Cancao Do Mar - Dulce Pontes

Primal Fear‘da (İlk Korku) dinlediğimiz harikulade eser. Eseri bulan Sacid beyefendiye sonsuz şükranlarımızı sunuyorum :)

İşte klibi:




İsteyene sadece ses:

Yevgeni Onegin

Sacid ağabeyimizin şuradaki tavsiyesi üzerine temin edip izlediğim Onegin hakkında ileri geri konuşacağım :)

Evvela güzel film! İzlenilesi. Kesinlikle vakit kaybı değil! Olay Rusya’da geçiyor ve Sacid ağabeyimin de dediği gibi karakterler Britanya İngilizcesi konuşuyor. Bunlar filme ilişkin lüzumsuz teferruatlar, asıl zorum Onegin kişisi ile :)

Filmi izleyenlerden ya da hikayeyi bilenlerden yorum bekliyorum. Bu adam, Tatyana kendisine deliler gibi aşıkken onu reddeden, Tatyana’nın kardeşi Olga ile baloda dans etmesi sonrasında Olga’nın nişanlısı (ki aynı zamanda kendisinin de arkadaşı) tarafından düelloya davet edilen, düelloda adamın kafasına delik açmaktan imtina etmeyen; sonra kafayı sıyırıp Petersburg alemini terk eden ve altı yıl sonra yeniden Petersburg’a dönen; burada kuzeninin davetlisi olarak katıldığı baloda gördüğü Tatyana’yı kuzenine “kim ki bu bacı” diye hiç de tanımıyormuş gibi soran; sonra Tatyana’nın, kendisini davet ettiği kuzeni ile evlendiğini öğrenen ve nedense beyninden vurulmuşa dönüp, aslında kendisinin de Tatyana’ya deliler gibi aşık olduğunun sanan adam…

Bir türlü anlam veremedim. Yani ne oldu da Onegin, Tatyana’ya aşık olduğunu anladı (ya da sandı!). Kanaatim, Tatyana’yı kaybetmiş olmayı gururuna yediremedi. Ancak bu sonu tamamen kendi hazırlamadı mı?

Daha sonralarda da, evli olan, hem de kuzeni ile evli olan eski aşığının peşini bırakmamalar, mektup yazmalar, evine gidip, dizine kapanıp salya sümük ağlamalar filan… Hiç de Tatyana’nın ilan-ı aşk mektubu karşısında aklı başında konuşan adam davranışları değildi. Tatyana’nın “Ben başka bir adamın karısıyım. […] Ve ona sadık olacağıma yemin ettim” demesi, Onegin gibi duygularının aklını ele geçirmesine izin vermemesi, bütün bunları ağlıyor bir halde ve öncesinde Onegin’e “seni seviyorum” demiş olmasına rağmen yapıyor olması, çok çok güzel şeylerdi.

Muhakkak ki romanı okuyup öyle karar vermek daha yerinde olur ancak Onegin’in davranışlarının ahlaki olmaması bir yana, Onegin’e hak vermemizi gerektiren bir şey de yok ortada. Severiz garibanı, ezileni, haksızlığa uğrayanı ancak Onegin için bunlar geçerli değil. Burnu bir karış havada bir adam! Aşığının mektubuna “ilerde toparlarsın kendini, takma kafana” gibi alaycı ifadelerle cevap vereceksin, sonrasında da sırf gururuna dokunduğu için aslında “aşık olduğunu” iddia edeceksin.

Ben yemem arkadaş, Tatyana da (bir ara sendelediyse de) yemedi :)

Onegin’den bir Anna Karenina çıkar mıydı? Çıkardı aslında ama o zaman güzel olmazdı :)

meraklısına

Klasik film meraklılarına downloada doyacakları bir site: http://iloveclassics.blogspot.com

Envai çeşit türden müzik bulabilecekleri dolu dolu bir blog da şurada: http://yourtrack.blogspot.com

Gustavo Santaolalla / Can Dry Leaves Help Us?

21 Grams’in soundtrack albümündeki bu parçayı dinliyorum son zamanlardır sadece. İçim burkuluyor resmen. İptal oluyorum. Süper. Dinleyin…

Hi, honey. I’m on my way home. If you need me to pick up anything along the way, let me…
Girls, no! Don’t touch! Laura, stop, it. Gimme a call on my cell. I’ll see you in a bit.Bye.

olur mu olur valla :)

Bunu dinletmezsem çatlardım, o kadar aradım yani :)

Polis‘ten…

Yalnız sen tut film afişine sloganı yanlış yaz, olur mu, olmaz. Olmamalı :)

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.