şeyler
Cumartesi, Mart 6th, 2010Ben ne zaman düzenli yazmaya kararlılığında olsam, hiç beceremiyor, bir önceki yazımla son yazım arasına aylar giriyor. Artık dert de edinmiyorum, böyle aklıma estikçe, keyfim yerine geldikçe, fırsat buldukça çiziktiriyorum.
~
Hal böyleyken, blogun ziyaretçi istatistikleri karşısında şaşırıp kalmadan da edemiyorum. Tembelliğime rağmen inadına gelip ziyaret edenler var, teşekkür ediyorum :)
~
Sanırım iki ay önce okumaya başladığım kitabı (Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslam, İsmail Kara, Dergâh) halen bitirebilmiş değilim. İnşallah İsmail Kara kitabın ikinci cildini yayınlamadan, bitirmiş olurum. Kitap’tan kısaca bahsetmek isterdim ancak haddime değil. Merak ediyoruz diyorsanız, TVNet’te yayınlanan (ve web sitesinden de izleyebileceğiniz) ve konuğu kitabın müellifi olan iki bölüm halindeki “Türkiye” programını izleyin, derim. Televizyonda birkaç yılda bir görebileceğiniz bir adamı bulmuşken iyi dinleyin.
~
İşim beni fazlasıyla yoruyor. İşten eve geldiğimde düşecek yer arıyorum her seferinde. Böyle olunca okuma, yazma, izleme, dinleme faaliyetleri hayli sekteye uğruyor. Bir de yaklaşmakta olan açık öğretim vizeleri var ki, aman… Bu senenin telafisi yok benim için, ipleri sıkı tutmalıyım. Deniyorum…
~
Theo Angelopoulos’nun son filmi Dust of Time (Zamanın Tozu) internet alemine düştü sonunda. Onu izlemeye niyetliyim, bakalım beklediğimize değecek mi.
~
Lost’la birlikte Damages’ı da takip ediyorum. Daha doğrusu etmeye çalışıyorum çünkü bu dizi için alt yazı çıkmasını beklemek çok uzun süren bir eziyet. Çok kaliteli ve güzel bir dizi olmasına rağmen, ülkemizde yeteri kadar ilgi görmediğinden alt yazısının çıkması çok uzun sürüyor.
~
Son olarak, içinde bulunduğumuz hafta nöbetçiyim iş yerinde. Ben nöbetçiyken çok vukuat oluyor bu şehirde, sinir oluyorum!









