Posts Tagged ‘pnömotoraks’

ustanun işine karişilmaz: “kendini pnömotoraks hissedenlerin bilogu”

Pazartesi, Nisan 14th, 2008

Hayli zaman önce Alexandre bey, yakın zaman önce de Sacid abim blogumu kapatıp, sırf pnömotoraksa ilişkin blog açmamı önermişlerdi bana, hiç de haksız sayılmazlar hani.

İnternet aleminin pnömotoraks hakkında tıp diliyle değil de halk diliyle alınabilecek en çok bilgiyi barındıran sitesi burası. (Tamam çok iddialı oldu, şöyle diyelim: İnternet aleminde pnömotoraks hastalarının hastalıklarını anlattıkları, bir sürü örnek vaka barındıran yer burası!) 25 Aralık 2006 tarihinde geçirdiğim pnömotoraks rahatsızlığım ve hastane günlerimi 7 Ocak 2007′de burada yazmamım ardından, pnömotoraks hakkında googleda arama yapan birçok pnömotoraks hastası soluğu burada aldı (ki pnömotoraks hastaları soluğu acilde alır hep :p).

An itibariyle yüz otuz yorum var pnömotoraks usta başlıklı yazıda. İlk yorumlar bana gelen geçmiş olsun dilekleri ise de sonrakilerin tamamı hastalıkla ilgi. Nedir, nasıl olur, tedavi yolları, hangi hasta ne kadar sürede ve hangi tedaviyle iyileşir, tüp çıkarılırken acı verir mi, ameliyat sonrası tekrar etme olasılığı sıfıra yakın derecede düşer mi, pnömotorks geçirmiş biri askerlik yapar mı vs.

İnternet aleminde bu güne kadar işe yarar bir iş yapmadığımız aşikar, bu yaptığım iyi bir şey oldu herhalde :)

Pnömotoraks Usta

Pazar, Ocak 7th, 2007

En baştan başlayarak hastanede geçenleri anlatalım. Merak eden birileri olabileceği ihtimaline binaen değil, bir iç dökümü, bir rahatlama olsun diye.

25 Aralık günü sabah işe giderken sol omzumdan başlayıp belime kadar devam eden ağrılarla neredeyse yolda yürüyemez oldum. Bir müddet Müftü mahallesi camiinde de dinlendim hatta. İşe gidince biraz dinlenmiş olmak iyi geldi sanırım, hemen acile gitmektense sevk alıp hastaneye gitmek daha mantıklı geldi, babamı aradım ve durumu izah edip sağlık karnemi getirmesini istedim (aslında hataydı bu, ne diye ortalığı ayağa kaldırırsın ki!), sonra ver elini hastane.

Acildeki doktora derdimi anlattıktan sonra hemen pnömotoraks dedi, hatta “hiç film çekmeye gerek yok, %100, ama yine de film çekelim” dedi yalnız bizler o dediği şeyin ne olduğunu bilmediğimiz için halen ne olduğunun farkında değildik.

Film çekildi, doktorun dediği diğer doktorlarca tasdik edildi, o sırada göğüs cerrahına haber verildi (bende göz kararmaları bu aşamada başladı işte, ne cerrahı, ne oluyoruz?), “hemen yatıralım, operasyonu yapalım” dedi, biri bana ne olduğunu anlatsın artık dedim.

Acildeki doktor durumu izah etti, akciğer zarının yırtıldığını, korkulacak bir şey olmadığını, bir tüp yardımıyla içerideki havanın alınacağını, 3-4 gün misafirleri olacağımı falan anlattı ancak ben bu sırada bir şey görmeyen, duymayan ve koltuğa yığılıp kalan bir ustayım :)

Servise çıkarıldım, ameliyathane kıyafetleri (yeşiller) giydirildi, sedyeye bindirildim (bütün bunlar o kadar çabuk oldu ki, anlatamam!) dışarı çıkarılırken annemi ve ablalarımı gördüm! (Annem ağlıyor vaziyette gelip bana sarıldı, ki ben o ana kadar oldukça rahattım ancak ondan sonra kötü oldum, sonra yine toparladım kendimi gerçi, bir de küçük ablamın beni sedyede ilk gördüğü andaki şaşkınlığı hala gözlerimin önünde!) Ya hu ne zaman haber aldınız, ne zaman geldiniz siz?

