Posts Tagged ‘blog’

Uzun uzun…

Cumartesi, Kasım 21st, 2009

Blogun sağ tarafında bulunan “geçmiş zaman” listesine baktığımızda, blogun ilk günlerinden bu güne kadar geldiği durumu çok net bir biçimde görebiliyoruz. 2006 yılının mart ayında 41 yazı yazdığım bu bloga içinde bulunduğumuz yıl içinde toplam 31 tane yazı yazmışım.

Eskiden böylesine çok yazı yazdıran neydi, şimdi yazdırmayan ne, tam olarak ben de bilmiyorum ancak, blog işinin eskisi gibi gitmediği ortada. Kabahati sosyal medyaya atmak mümkün (ki daha önce yaptık bunu zaten) ancak sosyal mecralarda da eskisi gibi faal olmadığıma göre, onun da çok kabahati yok gibi. (daha fazla…)

Ankara günlüğü

Pazar, Nisan 12th, 2009

9 Nisan Perşembe günü öğlen geldim Ankara’ya. Ağabeyim burada olmadığı için sağolsun Fatih karşıladı beni. İlk iki gün Saadettin ve Fatih’in birlikte kaldıkları evde kaldım. Çok güzel ağırladılar sağolsunlar :) Cumartesi günü Sacid abimle buluştuk. Son otobüsümsü taşıt saatine kadar yedik, içtik, muhabbet ettik, Lost’un on ikinci bölümünü izledik beraber :) (daha fazla…)

Ajax Comment Pager

Cuma, Nisan 3rd, 2009

Belli bir sayının üzerinde olan yorumları sayfalamak için bir eklenti arıyordum. Ajax Comment Pager‘ı buldum, wp plugin arşivinde. Kurdum ancak bir türlü çalıştıramıyorum.

En çok yorum almış olan Pnömotoraks Usta yazısında yorumları 6 sayfaya bölüyor gibi görünüyorsa da öyle bir şey olduğu yok. Plugin’in ayarları sayfasında “Comment list ID” ve “Callback method name” adlı değerler var ancak ben çıkamadım işin içinden. Anlayan, duyan, bilen varsa el kaldırsın :)

Wordpress more linkini geri getirmek

Çarşamba, Nisan 1st, 2009

Kullanmaya başladğım yeni temamın bir özelliği, tekil yazı sayfaları hariç hangi sayfada olursanız olun, en son girilen yazının en üstte gösteriliyor olması. Ancak bu alan yüksekliği itibariyle sınırlı bir alan olduğu için, uzun yazılarınızı “more” etiketi kullanmadan yayınladığınızda temanın şekli şemali bozuluyor.

More etiketi kullandığınızda normalde yazıyı bölmesi gereken link benim temada çıkmıyordu. Her yazının altında “devamı” düğmesi var ancak, bu okuyucuyu yönlendirici bir link olmuyor çoğu kez. Sürekli orada olan bir düğme, yazının gerçekten de devamı olup olmadığına dair kesin bilgi vermiyor. (daha fazla…)

kısa kısa kısa

Salı, Mart 31st, 2009

Bu blogun takipçileri, blogun çok kısa aralıklarla tema değiştirdiğine şahittir. Dikiş tutturamayan bir blog burası nedense tema konusunda. Sonunuanlatma.com için tema bakınırken bu elbiseyi de blogum için buldum, hayırlı olsun :)

Eskisi kadar yazmadığım aşikar. Artık eskisi kadar okumuyor/izlemiyor/düşünmüyor olduğumdan olsa gerek. Bunlar olmayınca yazacak/çizecek bir şeyler de çıkmıyor maalesef.

Şu sıralar friendfeed‘de çok oyalanıyorum. Bu blogu da öldürüyor biraz. Biriktirip bloga yazılabilecek şeyler friendfeed’de kendini buluyor. (daha fazla…)

Dedikodu

Çarşamba, Eylül 3rd, 2008

Kulislerde “evlendikten sonra bazı bloggerların (misal ben, n.) blog işlerinden el-ayak çektiklerine ilişkin” yazı yazmaya niyetlenen birileri (misal alexandre) olduğu yolunda duyumlar aldım.

Kendisine buradan sesleniyorum, hatta haykırıyorum: Yıkılmadım, ayaktayım!

:)

Uzun zamandır yazma/okuma işlerinden hayli geri kaldığımın farkındayım. Toparlanırız bir ara inşallah. Baktık ki olmuyor, böyle de iyi der geçeriz karşıya. Boşuna demedik slogan olarak, hayat ne kadar garip, vapurlar filan. Öyle de garip, böyle de…

İstanbulnâme / iki

Perşembe, Mayıs 29th, 2008

Pazar günü sabah erken kalkıp Kadıköy’de S. İle buluştuk. Bunca zaman içinde ilk kez vaktinde geldi :) Artık bizim için klasik haline gelen Moda’ya gittik. Giderken pastaneden bilumum pasta ve çörek çeşitleri almayı da ihmal etmedik. Koyu bir muhabbetin artından üşüdüğümüzü fark ederek yürümeye başladık, sahil boyundan ilerleyerek Fener’e gittik. Bu sırada da eski dost Şair Mehmed Efendi ile her zaman yaşadığımız iletişim sorununu yine yaşadık. İletişemedik gitti! Şükür ki geç de olsa Kadıköy İskele Camii’nde buluşabildik Şair Mehmed Efendi ile.

Kadıköy civarında dolandık, oturup çay içecek bir şeyler atıştıracak yer ararken bir sürü kilisenin önünden geçtik. S.’ye “hayırdır pazar pazar kiliselerin dibinden ayırmıyorsun bizi, istersen abdestimiz de varken ibadet edelim” dedim :) Sonra soluğu Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin çay bahçesinde aldık.

Buraya girişte S.’nin arkadaşı olan Ö. İle karşılaştık ki biz de dört yıl önce filan tanışmıştık. Ö de kız arkadaşı ile birlikte bize katıldı, bir müddet de onlarla muhabbet ederek ayrıldık oradan.
(daha fazla…)

İstanbulnâme

Salı, Mayıs 27th, 2008

İki buçuk günlük İstanbul seyahatimin detaylarını yazacağımı söylemiştim, lafı uzatmadan başlıyorum.

Cuma günü saat 11:30 sıralarında Sabiha Gökçen’e iniş yaptım. “Kadıköy’e nasıl giderim” diye düşünürken üzerinde Yeni Sahra yazan Havaş otobüsünü gördüm. Kaptana Yeni Sahra’ya kadar mı gidiyorsun diye sordum, evet dedi, ben de bindim otobüse.

Yeni Sahra’ya geldiğimde inmeye hazırlanırken inmeyen yolcuları görünce, otobüsün devam edip etmeyeceğini sordum, Kadıköy’e kadar gidecek dediler, şaşırdım. İnmedim ben de ve Kadıköy’e kadar bu otobüsle devam ettim. 12:30 filandı sanırım.

Cuma namazını İskele camiinde kıldıktan sonra karşıya geçip okuluma uğradım. Diplomamı aldım. Diploma alınırken yemin ediliyormuş. Metni okumaya başladım ama okul sekreterimiz beğenmedi, daha gür ve yüksek sesle okumam gerekiyormuş! Ya sabır diyerek ve bağırarak okudum. Aldım diplomamı. Geçici mezuniyet belgem daha güzeldi bence…

Sonra okulda S. Bey’e uğradım, uzun uzun muhabbet ettik, yemeğe çıktık sonrasında, daha sonra da çay faslına başladık. Çok uzun sürmedi, vakit dardı.
(daha fazla…)