diye düşünmüyor değilim :p

Herkes yazıyor çiziyor konu hakkında, Taraf‘tan Yıldıray Oğur güzel bir yazı yazmış, paylaşayım dedim: “Artık tornacılar da Marx okuyabilecek”

paylaşmak güzeldir:


  • FriendFeed
  • Twitter
  • Facebook
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Add to favorites

benzer yazılar:

Tags: , , , , , ,

13 Responses to “Katsayı şeysi”

« Öncekiler12Sonrakiler »
  1. Mustafà Ràví Says:

    Ali bey, selâmun aleyküm yani selâmet üzerinize olsun.

    Artık fencilerin sosyalcilere ve türkçe-matematikçilere (eşit ağırlıkçılara) aid bölümlere girememesi ve bilmukabele (vice versa) durumu da ortadan kalktı değil mi bu yeni düzenlemeyle?

    Lise öğretmenlerinin câhilâne tavırları yüzünden pek çok genç ona uyan ve başarıyla yapacağı asıl meslek çeşidinin ne olduğunu ancak ilerleyen yaşlarında anlıyor. Meselâ ben, lise sonda, artık fenci oluşum katmerlendikten ve geri dönüş imkânı kalmadıktan sonra, sosyal veya beşerî bilimci, özellikle de tarihçi olmam gerektiğini anlamaya başladım. Girdiğim üniversitedeki “ezbere değil, analize dayalı” tarih eğitimini görünce de öyle bir meftun oldum ki o bölüme… Kaderin yardımı sayesinde bölüm değiştirebildim.
    Ya bunu yapamayan ve mutsuz olmaya itilen, ömrü boyu “ömrün boyu fenci/sosyalci/eşit ağırlıkçı kalacaksın, hahahaha!” zulmüne maruz bırakılan daha talihsiz diğer insanlar ne olacaktı?

    “Erkek adam mühendis olmalı, para kazanmalı, insanı düşündüren ve az para kazandıran öyle lüzumsuz sosyal/beşerî bilimler bölümlerine girmemeli!” Hay benim ortaokul ve lise öğretmenlerim, hay size ne diyeyim!…

  2. Mustafà Ràví Says:

    Ama tabii ki burada en büyük zulüm meslek liseliler ve bilhassa da imam-hatiblilere yapıldı. Ah o sinirli çünkü mazlum tanışım, şimdi ne yapar acaba. Katsayı zulmünün alelacele dayatıldığı ve dolayısıyla en çok mazlum olan nesli hatırlarsınız, aradan kaç yıl geçti; herhalde artık hayatını kurmuştur ve geri dönüş imkânı da kalmamıştır. Ağlamaklıydı. “Ben imam-hatibe dinimi öğrenebilmek ve düzgün bir İslâmî hayata sahib olmak için yazdırıldım, hiçbir zaman ne imam-hatib olmayı, ne de ilâhiyât okumayı düşünmedim bile. Bana bunu reva görenlerin hâkim olduğu bu dünyada ne adaletinden, ne mutluluğundan bahsediyorsun.” meâlinde konuşuyordu bir arkadaşına.

    Sonra, açtığı Fikir Âlemi’ni neredeyse tamamen bana teslim eden sevgili ve muhterem arkadaşım Kaan. Belki onun kaybı daha da büyük oldu. Boğaziçi’nden bölümler kazanıp ilerleyebilecek bir puan aldığı hâlde o yıl ani bir baskınla dayatılan zulüm yüzünden bütün hayalleri yıkıldı. Uzun süre şoka uğramış vaziyette avare avare ve dünyadan kopmuş bir halde gezdi. Psikolojik problemler yaşadı; anksiyete ve panik atak problemlerine yakalandı.

    En sonunda bütün ümidini kaybederek ufak bir memurluğa girdi ve evlendi, bir yuva kurdu. Keşke, inşallah, yeni düzenleme onun bir işine yarasa diyeceğim ama dar gelirli ve evli bir genç memur olarak bunun vuku bulması onun için çok zor görünüyor. Ah, ülkemizin İslâmî görüşlü bilinen ileri gelenleri ve zenginleri, bu tür kardeşlerimize evli olmalarına filân takılmaksızın, daha doğrusu asıl evli olmalarına bakıp onlara daha çok ilgi göstererek, maddî ve mânevî destek olsalar ya… Bir millet ve bir cemaat (grubu veya fırkası dikkate alınmaksızın bütün dindar görüşlü müminleri içine alan bir cemaat) olarak bunu yapmazsak bizde vicdan var, biz hakiki müminiz diyebilir miyiz Allah aşkına?

    İnsanların kazanılmış başarılarını, yani haklarını ve bu haklar üzerine bina ettikleri ümidlerini, dahası ülkenin parlak kabiliyetlerini böyle yırtıcı bir saldırganlıkla yok etmek hangi vicdana, hangi akla, hangi merhamete sığdı? Kur’an’daki “sert” ayetleri fazla sert bulup eleştirenlere bu gerçekler bir ders olmalı.

    Bu arada, İmam-hatibliler böyle bir zulme uğramışken, yukarıdaki Deniz beyin “Eşitlik oldu tamam ama burada meslek liseleri amaca ulaşmak için araç olarak kullanıldı.” gibi tuhaf bir yorum yapmasını hiç çekinmeden ve kasden ve bütün kuvvetimle kınıyor ve ayıblıyorum.

  3. ali usta Says:

    ve darbeci baronun ortasını gole çevirmekte hiç zorlanmadı danıştay…

« Öncekiler12Sonrakiler »

Leave a Reply