Dedikodu

Kulislerde “evlendikten sonra bazı bloggerların (misal ben, n.) blog işlerinden el-ayak çektiklerine ilişkin” yazı yazmaya niyetlenen birileri (misal alexandre) olduğu yolunda duyumlar aldım.

Kendisine buradan sesleniyorum, hatta haykırıyorum: Yıkılmadım, ayaktayım!

:)

Uzun zamandır yazma/okuma işlerinden hayli geri kaldığımın farkındayım. Toparlanırız bir ara inşallah. Baktık ki olmuyor, böyle de iyi der geçeriz karşıya. Boşuna demedik slogan olarak, hayat ne kadar garip, vapurlar filan. Öyle de garip, böyle de…

İstanbulnâme / iki

Pazar günü sabah erken kalkıp Kadıköy’de S. İle buluştuk. Bunca zaman içinde ilk kez vaktinde geldi :) Artık bizim için klasik haline gelen Moda’ya gittik. Giderken pastaneden bilumum pasta ve çörek çeşitleri almayı da ihmal etmedik. Koyu bir muhabbetin artından üşüdüğümüzü fark ederek yürümeye başladık, sahil boyundan ilerleyerek Fener’e gittik. Bu sırada da eski dost Şair Mehmed Efendi ile her zaman yaşadığımız iletişim sorununu yine yaşadık. İletişemedik gitti! Şükür ki geç de olsa Kadıköy İskele Camii’nde buluşabildik Şair Mehmed Efendi ile.

Kadıköy civarında dolandık, oturup çay içecek bir şeyler atıştıracak yer ararken bir sürü kilisenin önünden geçtik. S.’ye “hayırdır pazar pazar kiliselerin dibinden ayırmıyorsun bizi, istersen abdestimiz de varken ibadet edelim” dedim :) Sonra soluğu Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin çay bahçesinde aldık.

Buraya girişte S.’nin arkadaşı olan Ö. İle karşılaştık ki biz de dört yıl önce filan tanışmıştık. Ö de kız arkadaşı ile birlikte bize katıldı, bir müddet de onlarla muhabbet ederek ayrıldık oradan.
Continue reading İstanbulnâme / iki…

İstanbulnâme

İki buçuk günlük İstanbul seyahatimin detaylarını yazacağımı söylemiştim, lafı uzatmadan başlıyorum.

Cuma günü saat 11:30 sıralarında Sabiha Gökçen’e iniş yaptım. “Kadıköy’e nasıl giderim” diye düşünürken üzerinde Yeni Sahra yazan Havaş otobüsünü gördüm. Kaptana Yeni Sahra’ya kadar mı gidiyorsun diye sordum, evet dedi, ben de bindim otobüse.

Yeni Sahra’ya geldiğimde inmeye hazırlanırken inmeyen yolcuları görünce, otobüsün devam edip etmeyeceğini sordum, Kadıköy’e kadar gidecek dediler, şaşırdım. İnmedim ben de ve Kadıköy’e kadar bu otobüsle devam ettim. 12:30 filandı sanırım.

Cuma namazını İskele camiinde kıldıktan sonra karşıya geçip okuluma uğradım. Diplomamı aldım. Diploma alınırken yemin ediliyormuş. Metni okumaya başladım ama okul sekreterimiz beğenmedi, daha gür ve yüksek sesle okumam gerekiyormuş! Ya sabır diyerek ve bağırarak okudum. Aldım diplomamı. Geçici mezuniyet belgem daha güzeldi bence…

Sonra okulda S. Bey’e uğradım, uzun uzun muhabbet ettik, yemeğe çıktık sonrasında, daha sonra da çay faslına başladık. Çok uzun sürmedi, vakit dardı.
Continue reading İstanbulnâme…

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.