Lokal anestezi ile gerçekleştirilen kısa bir operasyonla göğüs kafesine bir hortum yerleştirildi ve içerdeki havanın tahliyesi bununla sağlandı. Her ne kadar lokal anestezi uygulandıysa da ameliyathanede hayli çığlık attığımı inkar edecek değilim. Doktora yumruk atmamam için ellerimin tutulduğunu da :)

3-4 günde iyileşmesi beklenen hastalık bende çok uzun sürdü e on üçüncü gün tüpten ayrıldım ancak. Öyle ki birkaç gün daha tedaviye cevap vermeseydim ikinci defa ameliyathane yolu görünüyordu bana, hatta ben kesin ameliyat olacağım kanaatine varmış kendimi hazırlamıştım bile.

Umudu kesmemek lazımmış demek ki.

Hastanede on üç gün geçirdim, bu on üç günde yedi oda ve sayısız oda arkadaşı değiştirdim. Kurban bayramını hastanede geçirdim, bayramın ikinci günü vali hastaneyi gezecek diye hastalara ve çalışanlara yapılan eziyet karşısında isyan ettim, hastabakıcılarla kavga ettim, vs.

Uyku hali dışında yatakta olmam doktorum tarafından yasaklandığı için koridorlarda volta attım durdum, balon şişirdim, yeni hastanemizin (ki emeği geçenlere teşekkür edelim, çok güzel bir hastanemiz var) hemen her yerini dolaştım can sıkıntısından ve mecburiyetten.

On üç gün nasıl oldu da kapalı bir mekanda kaldım, hayret ettim, hastalığı veren sabrı da veriyormuş demek ki dedim, diğer hastaları gördükçe şükrettim, ne kadar edebildimse…

Bugün kontrol için tekrar gittim, doktorum “sigara içmeye devam edersen, zaten tekrar etmesi muhtemel olan hastalığının tekrar etme olasılığını arttırırsın, ona göre davran” dedi, artık içmeyeceğim dedim ben de. Sigara ile kesin olarak ayrıldık, duyurulur. Bir daha bu eziyete katlanmak istemiyorum :)

Hastanede yatarken M. Hoca’nın getirdiği dizüstü bilgisayar ve internet erişim aparatları sayesinde birkaç gün de olsa iyi vakit geçirdim, hastalığımla ilgili internette bir şeyler okudum durdum.

Pnömotoraks ile ilgili gördüğüm en yanıltıcı bilgi, hortumun vücudunuzdan çıkarılırken duyacağınız acı kısmı ile ilgili. Hortum çıkarılırken o bölgeye anestezi uygulanıyor ve hiçbir şey hissetmiyorsunuz, acı çekildiği yönündeki bilgiler yalan efendim :)

Hastanede kaldığım süre boyunca her gün yanımda olan sevgili aileme buradan teşekkür edecek değilim, onlara gerektiği şekilde teşekkür ettim, buradan sevgili Sacid’e, teşekkür edeceğim ki kendisi bir an bile yalnız bırakmadı beni. Keza diğer blog-flickr arkadaşlarım hepatit, dj zonk, mihman, jonquille, diaspora’ya; her gün telefon ederek durumumu öğrenen Sherlock’a neşe kaynağımız darlandum.köm ekibinin kıymetli üyeleri fatih, ali, oğuz, arif dörtlüsüne de sonsuz şükranlarımı buradan sunmak isterim.

Yine burada isimlerini sayamayacağım kadar çok olan ve sürekli ziyaret eden herkese canı gönülden müteşekkirim.

Hastanede yatmanın kötü bir yanı da “neden şu gelmedi, ya da aramadı” sorununun kafanıza takılması. Rahatsızlığımı duymamasına ihtimal vermediğim iki arkadaşım ısrarla gelmedi ve aramadı ve çok üzüldüm. Şeytan, gelmeyen ve aramayanların listesinin yapımında çok yardım ediyor, bilesiniz :)