Archive for the ‘karala/ma’ Category

kısa kısa kısa

Salı, Mart 31st, 2009

Bu blogun takipçileri, blogun çok kısa aralıklarla tema değiştirdiğine şahittir. Dikiş tutturamayan bir blog burası nedense tema konusunda. Sonunuanlatma.com için tema bakınırken bu elbiseyi de blogum için buldum, hayırlı olsun :)

Eskisi kadar yazmadığım aşikar. Artık eskisi kadar okumuyor/izlemiyor/düşünmüyor olduğumdan olsa gerek. Bunlar olmayınca yazacak/çizecek bir şeyler de çıkmıyor maalesef.

Şu sıralar friendfeed‘de çok oyalanıyorum. Bu blogu da öldürüyor biraz. Biriktirip bloga yazılabilecek şeyler friendfeed’de kendini buluyor. (daha fazla…)

Nurettin Topçu Konferansı

Salı, Mayıs 13th, 2008

Nurettin TOPÇU15 Mayıs 2008 Perşembe günü saat 20:00′de, Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde Prof. Dr. İsmail Kara ve afişe tam bakamadığımdan göremediğim bir başka konuşmacının da katılacağı “Nurettin Topçu” konulu bir konferans olacakmış.

Kimin düzenlediği konusunda da bir bilgim yok. Duyuru konusunda sınıfta kalmış bir organizasyon gibi görünüyor.

İlgililerin bilgisine.

log

Salı, Nisan 1st, 2008

Her şeyin teknolojik ortamda kayıt altında olması aslında rahatsız edici bir durum olsa da, kendi kafanızdaki soru işaretlerine bile cevap olabiliyorsa loglar, varsın her şey kayıt altında olsun.

Olsun ki birilerinin yüzüne “al!” diye yapıştırabilesiniz kayıtları. Kendinizi de, aklınızı da aklayabilesiniz.

Doğru bir tanedir ama yanlış sonsuz!

kaç karakter?

Cuma, Kasım 16th, 2007

Hani “kaç paralık insansın” sen derler ya, beş para etmez insanlar için. Yeni bir kalıp ürettim (uydurdum) ben de, karaktersiz, onursuz insanlar için, “kaç karakterlik insansın” diye.

Soruyorum, kaç karekterlik insansın? Cevap vereyim ben senin yerine: Hiç karakterlik, H İ Ç !

İnsan: Tamamıyla lafın gelişi!

Sevgili S.

Pazartesi, Haziran 11th, 2007

Eğer cep telefonun cevapsız çağrıları gösteriyorsa, lütfen onları ara. Ya da haber ulaştır. Mail, sms, mektup, uçan kuş!

Sevgili günlük…

Perşembe, Haziran 7th, 2007

Ben dün gece sana uzun uzun şeyler yazacaktım ama ulaşamadım sana, çalışmıyordun. Ne oluyor sana allasen? Hem sen de arada bir diyor musun, sevgili yazarım ne oluyor sana allasen, yazmıyorsun hiç, diye.

Yaa, işte böyle…

bir yıl on ay altı gündür

Perşembe, Mayıs 3rd, 2007

bir gerizekâlı, embesil, pislik bir insana* tahammül sınırım.

* insan: tamamen lafın gelişi!

Denk gelmeler…

Pazar, Mart 4th, 2007

Birkaç gün önca bir yazı yazıp, birkaç arkadaştan özür dileyecektim. Arayamadığım, haberdar edemediğim, belki de onları kırdığım için ama çok ilginç bir biçimce bu yazıyı yazmama gerek kalmadan mesele halloldu. Arkadaşlardan biri önceki gün mesaj gönderdi, sonrasında görüşme imkanımız oldu. Aynı günün gecesi diğer arkadaşı ben aradım, bugün de diğer arkadaşla, özel bir çaba sarfetmeden bir “denk gelme anında” sorunu konuştuk, halleştik.

Sevindim… Hani keşke her şey böyle güzel devam etse.

(Onca zamandır yazmayan biri olarak bir günde üç yazı. Bir kaç sene yazmam sanırım :)