Özgürlük: İnsanlık adına lütfen! / Doç. Dr. Şaban Çalış

Geçmişte YÖK, mevzuatta bu yönde bazı değişiklikler yapmaya kalktı da ne oldu? Özal YÖK Kanunu’nda değişiklikler yaptı da ne oldu?.. 2004 yılında “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” hükmü Anayasa’ya eklendi de ne oldu? Şimdi anayasasal değişiklikler yürürlüğe girdi de ne oluyor?..

Yeterince açık değil mi? Artık Türkiye’de özgürlükler açısından bir mevzuat sorunu yok. Ortada ciddi bir zihniyet sorunu var. Anayasal değişikliklere yapılan itirazlar göstermektedir ki bu konuda ne yaparsanız yapın, değil mi ki özgürlüklerden bahsediyorsunuz, yasakçıların pozisyonu değişecek gibi görünmüyor. Çünkü gerçek diye gördükleri o çölleşmiş zihniyette çok temel ve fakat oldukça korkunç ve trajik bir yokluk ve yoksunluk var: Bu gerçeklikte anlaşıldığı kadarı ile eleştirel akıl yok, fikir yok, mantık yok. Daha da önemlisi vicdan ve ahlak yok diyebilirim, ama bütün bunları önceleyen esas unsur olarak ortada insan yok. Hak ve özgürlüklerin son tahlilde insani bir mesele olduğu ve bu konuyla ilgili her şeyin de ahlaki temeller üzerinde yükseldiği düşünüldüğü zaman durum daha da vahimleşmiyor mu?


[Yorum - Doç. Dr. Şaban Çalış] Özgürlük: İnsanlık adına lütfen!

Düşün yakasından bu milletin / Ekrem Dumanlı

Aynı ayak üzerine aksayan haşin yaklaşım devam ediyor. 28 Şubat’ta düğmeye basmakla övünen Ali Kırca, yaşananlardan ders çıkaracağına yeni geldiği Show TV’de o malum yanlışlarıyla işbaşı yapıyor. Gizli kameralar yerleştiriliyor ve bayan personelin başörtüsü böyle bir metotla (!) tespit ve tescil ediliyor. Malumdur ki bu tür haberler (ihbarlar) belli kurumlara servis edilmek içindir. O amaçla yapılmayanlar bile raporlara dönüştürülür ve kritik toplantılarda gündem malzemesi olur. Oysa karşımızda gizli kamera mağduru sayılabilecek bir televizyoncu duruyor. Herkes yapsa bu hatayı Kırca yapmamalı.

Bir başka medyatik heves, lisede namaz kılanların tespit edilmesi; hatta teşhir edilmesi. Dünkü bir gazetede bodrum katta namaz kılan çocuklar deşifre (!) ediliyordu. Sanki gizli bir örgüt ya da uyuşturucu çetesi yakalanmışçasına bir sevinç var gazetede. Haberin hemen yanı başında eşcinsellere özgürlük talep eden bir başka haber. Yani birine özgürlük, ötekine baskı. Haberle ihbar, muhabirle muhbir arasındaki fark anlaşılıncaya kadar sürecek bu insan avı. Yazık!

Düşün yakasından bu milletin, Ekrem Dumanlı, 22.01.2008, Zaman

Powered by WordPress with GimpStyle Theme design by Horacio Bella.
Entries and comments feeds. Valid XHTML and CSS.