Ey Azizan!
ali usta, 29 Ocak 2008, 12:41Anayasa’nın “Başlangıç” bölümünü Anayasa’dan çıkarmadıkça, Anayasa’ya istersek “sadece anneannemizin değil, süt, ebe, üvey, kadın… her türlü annemizin başörtüsü özgür= hür= serbest= azad= Frei= Libre= Free’dir” maddesini koyalım, yine bu derman kâr eylemez ve bu ferman dinlenmez! Anayasa’nın Başlangıcında “Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin… Karşısında koruma göremeyeceği” “eşsiz bir dürüstlük”le dobra dobra haykırılmış değil mi? Elimizde kapı gibi bir Başlangıç varken, bu gibi “alışılmadık yamalar” silip süpürülüp atılmaz mı sanırsınız?
[…]
Biz maalesef daha Anayasa’nın anlamını kavrayabilmiş değiliz. Batı’da buna Constitution (Verfassung) denir. Biz de Kanun-i Esasî dedik. Yirminci yüzyılda, Teşkilât-ı Esasiyye Kanunu deyip sonra da “yasak kökünden gelen bir terimle “Anayasa” dedik. Bilinç altımıza “yasaklılık ilke, hürriyet istisnadır” anlayışı işledi. Oysa “asl olan ibahedir. “Özgürlük kanunla verilmedikçe, yok demektir” değil, “kişi özgürlüğü; Anayasa’nın sınırlama gerekçelerine uygun olarak çıkarılan bir özel kanun ile sınırlanmış olmadıkça, ilkedir” dememiz gerekir. Başörtüsünü yasaklayan hiçbir kanun kuralı yoktur. Şu halde YÖK Ek.17. maddeyi çıkarmak ve daha önce de YÖK. ek.(16)yı çıkarmak hatalı bir davranış idi. Serbestî için değil yasaklama için kanun çıkarılır. Serbesti için çıkaılan ilk kanun kuralının iptali de Anayasa Yargısının hatası olmuştur.
Anayasa ve başörtüsü, Hüseyin Hatemi, 29.01.2008, Yeni Şafak
Cündioğlu
ali usta, 27 Ocak 2008, 03:03Bu blogun takipçileri, Dücane Cündioğlu’na olan hayranlığımı bilirler. Sürekli yazılarından alıntılar yapar(d)ım, kitaplarını duyurur(d)um vs. Hayli zamandır kayda değer bir şey okumadığımdan alıntılar, kitaplar hakkında da herhangi bir şey yazmışlığım yok.
Geçenlerde bir arkadaşla msnde muhabbet ederken (ki bu arkadaş yakında “yeniden” bloglamaya başlayacak olan bir arkadaş) bana Dücane Cündioğlu’nun yeni çıkan iki kitabından bahsetti. Dahası, okudun mu diye sordu. Haberim bile yoktu bu kitaplardan. Hayli zamandır kitap dünyasını takip etmediğim gibi, Cündioğlu’nun köşe yazılarını da okumayı bırakmıştım netekim. (Bunda Dücane Cündioğlu’nun adı bende saklı talebelerinden birinin çok büyük etkisi var!)
Kitaplardan biri “Göz İzi”, diğeri de “Daireye Dair”. Kitaplar hakkında bildiklerimiz “şimdilik” arka kapak yazılarından ibaret…
Dücane hoca ile ilgili bir diğer gelişme de hocanın sigarayı bırakmış olması. Kendimin sigarayı bırakışına bile bu kadar şaşırmamıştım : ) Sigara hakkında hoca ile aynı şeyleri düşünüyormuşuz. Hocanın sigarayı nasıl içtiğine (kendi ifadesiyle “yediğine”) şahit olmadım ancak anlatanlardan biliyorum, buna rağmen bırakması çok sevindirici. Allah daim eylesin…
Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds.
Valid XHTML and CSS.